Beyni Stresten Korumak İçin Ne Yapmalıyız?

Beyni Stresten Korumak İçin Ne Yapmalıyız?

Stres yönetimi bugün bildiğimiz birçok sağlık sorununu – bilişsel problemler, Alzheimer hastalığı, demans gibi – azaltmada bizlere yardımcı olabilir. Stresten korunmak pek kolay bir şey değildir ama imkansız da değildir.

Stres altındayken vücudumuzda kısa vadeli olan değişiklikleri hissetmek zordur; fakat uzun vadeli olarak baktığımızda özellikle hafızamızı etkileyen birçok değişime sebebiyet verebilir. İnsan çalışmaları hepimizin bildiği gibi daha önemli olmakla beraber, hayvan ve insan çalışmalarında stresin beyin üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğu kanıtlanmıştır. Hem doğal hem de yapay ortamla oluşturulmuş streste katılımcıların bilişsel, dikkat ve hafıza gibi birçok işlev ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Stres bunlarla kalmayıp, duygu durum ve kaygıya da yol açıyor. Vücutta inflamasyonu tetikliyor ki bu da aslında kalp hastalıkları gibi birçok kronik hastalığın başlangıcı oluyor. Bir de cinsiyet etkenine dikkat çekmek gerek; kadın ve erkeği farklı şekillerde etkiliyor.

Stres ve Beyin

Stresin düşünme ve hafızadaki etkisini anlayabilmek için beynin çalışma mekanizmasına dair bir şeyler de bilmeliyiz. McLean Hastanesi ve Harvard Tıp Fakültesi’nden Dr. Kerry Ressler beynin tek bir parça olmadığını, farklı işleri yapan birçok ayrı gruptan oluşan bir yapı olduğunu vurguluyor. Araştırmacılar, beynin bir kısmı bir işle uğraşırken, kalan kısımlar kendi hayati işini yapabilecek kadar enerjiye sahip olmayabileceğine inanıyorlar. Mesela, sizin tehlikeli ve duygusal olarak yorucu bir işiniz varsa, amigdala – hayatta kalma içgüdünüzü yöneten beyin bölgesi diyebiliriz- görevi devralır; böylece işi bitirmek için hafızaları kaydeden ve daha az enerji ile fazla iş bitiren beyin bölgelerini bırakır çünkü amaç hayatta kalma modunu aktifleştirmek; hafıza modunu değil. Bu bizim stres altındayken neden unutkan olduğumuzu ve hatta travmatik durumlarda hafıza kaybı yaşadığımızı açıklayabilir.

Tabii bir de bu stresin beyin ve vücutta yaptığı harabiyetin “ne zaman” olduğu da çok önemli, diyor Harvard Tıp Fakültesi’nden Dr. Jill Goldstein. Gonadlardan salınan hormonlar – büyüme, ergenlik, hamilelik ve menopoz süresince – stresin bireysel ve cinsiyet olarak etki edebileceği durumlardan. Örneğin, menopoza geçiş döneminde estrodiolün azalması strese cevabı değiştirebilir.

Beyinde Uzun Dönemli Değişimler

Kronik -uzun dönemli- stres, beynin kendini tekrar yapılandırdığı bir sürece sebep oluyor. Hayvanlarda yapılan çalışmalarda, uzun dönemli stresin görev- iş yapma kabiliyeti ile ilgili bölgelerde – prefrontal korteks ve amigdala- aktivitenin azalmasına sebep oluyor. Bu aslında vücudunuzun tek bir kısmını çalıştırmanız gibi bir etkisi oluyor. Aktif olan bölge daha güçlü; kalan kısım ise daha zayıf olacaktır. Devamlı streste de beyin aynı bu halde oluyor; tehlikeyi algılayan bölge inşa ediliyor fakat görev yapma ile ilişkilendirilen kısım geriden geliyor. Dr. Ressler bu değişikliklerin geri dönüşümlü olacağını belirtse de bu durumu çevirmenin zor bir süreç olduğundan bahsediyor. Çünkü bu kompleks bir olaydır; kişinin strese ne kadar süre maruz kaldığı, stresi hayatının hangi döneminde geçirdiği ve stresin tipi çok önemlidir.

Uzun Dönemli Stres Daha Tehlikeli!

