Bazı İnsanları Neden Sinek Isırmaz?

Bazı İnsanları Neden Sinek Isırmaz?

Hiç şüphesiz mangal ve keyifli bir sohbetle geçen güzel yaz gecelerinin bir numaralı kâbusu sivrisineklerdir. Biz mangal üzerinde etlerin pişmesini beklerken onlar da akşam yemeği için bizi beklerler.

Vücudunuzun her tarafını örtecek şekilde giyinip, bir de sinek kovucu spreylerden vücudunuza sürdüğünüz halde hala sinekler tarafından ısırılıyorsanız, yapacak bir şey yok sinekler sizi çok seviyor. Ancak bir de hiçbir şey yapmadığı halde bir sinek tarafından bile ısırılmayan seçilmiş insanlar var. Bu insanların sizden ne gibi bir artısı var?

Deride Yaşayan Bakteriler Sinekleri Çekiyor

Baştan söyleyelim kan grubunuzun bununla bir ilgisi yok. Kan grubu 0 grubu ve A grubu olanlar sinekler tarafından daha fazla ısırılacak diye bir kural yok. Aranan yanıt derimizin üst katmanlarında gizli. 2014 yılının başlarında ünlü mikrobiyal ekolojist Rob Knight yaptığı bir TED konuşmasında deri üzerinde yaşayan bakterilerin sinekleri cezbeden farklı kimyasal kokular salgıladığını açıkladı.

İleri Okuma: Kan Grubunuz Hafızanızı Etkileyebilir

Vücudumuzun içinde ve dışında yaşayan 40 trilyon bakterinin (vücudumuzda kaç hücre var?) bir kısmı derimizin üzerinde hayatlarını sürdürür ve vücut kokumuzun oluşmasında önemli bir görev alırlar. Aslına bakarsanız, insan terinin kötü kokmasındaki en büyük etken de bu bakterilerdir.

Başta bu bakterileri pek sevmemiş olabilirsiniz ancak bu yardımcılarımız zararlı mikroorganizmaların derimiz üzerinde kolonileşmelerini engelleyen kimyasal maddeler salgılarlar ve derinin bağışıklık sistemini uyarırlar. Derimiz üzerinde yaşayan bakteri popülasyonu kişiden kişiye büyük değişiklik gösterir. Bütün insanların DNA’sı 99.9% oranında aynı iken vücudumuzdaki bakteri populasyonun genelde sadece 10%’u ortaktır.

Sinekler Karanlıkta Bile Sizi Nasıl Bulurlar?

Bir sivrisinek zifiri karanlıkta bile insan derisini bulabilir ve derinin uygun yerine konduktan sonra yapılacak iş lokal anestezidir. Tabi bu sırada sivrisineğin besinin yüksek olduğu atardamar ile besinin düşük olduğu toplardamarı ayırt edebilmesi gerekiyor. Sivrisineğin insan derisine doğru yönelimi berlirli tip bakterilerin yaydığı kokulardan kaynaklanıyor.

Bu yönelimi nasıl olduğunu görmek için araştırmacılar 48 gönüllü erkek bireyin 2 gün boyunca alkolden, soğandan ve baharatlı yiyeceklerden uzak kalmalarını istedi. Katılımcılar deri mikroorganizmaların tamamen zarar görmeden kalmasını sağlamak için 24 saat boyunca naylon eldivenler giydiler.

Araştırmacılar bir sonraki aşamada sivrisinekleri çekmek için kullanılan kokuyu oluşturan kimyasal maddeyi almak için katılımcıların derilerini cam kürelerle ovaladılar. 48 erkekten 9’unun kokuları sinekler tarafından büyük rağbet görürken, 7 şanslı kişinin kokusu sinekler tarafından göz ardı edildi.

Bakteri Yoğunluğu Sinek Isırması Açısından Önemli

Katılımcılar arasında sinekleri çok çeken grupta sinekler tarafından önemsenmeyen gruba göre bir bakteri türünün konsantrasyonu 2.62 kat, başka bir bakterinin konsantrasyonu 3.11 kat daha yüksekti. Sinekler tarafından göz ardı edilen kişilerin derilerindeki bakteri çeşitliliğinin sayısı diğer kişilere oranla daha yüksekti.

Araştırmacılar bazı insanların kokularının doğal bir engelleyici olarak işlev görmesinin mümkün olabileceğini söylüyor. Ancak bu kişilere bile sineklerin gelmesini sağlayan bir dengeleyici etken var: Bira. Normalde sinekler tarafından ısırılmayan bu kişiler bira tükettiklerinde bu dokunulmazlıkları ortadan kalkıyor.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar
  1. http://www.businessinsider.com/skin-bacteria-attracts-mosquito-bites-2014-5
  2. Cogen AL, Nizet V, Gallo RL. (2008). Skin microbiota: a source of disease or defence? Br J Dermatol. 158(3):442-55.doi:1111/j.1365-2133.2008.08437.x

Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.