Vücut Isısı Nasıl Düzenlenir?

Vücut Isısı Nasıl Düzenlenir?

Sıcak bir yaz günü geçiriyorsunuz ve hava durumu 30 dereceyi gösterse bile hissedilen 40 derece diye yakınıyorsunuz. Peki böyle bir sıcaklığın altında vücut ısınız nasıl sabit tutuluyor hiç düşündünüz mü? O güneşin altında kulaklarımızdan buhar çıkmadığı için belki de fazlasıyla şanslıyızdır. Bu şansın altında yatan mekanizma nedir peki? O zaman şimdi vücut ısısının düzenlenmesi nasıl gerçekleşiyor bir göz atalım.

İnsan homeoterm (sıcakkanlı) bir canlıdır; iç ortamın ısısını daima sabit tutmaya çalışır. Vücut ısısının sabit sürdürülmesindeki kahramanlardan belki de en önemlisi hipotalamustur.

Hipotalamusta ki ısı düzenleme merkezleri tarafından vücut ısısı ayarlanır ve sinirsel geribildirim mekanizmaları ile düzenlenir. Hipotalamusta preoptik alan olarak adlandırılan bölgedeki nöronların, ısı reseptörü gibi işlev gördükleri düşünülmektedir. Bu alanda çok sayıda sıcağa duyarlı nöron ve bunların yaklaşık üçte biri kadar soğuğa duyarlı nöron bulunur. Bu bakımdan preoptik alanın ısı kaybından sorumlu olduğu söylenebilir.

Vücut Isısı Hipotalamusta Ayarlanır

Sıcağın oluşturduğu tepkisel cevaplar hipotalamusun ön bölgesinden doğar. Ayrıca deri ve derin dokularda da sıcağa ve soğuğa duyarlı reseptörler bulunur. Hipotalamusun aksine, deride ki soğuğa duyarlı reseptörler, sıcağa duyarlı olanlardan yaklaşık 10 kat daha fazladır. Bu nedenle ısının çevresel kontrolünde sıcak değil, özellikle soğuk rol oynar.

Deri ve derin dokulardan gelen uyarılar hipotalamusun arka bölgesine iletilir. Hipotalamusun arka bölgesinde soğuğa duyarlı reseptörler vardır. Soğuğun oluşturduğu tepkisel cevaplar hipotalamusun arka bölgesinde doğar. Vücut ısısının artması durumunda, sıcağa duyarlı reseptörlerin uyarı sıklığı artar ve ısı kaybettiren mekanizmalar çalışır. Vücut ısısının azalması durumunda ise soğuğa duyarlı reseptörlerin uyarı sıklığı artar. Preoptik alan ve çevreden gelen uyarılar hipotalamusun arka bölgesinde birleşerek vücutta ısıyı oluşturan mekanizmalar çalıştırılır.

Vücut ısısının düzenlenmesi için kritik düzey ağız içi sıcaklığın 37.1 derece olmasıdır. Bu noktada ısı yapım ve kayıp mekanizmalarının çalışmadığı kabul edilir. Bu nedenle 37.1 derece sistemin ”ayar noktası” olarak adlandırılır. Ayar noktasının üstündeki değerlerde ısı kaybı arttırılır ve ısı oluşumu azaltılır. Böylece vücut ısısı düşürülerek ayar noktasına getirilir. Bunun altındaki değerlerde ise ısı kaybı azaltılır ve ısı oluşumu arttırılır. Böylece vücut ısısı ayar noktasına yükseltilir.

Vücut Isısını Azaltan veya Artıran Mekanizmalar

Sempatik sinir sistemi vücut ısısının düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. Vücut Isısı arttığı zaman, azaltılması için derideki kan damarlarında genişleme ve terleme ile ısı oluşumunun azalması süreci gerçekleşir. Damarlardaki genişleme vazodilatasyon olarak adlandırılır. Bu işlem gerçekleşirken hipotalamusta damarların daralmasını sağlayan vazokonstriksiyon mekanizmasının çalışması engellenir. Derideki kan damarları genişledikçe deriye ısı transferi artar. Vücut Isısı arttığı zaman hipotalamusta, preoptik alanın sıcaklıkla uyarılması terlemeye yol açar. Bu bölgeden başlayan uyarılar otonom sinir sistemi yolu ile omuriliğe, oradan da vücudun her tarafındaki deriye iletilir.

