Çağlar Öncesinden Gelen Bir Teknik: Akupunktur

Çağlar öncesinden gelen bir teknik: Akupunktur

Batı’nın titiz yöntemleri ile eğitilen titiz bilim insanları, Çin kültüründe MÖ 2500 yılına dayanan ağrı kesme yöntemi olan akupunktura ilk başta şüphe ile yaklaşıyorlardı.

Akupunktur yönteminde uzman bir pratisyen, vücudun çeşitli noktalarına ince iğneler batırır ve eliyle çevirerek ya da elektrik vererek uyarır. 10 – 20 dakikalık iğne uyarımının ardından hastalar genellikle ağrılarında azalma olduğunu bildirirler.

Bu işlemin gizemli tarafı ise iğnelerin batırıldığı noktaların haritasının binlerce yıl önce çıkartılmış olmasıdır. Araştırmacılar ise artık bu noktaların şiddetli yaralanma noktalarından çok uzak olduğunu belirtiyor.

Akupunktur Bilimsel Temellere Dayanıyor mu?

Günümüzde bilim insanları akupunktur ile ilgili bazı gizemleri çözmeyi başardı. Birincisi, iğnelerin batırıldığı noktalar yaralanma noktaları ile ilgisiz görünse de genellikle ağrıyı ileten yollara çok yakındır. İkincisi, bu noktaların uyarılmasının endorfin salgılanmasına sebep olduğu ile ilgili bazı kanıtlar bulunmuştur. Örneğin, bir hastaya önce endorfin salgılanmasına engel olan bir ilaç (naloxan) verilirse akupunktur ağrı kesmede başarılı olamıyor. Üçüncü olarak ise, fMRI taramaları akupunkturun beyinde ağrı hissi ile ilgili olan bölgelerdeki hareketliliği azalttığını gösteriyor.

Akupunkturun baş ağrısı ve sırt ağrısını azaltması konusundaki etki derecesi üzerine yapılan araştırmalar, hastaların %50-80’i kadarının kısa vadede iyileşme gösterdiğini ancak 6 aydan sonra bu hastaların %50’sinde belirtilerin geri döndüğünü gösteriyor. Akupunkturun, sporcularda görülen bazı kronik ağrıların (eklem tendonu iltihabı) giderilmesinde başarılı olduğu yönünde de bazı kanıtlar bulunuyor. Yapılan araştırmalar akupunkturun mide bulantısı (kemoterapi kaynaklı bulantı veya sabah bulantısı) ve diş tedavisinin ardından görülen bazı ağrılarda etkili olduğunu göstermiştir. Akupunkturun eroin, kokain ve nikotin bağımlılığının tedavisinde başarılı olduğunu gösteren çok az kanıt bulunuyor.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Yazıyı beğendiyseniz 5 yıldız verebilir misiniz?

Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Johnson & Johnson'a bağlı olarak Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde klinik araştırma koordinatörü olarak çalışıyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.