Atıştırmalık Yiyeceklere Nasıl Karşı Koyarız?

Atıştırmalık Yiyeceklere Nasıl Karşı Koyarız?

Aramızda cips sevmeyen yoktur sanırım. Çoğu kişi enfes bir Pringles kutusunun cazibesine karşı koyamaz ama kutunun dibini görmeye yakınken de kendine “Neden bunu yiyorum” sorusunu sormadan edemez. Bu durumu sorgulayın ve sorgulamayın fark etmez, atıştırmalık yiyeceklerin zararlı olduğunu bilmemize rağmen hepimiz onları severiz. Bu durumun temelinde yatan sebep beynin ödüllendirilmek istemesidir.

Atıştırmalık Yiyecekler ve DLPFC

Waterloo Üniversitesi’nde görevli bilim insanları yaptıkları çalışmalarında özellikle tuzlu, yüksek kalorili yiyecekleri yeme isteğinden sorumlu beyin bölgesinin dorsolateral prefrontal korteks (DLPFC) olduğunu buldular. Yapılan çalışmalar DLPFC’nin çalışmadığı zamanlarda kişilerin çikolata gibi atıştırmalık yiyeceklere karşı koyamadıklarını gösteriyor. Beynin en ön bölgesi olan prefrontal korteksin başlıca görevinin düşünme, öğrenme, karar verme gibi bilişsel işlevler olduğu biliniyor. Peki, o zaman cips yemekle bu alanın ne alakası var?

DLPFC’nin atıştırmalık yiyeceklerle olan ilişkisini araştırırken, ekip çalışmalarını şiddetli çikolata ve cips isteği duyan 21 sağlıklı kadın üzerinde yürüttü. Araştırmacılar kadınlara atıştırmalık (bisküvi, pasta vb.) yiyeceklerin resimlerini göstererek onların iştah hissini harekete geçirmeye çalıştılar. Bir sonraki aşamada, ekip teta dalgalarını hedefleyen bir çeşit beyin uyarımı yaptılar ve her bir kadının beyninin DLPFC bölgesini hedef alarak bu bölgenin faaliyetini azaltmayı amaçladılar. Uyarımdan sonra DLPFC’nin faaliyeti azaldığından katılımcılar atıştırmalık yiyeceklere karşı daha güçlü bir yeme isteği duydular ve bu yiyecekleri daha fazla tükettiler.

Beynin Ön Bölgeleri İyi Çalışmalı

Yemek yeme olayı beyinde çok fazla bölge tarafından denetlenen ve yürütülen karmaşık bir süreçtir. Yiyeceğinizin ne olduğunu karar vermenizden, aldığınız tat ve koku hissine kadar beynin çok sayıda bölümü iş birliği halinde senkronize bir şekilde çalışır. Karar verme ve idari işlevler denilince de beynin prefrontal korteksi hemen ilk akla gelen kısım oluyor. DLPFC bölgesinin faaliyetinin azaldığı bir anda kişiler atıştırmalık yiyeceklerin cazibesine karşı koyamıyorlar.

DLPFC faaliyetinin azaltılması aynı zamanda beynin ödül mekanizmasına karşı hassasiyetinin de artmasına yol açıyor. Bunun gündelik hayatta bizim için anlamı DLPFC’mizin çalışması yavaşladığında hoşumuza giden ne varsa ona karşı direncimiz azalıyor demek. Neyse ki beyin hiçbir zaman DLPFC’nin şalterlerini tam olarak indirmiyor.

Klinik Anlamda Beyin Uyarımı Çok Etkili Olabilir

Bu araştırmanın biraz daha tıbbi sonuçlarına bakacak olursak, idari işlevlerde çok önemli görev alan DLPFC’nin faaliyetinin arttırılması diyetlerde ve obeziteyle mücadelede kullanılabilir. Şu an kesin bir klinik tedavi bulunmasa da ileriki zamanlarda belirli oturumlar halinde DLPFC uyarılarak kişilerin abur cuburlara olan ilgisi azaltılabilir.

Son olarak bir iyi haber verelim. Siz de abur cuburlara karşı koyamayan biriyseniz başta aerobik egzersiz olmak üzere çeşitli yollarla (buna sağlıklı beslenmek de dâhil) DLPFC’nizi güçlendirerek bu tür zararlı yiyeceklere karşı beyninize yardımcı olabilir ve vücudunuzu koruyabilirsiniz.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar
  1. Cassandra J. Lowe, Peter A. Hall, William R. Staines. The Effects of Continuous Theta Burst Stimulation to the Left Dorsolateral Prefrontal Cortex on Executive Function, Food Cravings, and Snack Food Consumption.Psychosomatic Medicine, 2014; 76 (7): 503 DOI: 1097/PSY.0000000000000090
  2. http://www.sciencedaily.com/releases/2014/09/140915114241.htm
  3. http://www.medicaldaily.com/snacks-brain-stimulation-prefrontal-cortex-boosts-calorie-dense-food-cravings-303152
Bilgi paylaştıkça çoğalır 🙂 Arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?
0

Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.