Beyin Büyüklüğü ve Kıvrımları

Beyin Büyüklüğü ve Kıvrımları

Beyin katmanları üst üste katlanmaktan ziyade daha fazla alan ve bu alanın verimli bir şekilde kullanılması için kıvrımlar yaparlar. Bu beyin kıvrımları girus ve sulkus adlı girinti ve çıkıntılar oluştururlar. Beyin geliştikçe girus ve sulkusların yapısı da serebral korteksin kalınlığı ve uzunluğuna bağlı olarak değişir ve belirginleşir. Uzun bir süredir insanlar serebral korteksteki kıvrım sayısının daha fazla nöron ve daha güçlü bir beyin anlamına geldiğini düşünüyordu. Hatta Albert Einstein’ın beyninde daha fazla kıvrım olduğu eskilerden beri söylenegelir. Anatomik olarak bakarsak kıvrımlı bir beyin doğal olarak düz bir beyinden daha fazla nöron barındıracaktır. Ancak nöron sayısının fazla olması daha yüksek bir zekâ ve düşünme becerisi anlamına gelmez. Zira, balina ve fillerin beyinleri bizden daha büyük ve kıvrımlıdır.

Beyin Büyüklüğü ile Bilişsel İşlevler Arasında Bir Bağlantı Yoktur

Evrimsel süreçte canlıların beyin büyüklüğü sürekli artamazdı ama yetenekler sürekli gelişmeliydi. Canlı kabiliyetlerinin artması için beyin gelişmeliydi ama beden/beyin oranının da belirli bir oranın üstüne çıkmaması gerekirdi. Bu yüzden doğa katlanmayı keşfetti! Araştırmacılar beyin büyüklükleri ile işlevleri arasındaki bağlantıyı anlamak için 74 farklı türün beyin yapısını ve kıvrımlarını incelediler. Beyin kıvrımları, yüzey alanı ve kıvrımların kalınlığı her zaman matematiksel bir ilişki içindeydiler. Tüm memelilerin beyinleri embriyonik gelişim esnasında kıvrılmaya başlıyor ve bu gelişim özel bir matematik içeriyordu. Düz bir haldeyken nöronların iletişimi daha zor olur. Ancak kıvrımlı yapıda nöronlar daha kolay hareket edebilir. Bu yüzden beyin kıvrımları beynin kararlı yapısını güçlendirir ve beyin omurilik sıvısının dolaşımı için de harika bir alan kazandırır. Beyin kıvrımları buna benzer daha birçok fayda sağlar. Ancak şunu bilmeliyiz ki serebral korteksteki katlanma miktarı nöronların sayısıyla doğrudan bağlantılı değildir. Önemli olan nöronların nasıl dağıldığıdır.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

http://revistapesquisa.fapesp.br/en/2015/07/15/why-so-many-curves/

Bilgi paylaştıkça çoğalır 🙂 Arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?
0

Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.