“Uyuyan” Bakteri Hücreleri Bağışıklık Sistemini Kandırabilir

“Uyuyan” Bakteri Hücreleri Bağışıklık Sistemini Kandırabilir

Şapka satarak geçinen bir adamın yolu bir gün ormana düşmüş. Bir süre yürüdükten sonra sıcaktan ve yorgunluktan bunalmış, bir ağacın altına oturmuş ve uykuya dalmış. Bir kaç saat sonra uyanmış. Bir de bakmış ki yanındaki sepet bomboş, şapkalar gitmiş. Kafasını kaldırıp ağaca bakmış ki, ağacın dallarında bir sürü maymun, her birinin kafasında adamın şapkaları. Düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken bir bakmış maymunlar da adamın taklidini yapıyorlar, kafalarını kaşıyorlar. Adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da aynısını yapmışlar. Derken adam ne yapacağını bulmuş. Kendi başındaki şapkasını çıkartıp yere atmış, tabi maymunlar da kafalarındaki şapkaları hemen yere atmışlar. Adam böylece bütün şapkaları toplayıp sepetine koymuş.

Aradan 50 yıl geçmiş. Artık adamın bir torunu varmış, o da dedesi gibi şapka satıcısı olmuş. Günlerden bir gün onun da yolu aynı ormana düşmüş. Hava yine çok sıcakmış ve genç adam bir ağacın altına oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanına koymuş ve uykuya dalmış. Bir saat sonra uyanmış bir de bakmış sepetin içinde şapkalar yok. Derken tuhaf sesler duymuş bir de kafasını kaldırmış ki ağacın üstünde bir sürü maymun, hepsinin kafasında birer şapka. Adam düşünmüş: “Dedem yıllar önce bana bir hikâye anlatmıştı. Ne yapacağımı çok iyi biliyorum.” Adam gülümseyerek kendi başındaki şapkayı çıkarmış yere fırlatmış. O anda maymunlardan biri ağaçtan inmiş, adamın yere attığı şapkayı kapmış, adama da bir tokat atmış ve: -“Sadece senin mi deden var demiş? Bu burada dursun…

Süper Bakterilerin Çağı Başladı

İskoç bilim insanı Sir Alexander Fleming’in 1927’de bir tatil dönüşü küfün geliştiği yerde bakterilerin olmadığını görmesi ile ilk antibiyotiğin keşfi (penisilin) gerçekleşmiş oldu. Şüphesiz Fleming ilk anda petri kabına bakarken dünyadaki en büyük bilimsel devrimlerden birine kapı araladığının farkında mıydı bilmiyoruz. Antibiyotikler tüm zamanların en büyük tıbbi başarılarından biridir; ama bu zafer, böyle devam etmemiz halinde tersine dönebilir.

Size ürkütücü bir senaryodan bahsedeyim: hiçbir antibakteriyel ilacın (Piyasada satılan) etki etmediği bakteri hücreleri var ve bunların yaygınlaşması, çok ciddi kitlesel ölümcül sonuçlar doğurabilir. Bu bakterilere “süper bakteriler” deniliyor. Şu aşamada süper bakteriler tekil vakalarda görülüp daha kitlesel bir durum sözkonusu değil. Ama gidişat o yöne doğru; çünkü yanlış/bilinçsiz antibakteriyel (Antibiyotik) ilaç kullanımı bakterilerde direnç mekanizmalarının gelişmesine sebep oluyor.

Bakteri Hücreleri Gen Alışverişi Yapıyor

Fıkraya dönelim: Yalnızca bizim dedelerimiz yok, insanlık olarak kendi torunlarımıza bilimsel miras bırakıp daha güçlü antibiyotikler üretmelerine katkı sağladık; ama bakterilerin dedeleri de boş durmadı. Kendi torunlarına bu antibakteriyel maddelerle baş etmenin yollarını öğrettiler. Antibakteriyel direnç mekanizmaları bakteri hücreleri arasında genetik yolla aktarılır. Bu aktarım mekanizmaları sadece yeni oluşan bakteriye ana bakteriden (bölünen) geçmez, aynı zamanda bakteriler kendi aralarında gen transferi yolu ile de bu direnç mekanizmalarını kazanabilirler. 

Bilim insanları bu süper bakterileri yenmenin ve direnç mekanizmalarını tamamen yok edebilmenin yollarını arıyorlar. Son haber Londra Imperial College’deki bilim insanlarından geldi. 7 Aralık’ta Science dergisinde yayınlanan bir makalede bakteriyel direnç hücrelerinin vücudun bağışıklık sistemindeki hücreleri nasıl “aldattığı” açığa çıkartılmıştır. Bu sonuç, bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde yeni olanaklara kapı açabilir. Son bulgular bazı hastaların antibiyotik almalarına rağmen neden tekrar hastalandıklarına dair yeni açıklamalara da katkı sağlayabilir. Çalışmanın dünyanın en ünlü bakterilerinden Salmonella üzerinde yapıldığını da belirtelim.