Diğer yandan vücut Isısı azaldığı zaman deride vazokonstriksiyon, derideki tüylerin dikleşmesi (piloereksiyon) ve ısı oluşumunun artması için; titreme, sempatik aktivasyon ve tiroksin salınımı gerçekleşir. Bu etkiler hipotalamustaki sempatik merkezlerin uyarılması ile sağlanır. Böylece deriye ısı transferi azaltılır. Dolaşımdaki adrenalin ile noradrenalin hormonları aracılığıyla hücre metabolizmasının hızı artar. Besin maddelerinden ihtiyaçtan daha fazla enerji oluşumu sağlanır. Buna ”kimyasal termogenez” denir. Hayvanlarda kimyasal termogenez kahverengi yağ dokusu ile orantılıdır. Bu tip yağ içeren hücrelerde fazla mitokondri bulunur ve böylece ısı üretimi daha fazla yapılır. Bebeklerde vücut ısısının yetişkinlerden yüksek olmasının sebeplerinden biri de kahverengi yağ dokusunun fazla olmasıdır.

Bazal Metabolizma Hızı ile Vücut Isısı Düzenlenebilir

Bu süreçlerin dışında hormonal sistem bazal metabolizma hızını ayarlayarak, istemli motor hareketleri arttırarak veya azaltarak vücut ısısının düzenlenmesi konusunda yardımcı olur. Vücut ısısının düşmesi durumunda tiroit uyarıcı hormon (TSH) salınımı artar ve buradan tiroksin hormonu salgılanır. Artan tiroksin hormonu, vücutta hücre metabolizmasını hızlandırır. Ancak bu artış ani olmaz ve haftalar sonrasında görülür. Bu nedenle kutuplarda yaşayan insanlarda guatr hastalığı görülme riski yüksektir.

Peki neden ateşimiz çıkıyor sorusu ile yazımızı sonlandıralım. Ateş, vücut ısısının normal sınırlarının üzerine çıkması durumudur. Böylece hipotalamusta ki ayar noktasının sınırı aşılmış olur. Ayar noktasındaki ısı değeri yükselince, ısı üreten tüm mekanizmalar harekete geçer. Yaklaşık 8 ile 10 dakika içerisinde ateş meydana gelir.

Enfeksiyonlarda Vücut Isısı Uyarı Gibi Çalışır

Ateşin yükselmesine; enfeksiyonlar, beyin tümörleri, cerrahi işlemler ve sıcak çarpması gibi durumlar sebep olabilir. Enfeksiyonlara cevap olarak gelişen ateşin koruyucu rollerinden biri, artan vücut sıcaklığının organizmanın cevabını uyarıyor oluşudur. Zarar görmüş dokular, ateşin yükseldiği durumlarda hızlanan metabolizmadan dolayı hızla tamir edilirler. Bu bakımdan orta dereceli ateş ile seyreden enfeksiyon hastalıklarında ateşin düşürülmemesi gerektiğini savunan görüşler de vardır.

Vücudumuzda ki tüm süreçlerin hassas bir ayarda düzenlendiğine tekrar şahit olduğumuz bu mekanizmanın önemi yadsınamaz. Bu kadar hassas bir ayarda çalışıp hiç sızlanmayan fizyolojik süreçlerimize bir teşekkür borçluyuz.

Hazırlayan: Damla Uludağ

Kaynaklar

1-https://goo.gl/lFbDHs

2-https://goo.gl/YlVpv7

3-https://www.icr.org/article/4558

4-https://goo.gl/eqzxOf

Bilgi paylaştıkça çoğalır 🙂 Arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?
0

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bilgi paylaşıldıkça çoğalır :)