Biraz Narsisizm Zihin Sağlığı İçin Yararlı Olabilir

Narsisizm herkesin aklında kötü bir izlenim bırakan bir kişilik bozukluğudur. İsmini yunan mitolojisinde kendisine aşık olmakla cezalandırılan Narkissos’tan alır. Ekho adlı peri kızı bir gün yakışıklı bir avcı olan Narkissos’a aşık olur. Narkissos bu peri kızının aşkına yanıt vermez ve peri kızı aşkından ölür. Olimpos tanrıları da Narkissos’u sadece kendisine aşık olmakla cezalandırır. Bir gün Narkissos su içmek için nehir kenarına geldiğinde suda kendi yansımasını görür ve aşık olarak suya atlar. Narkissos düştüğü nehirde ölür ve cesedinin öldüğü yerde nergisler açar. Narsisizm de ismini buradan alır. Kişinin kendisine aşırı değer vermesi ve başkalarını hor görmesi ile karakterize bir kişilik bozukluğudur. Ancak narsisizm az miktarda olduğunda oldukça yararlı olabilir.

Narsisizm Farklı Yoğunluklarda Görülür

Amerika’da Florida Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar toplumun %6,2’sinin narsisizme yakalandığını gösteriyor. Etrafınızdaki her 16 kişiden biri narsisist olabilir. Ancak hangi boyutta olduğuna da bakmamız gerekiyor. Narsisizm astım, bronşit, egzama gibi bir rahatsızlık değildir. Çok farklı boyutlarda ortaya çıkabilir. Bütün narsisim kişilik bozukluklarında ortak bazı noktalar olmasına rağmen aslında bu bir spektrum bozukluğudur. Herkes farklı yoğunlukta narsisistik özellikler taşır.

Kişiliğimizin bir görünür iyi yanı vardır, bir de bilinçaltımızda yatan karanlık tarafı vardır. Star Wars izleyenler “dark side” denince ne olduğunu bilirler. Bu karanlık tarafı dört bileşene ayırırsak narsisizm bunlardan biridir. Kişiliğimizin karanlık tarafının diğer parçaları ise makyavelcilik, psikopatlık ve sadizmdir. Makyavelcilik hedefe ulaşmak için her yolun meşru görülmesidir, ahlaksız olsa bile. Psikopatlık en basit tabirle empati duygusunun körelmesi ve başkalarını umursamamaktır. Sadizm ise başkalarına acı vermekten hoşlanmaktır. Şimdi narsisizmi kendi içinde inceleyelim.

Büyüklenmeci ve Kırılgan Narsisizm

Narsisizmin temel olarak iki boyutu vardır: Büyüklenmeci (grandiose) ve kırılgan (vulnerable). Kırılgan narsisistikler daha savunmacı bir yapıdadırlar ve kendilerinden başka insanlara düşmanca yaklaşırlar. Diğer taraftan büyüklenmeci narsisitikler kendilerine aşırı değer verirler ve toplum içinde konumları ve güçleri ile hakimiyet kurmak isterler.

İngiltere’de Queen’s University Belfast’te çalışan araştırmacılar narsisist kişilik bozukluğunun olumlu etkilerinin olup olmayacağını araştırdılar. Psikoloji literatüründe önceden birçok psikolog sağlıklı seviyelerde narsisizmin zihin sağlığına yararlı olabileceğini ifade etmişlerdi. Ancak spekülatif açıklamalar ile nesnel kanıtlara dayanan bilimsel araştırmalar aynı değildir. Kostas Papageorgiou bazı narsisistik özelliklerinin kişinin ruh halini düzenlemede olumlu etkileri olduğunu araştırmaya başladı.