Uyuyan Bakteri Hücreleri Daha Dirençli Oluyor

Salmonella gibi bakteri hücreleri vücuda saldırdığında, hücrelerin çoğu bağışıklık sistemimiz tarafından yapılacak olan savunmalara karşı bir tür “uyku” durumuna geçer. Yani antibiyotikler onlara etki etmez. Antibiyotik tedavisi sırasında bakterilerin uyuyan hücreleri, çoğalmayı durdurur. Uyku hali günler, haftalar hatta aylarca sürebilir ve antibiyotik tedavisi kesildiğinde bu hücreler yeniden hayata dönüp farklı enfeksiyonları da tetikleyebilir.

Makalenin yazarlarından Dr. Sophie Helaine, tekrarlı ve zor tedavi edilen enfeksiyonların suçlusunun bu dirençli (persisters) hücreler olduğunu belirtti. Örneğin bir kişi üreme sistemi veya kulak ile ilgili bir enfeksiyona maruz kaldığında klasik olarak antibiyotik tedavisi başlar ve rahatsızlığa ait belirtiler kesildiğinde antibiyotik alımı da durur. Daha sonra birkaç hafta içinde hastalık yeniden nükseder. Uyuyan bu bakteri hücreleri makrofajlar tarafından bakteriler yutulduğunda meydana gelir. Makrofaja giren uyuyan hücreler daha sonra makrofajdan dışarı çıkabilirler. Bu durumda antibiyotikler bu hücrelere haftalarca hatta aylarca etki etmeyebilir. Makrofaj bakteri veya virüs enfeksiyonlarına karşı savunma sisteminin temel faktörlerinden biridir ve bakteri ile virüsleri yutan bir hücre tipidir.

Enfeksiyonlar İçin Zaman Bombası

Aslında bu dirençli hücrelerin keşfedilmesi yeni değil, 1944 yılında keşfedilmişlerdir ve daha önceleri vücutta düşük düzeyde inaktif olarak bekledikleri ve tekrar hastalığın nüksetmesi için bir nevi gizli bir zaman bombası oldukları düşünülüyordu. Son araştırma, bu teorinin doğru olmadığı yönünde bir iddia ortaya attı. Yeni teori, bu hücrelerin makrofajların öldürebilme yeteneklerini azalttığını açığa çıkarıyor.

Araştırmanın yazarlarından Peter Hill, “Daha önceleri bu hücrelerin tamamen uykuda oldukları düşünülüyordu. Fakat gerçeğin çok daha korkutucu olduğu ortaya çıktı. Bu hücreler, makrofajların savunmalarını yavaş yavaş yok ediyor. Antibiyotik tedavisi kesildiğinde bu hücreler yeni bir enfeksiyon geliştirebilmek için daha elverişli ortama sahip olurlar hatta farklı virüs ve bakteri hücreleri için de daha uygun ortam yaratırlar.

Araştırma her ne kadar fare makrofajlarında salmonella için yapılsa da E. Coli, tüberküloz, Salmonella dahil birçok hastalık yapan bakterinin dirençli hücre oluşturduğu biliniyor. Bilim insanları şimdi bu tabloyu bakterilere karşı nasıl kullanabileceğimizi araştırıyor.

Bu çalışma, uyuyan hücrelerin bağışıklık sistemimiz üzerine düşündüğümüzden daha derin etkileri olduğunu ortaya koysa da bakterilerin potansiyel zayıflıklarını da ortaya çıkarması bakımından önemlidir. Bu hücreler antibiyotiklerle tespit edilemediği için tedavileri çok zordur; fakat bağışıklık sistemimizin güvenlik açığını ortaya çıkarmada katkı sağlayabilir ve bu bize çok daha etkin yeni tedavi yöntemleri geliştirmemiz konusunda olanak sağlayabilir.

Hazırlayan: Osman Eren

Kaynak

http://science.sciencemag.org/content/362/6419/1156

Yazıyı beğendiyseniz 5 yıldız verebilir misiniz?

Osman Eren

Şanlıurfa/Hilvan doğumluyum. Çukurova Üniversitesi Gıda Mühendisliği lisans mezuniyetimden hemen sonra KPSS ile Ağrı’ya memur olarak atandım. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Kimya Anabilim Dalı Biyokimya bilim dalından Yüksek Lisans yaptım. Şimdi doktora yapıyorum. Çocukluğumdan beri araştırmaya ve öğrenmeye meraklı biriyim, bozuk kapı zillerinden ses çıkartmaya çalışmak gibi mucitlik girişimlerimin olduğunu hatırlıyorum; ama bu konuda başarılı olduğumu söyleyemem. Fen Bilimlerinin bütün alanlarına karşı bir iştiyakım olduğundan maymun iştahlı olduğum söylenir. Popüler Bilim ve İlber Ortaylı hocamızın deyişiyle Rafine Edebiyat başta olmak üzere kitap okumayı da çok sevdiğimi belirtmek istiyorum. İletişim için osmaneren2@gmail.com mail adresini veya @osmaneren711 (Instagram) Osman_urag (twitter) adreslerini kullanabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.