Biohacking İnsan Irkını Bir Üst Seviyeye Çıkarabilir Mi?

Bilimkurgu filmleri izledikten sonra gördüklerimizin gerçekten yapılmış olma ihtimaliyle heyecana kapılmışızdır. Gezegenler arası yolculuk yapan ve zor şartlarda yaşamaya adapte olmuş yarı insan yarı robotik canlılar, kendini yenileyebilen organ ve uzuvlara sahip, genetik yapı olarak kusursuz ve güçlü nesiller ya da geleceğe hâkim olacak alfa kuşak desek yanlış tanımlamış olmayız. Düşüncesi bile muhteşem değil mi? Gelin bu yazımda bahsedilen düşüncelerden ilham alınarak ortaya çıkmış çalışmalardan birini yakından inceleyelim.

Çağımızın Mücevheri DNA!

2000’li yıllardan sonra insanoğlunun uçan arabalar kullanacağı hatta galaksiler arası yolculuğu bu araçlar ile sağlayacağı düşünülürdü. Bu tabi ki mümkün olabilir fakat James D. Watson ve Francis Crick daha muhteşem bir şey buldu: DNA! Hayatımızın başlangıcından itibaren tek tek şifrelenmiş ve nesilden nesle aktarılmış bir fısıltı. Artık bu bilgiyi kullanarak sonsuz bilgi veri sistemine erişebiliriz ve sanırım erişmeye başladık bile! 21.yy’da DNA çalışmalarının hız kazanması ile birlikte neredeyse her alanı etkileyecek (tıp, mühendislik, yazılım vb.) yenilikçi çalışmalar oraya koyuldu. Bu çalışmalara öncülük edenlerden biri insan genom projesidir. Bu proje ile amaçlanan genetik hastalıkların tedavi edilmesidir. Gelişen teknolojinin hız kazanmasıyla birlikte genetik çalışmalar umut vadetmeye devam ediyor. Olumlu gelişmeler yaşanırken perde arkasında bazı bilim insanlarının etik olmayacağı konusunda hemfikir olduğu devasa çalışmaların da başlangıcı oldu.

Biohacking Nedir?

Öncelikle biohacking hakkında sözlük tadında bir açıklama yapalım. Biohacking, biyoloji bilimi ve teknoloji avantajlarını kullanılarak kendi bedenimiz üzerinde sayısız değişiklikler ve geliştirmeler yapmamıza imkan veren teknolojidir. Taş devrinden nükleer silahlara uzanan bir yolculuğa şahitlik eden insanoğlu, bilimi daha fazla merak etmeye ve artık sahada ben de varım demeye başladı. Kendi imkânları doğrultusunda bazen garajda bazen ise evinin mutfağında ciddi deneyler yapmaya çalışan ve kendilerine biohacker unvanı veren çok sayıda insan bulunmakta. Ciddi deneyler diyorum çünkü evde kendine HIV tedavisi uygulamaya çalışanlar bile var. Gelin bu çalışmalara liderlik eden kişilerden biri olan Josiah Zayner’den biraz bahsedelim.

Josiah Zayner Chicago Üniversitesi’nden biyofizik alanında doktora derecesine sahip NASA’da bir süre etkin çalışmalara dâhil olmuş ve yaptığı bu çalışmaları beklediğinden daha az yenilikçi bulması sebebiyle NASA’dan ayrılan bir bilim insanı. Onun kendini tanımladığı şekliyle o bir biohacker. Gerek akademik camiayı gerek bilim camiasını fazla hiyerarşik bulması sebebiyle The ODİN adını verdiği şirketini kurdu. Şirketi kurmasındaki amaç, genel halkın kendi bakteriyel DNA’sını düzenlemelerini sağlayacak DIY CRISPR (Do It Yourself) kitlerini temin etmelerini sağlamak ve halkı bilimden uzak tutmak yerine onları bilimin aslında kolay ve her yerde uygulanabilir olduğunu göstermek. Zayner her ne kadar bu uygulamaların çok basit ve güvenli olduğunu söylese de bilim insanları gerekli koşulları sağlamayan ortamlarda bu tür çalışmaların gerçekleştirilmesinin etik dışı olacağını şiddetle savunuyor.

CRISPR İle Kas Kütlesini Arttırmak!  

Ayrıca Zayner kendi üzerinde CRISPR yöntemini kullanarak kas kütlesini hiç spor yapmadan geliştirmeyi amaçlıyor. Katıldığı konferans ve yayınlarda dinleyicilerine aslında hiç de korkutucu olmadığını göstermek için kaslarına CRISR kitlerini enjekte ediyor. Büyük spekülasyonlara sebep oluyor fakat birçok kişiyi de etkilemeyi başarıyor. DIY CRISPR kitlerini satın alıp kullanmaya başlayan yüzlerce biohacker kas kütlelerine bu kitleri enjekte edip devasa kaslara sahip olmanın hayalini kuruyor. Basit bir enjeksiyon spor salonlarının yeni korkulu rüyası olacak gibi. Yanlış duymadınız artık spor salonlarında saatlerinizi geçirip bol protein içerikli besinlerle beslenmek yerine kendinize bir dizi CRISPR enjekte ederek dolgun kaslara sahip olabilirsiniz. Zayner aynı kitlerin de satışını yaparak herkesin kendi mutfağında ya da garajında rahatlıkla bu kitleri uygulayabilecekleri dahası biohacker olabilecekleri konusunda destekliyor ve ekliyor ‘’yapılacak olan deneylerden kimsenin zarar göreceğini sanmıyorum. Bilim insanlardan uzakta geliştirilmemeli.’’

Biohacking ile mücadele edilmesine rağmen birileri hala evlerinin garajında genetiği değiştirilmiş canlılar ile çalışıyor olabilir. Bir gün uyandığınızda yan komşunuzun Hulk’a dönüşmüş olma ihtimali hiç de uzak değil gibi görünüyor, ne dersiniz. Doğaya ve canlılara zarar vermeden muhteşem çalışmalara imza atabilme ümidi ile.

Bilimle ve en önemlisi daima merakla kalın.

Hazırlayan: Tari Merve Yıldırım

Kaynaklar
https://www.theatlantic.com/science/archive/2018/02/biohacking-stunts-crispr/553511/

https://www.nature.com/articles/248765a0.pdf


Merve Yıldırım

Adım Tari Merve Yıldırım. 1990 yılında İstanbul’da doğdum. Lisans eğitimimi Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nde Su Ürünleri Mühendisliği tamamladım. Yüksek lisansı da su ürünleri/genetik bölümünde yaptım. Marmara Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olarak devam ediyorum. Çalışma konularım spesifik enzimler ve protein modellemedir. Alanım dışında genetik hastalıklar ile ilgili çalışmalara ilgi duymaktayım. tari.m.kizakli@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.

Biohacking İnsan Irkını Bir Üst Seviyeye Çıkarabilir Mi?” için 3 yorum

  • 3 Mayıs 2020 tarihinde, saat 21:46
    Permalink

    Bu güzel makale için teşekkürler.

    Yanıtla
  • 4 Mayıs 2020 tarihinde, saat 00:29
    Permalink

    Tari, merhabalar.
    Bize böyle bir güzel makale ulaştırdığın için teşekkür ederim. Çok ilgi uyandırıcı bir konu. 🙂
    Sevgiyle, bilimle ve sağlıkla 🙂

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.