Depresyona Karşı Direnç Sağlıyor

Papageorgiou ve ekibi daha önceden büyüklenmeci narsisizmi olan kişilerin strese karşı daha dirençli olduğunu gösteren iki makale yayınlamışlardı. Bu kişiler stresi daha hafif yaşıyorlar ve depresyona daha az yakalanıyorlardı. Kendilerine aşırı güvenli oldukları için riskli davranışlara girmekten pek çekinmiyorlar. Bakış açıları gerçekçi olmasa bile başkalarına üstten bakıyorlar ve onları hakir görüyorlar. Etraflarındaki insanlara karşı çok az empati gösteriyorlar ve bundan utanç veya suçluluk duymuyorlar.

Evrimsel süreçte insanlar topluluk halinde yaşamak üzere evrimleştiler. İnsan ne kadar doğanın bir parçası olsa da diğer hayvanlar gibi bedenen çok güçlü değildir. Hayatta kalması için zihinsel özelliklerini kullanmak zorundadır. İş birliği ve topluluk halinde yaşamak da bizim hayatta kalma şansımızı artırır. Empati duygusu ve yardımlaşmak evrimimizin temel basamaklarından biridir. Peki, öyleyse ne oldu da modern toplumlarda narsisizm yükselişe geçti? Sosyal olarak kişiye zarar veren bir bozukluk neden yayılıyor?

Narsisizmin Olumlu Yanları

Araştırmacılar narsisizmin içinde bulunulan koşullara göre zarar veya yarar sağlayabileceğini söylüyor. Papageorgiou ve arkadaşları 3 narsisistik grup üzerinde yapılmış çalışmaları incelediler. İlk grupta 364, ikinci grupta 244, son grupta ise 144 gönüllü vardı. İlk çalışmada bilim insanları narsisistik özellikler taşıyan insanların zihinsel dayanıklıklarının daha yüksek olup olmadığına bakmışlardı. Hipoteze göre büyüklenmeci narsisizmi olan bireylerde zihinsel dayanıklılık daha fazla bekleniyordu.

Beklendiği gibi büyüklenmeci narsisistik gruptaki kişilerin zihinsel dayanıklıkları anlamlı biçimde daha yüksekti. Ayrıca bu bireyler depresyon belirtilerini de diğer insanlara göre daha az yaşıyorlardı. Burada diğer insanlar ile kırılgan narsisistikleri de kapsam içine alıyoruz. Zira kırılgan narsisistiklerin zihinsel dayanıklıklarında anlamlı bir fark gözlenmedi.

Tehlikesiz Bir Narsisizm Mümkün mü?

Personality and Individual Differences adlı dergide yayınlanan ikinci araştırmada araştırmacılar büyüklenmeci narsisistik bireylerin stres düzeylerinin daha düşük olduğunu gördüler. Çalışmalardan elde edilen veriler toplandığında büyüklenmeci narsisizmin zihin sağlığı için tamamen zararlı olmadığını görüyoruz. Narsisizm kişinin toplum içindeki konumunu bozan bir bozukluk olsa da bireysel temelde zihin sağlığını koruma işlevini de üstleniyor. Özellikle kendine güven, hedefe yönelme, depresyon ve strese karşı kalkan olmada büyüklenmeci narsisizmin önemli bir rolü olduğunu görüyoruz.

Narsisizm çok farklı derecelerde görülebilen bir kişilik bozukluğudur. Tehlikeli boyutlara çıktığında bir bozukluk halini alır. Erich Fromm’a göre herkesin içinde hiçbir zaman yok edemeyeceği bir narsisist çekirdek vardır. Bu çekirdek bizi hayatta tutma ve yaşama bağlama işlevi görür. Narsisizmi tehlikesiz boyutlarda tutabilirsek ondan faydalanabiliriz. Ancak kontrolü kaybederse kendi kendimizin kölesi haline gelebiliriz.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar

https://www.medicalnewstoday.com/articles/326852

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5819598/


Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Johnson & Johnson'da klinik araştırma asistanı olarak çalışıyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Şu an latin danslarına çok ağırlık verdim. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.