Dr. Ressler’e göre “Uzun dönemli ve stresin seviyesinin fazlalığı çok daha riskli” diye belirtiyor. Uzun dönemli streste hafıza problemleri daha fazla görülmüş. Tabii stresi daha zararlı hale getiren başka faktörler de bulunuyor;

  1. Stresin öngörülemezliği; hayvan ve insan çalışmalarına göre eğer kişiler stresi önceden sezerse, rastgele karşılaştığı bir stresten daha az zarar görecektir.
  2. Bitişi belli olmayan streslerimiz; sonunun ne zaman biteceğini bildiğimiz stresli anlarımızda daha rahat oluyoruz. Ne zaman biteceğini bilmediğimizde baş etmek daha zor oluyor.
  3. Stresle baş ederken yalnız olmak; strese maruziyet süresince destek almak, bu süre içinde yaşanılan sıkıntıları azaltabilir.

Peki, Stresten Nasıl Korunacağız?

  • Yaşadığınız stres üzerinde hakimiyet kurun; yukarıda bahsettiğimiz gibi, stres öngörülemeyince stres oluşturur. Siz de kendi durumunuzda, kontrol edebildiğiniz kısımlara odaklanın.
  • Kaliteli ve düzenli uyku uyumak; uyku bozuklukları sonucunda da stres görülebilir; bu yüzden sağlıklı uyku alışkanlığı yüksek bilişsel aktivite gerektiren işler konusunda yardımcı olabilir. Her gün aynı saatte yatıp kalkmak, öğleden sonra kafeinli içeceklerin tüketimini azaltmak ve kaliteli bir uyku çevresi edinmek iyi bir başlangıç olabilir.
  • Düzenli bir hayatınız olsun; bu kısımda ‘yapılacaklar listesi’ işe yarayabilir. Her gün için, bir önceki geceden hazırladığınız bu liste ile yapılacak işleriniz size bunaltıcı gelmemiş olur; bu sayede işlerin ne zaman başlayıp bittiğini ve süresini bilmiş olursunuz- bu sayede stresin bir kısmı gitmiş olur!
  • İhtiyacınız olursa yardım alın; stresle baş etmek için erkenden bir yardım almak daha sonrasında artabilecek sıkıntılarla erkenden baş etmenizi sağlar; beyin sağlığı için koruma sağlanmış olur.
  • Stresle baş etmedeki tutumunuzu değiştirin; stressiz bir hayatın mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz aslında; tek sorun kabullenmemek. Yaşadığımız her stres faktörünün bizi büyüttüğünü de göz ardı etmemek gerekiyor. Kısacası, stressiz bir yaşam için değil de; strese sağlıklı bir yanıt oluşturabilecek bir yaşamı inşa etmeliyiz.

Hazırlayan: İrem Yakışıklı

Kaynak

https://www.health.harvard.edu/mind-and-mood/protect-your-brain-from-stress


İrem Yakışıklı

Merhaba! Ben İrem Yakışıklı. Diyetisyenim. Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun olduktan sonra kendi üniversitemde yüksek lisansa başladım; hala devam ediyorum. Anadolu Üniversitesi’nde ‘Yaşlı Bakımı’ bölümü (açık öğretim) okuyorum. Beslenme ve diyet alanı dışında, psikoloji, nörolojik hastalıklar – özellikle Alzheimer ve Parkinson Hastalığı, beyin – bağırsak aksı, sürdürülebilir beslenme gibi ana konular üzerinde yoğunlaşsam da bunlar dışında birçok farklı konuda yazılar okuyorum. Danışanlarıma bakarken, bir yandan da Türkiye’nin ilk ve tek bilimsel diyetisyen dergisi Dytmag’de yazı işleri sorumlusu olarak çalışıyorum. Diyetisyen Nihal Tunçer’in 2015’de diyetisyenlere sunduğu bu hizmete ben de 2018’den beri destek veriyorum. Kitap okumayı seviyorum. İtalyanca öğrenmeye çalışıyorum. Bunlar dışında, edebiyatı, felsefeyi, sanatı ve müziği elimden geldiğince hayatıma dâhil etmeye çalışıyorum; kendi mesleğimle çaprazlamayı seviyorum. Beslenme ile ilgili yazılarımı, instagram’da @nutrydp hesabında, Hollanda’daki bir arkadaşımla beraber paylaşıyorum. - Danışmanlık & her türlü soru veya bilgi için; iremyak@gmail.com - Dytmag hakkında bilgi almak için; diyetisyenmagazindergisi@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.