Biyolojik Savaş Yaklaşıyor! Hazır mıyız?

Biyolojik Savaş Kapıda! Hazır mıyız?

Gen düzenleme teknikleri günden güne basitleşiyor ve ucuzluyor. Tükrükten DNA testi onlarca yıldır yapılan bir şey ama artık hiç olmadığı kadar kolay ve yaygın uygulanıyor. Yakında evlerimizde kendi DNA’mızı analiz eder hale geleceğiz. Hal böyle olunca siz de kolaylıkla biyohacker olabilirsiniz. Bilim insanları gen düzenleme teknikleriyle çiçek virüsüne genetik olarak yakın olan horsepox virüsünün farklı bir türünü yaratmayı başardı. Bu virüs hiçbir tıbbi amaçla yapılmadı. Bilim insanları sadece gen düzenleme teknikleriyle neler yapabileceklerini görmek istediler. Sentetik biyoloji her geçen gün yaygınlaşıyor ve kendine farklı kullanım alanları buluyor. Bunlardan biri de biyolojik savaş olabilir.

Olası bir biyolojik savaş tehlikesine karşın Amerikan Savunma Bakanlığı Ulusal Bilimler Akademisi’nden biyosavunma konulu bir rapor hazırlamasını istedi. Amerika’nın biyolojik savunması ne derece güçlü dersiniz? Çok da harika değil. Yine de dünyadaki birçok ülkeden iyidir. Nijerya’nın veya Somali’nin bu konuda çalışma yaptıklarını bile sanmıyorum. Türkiye’de de biyolojik savunma konusu henüz araştırılmaya bile başlanmadı.

Gen Düzenleme Teknikleri Tehlike Yaratabilir

Ulusal Bilimler Akademisi’nin raporunda araştırmacılar gen düzenleme ve diğer biyoteknolojik tekniklerin yaratabileceği tehlikelerden bahsediyorlar. Bu tehlikelere karşı alınabilecek önlemleri ve biyoteknolojinin ne kadar ileri gidebileceğini masaya yatırıyorlar. Savunma Bakanlığı’nın haklı olarak endişe ettiği en büyük tehlike virüsler. Geçen sene olduğunuz grip aşısı bu sene işe yaramıyor değil mi? Sebebi virüslerin sürekli mutasyona uğrayarak yeni türler oluşturmasıdır. Gen düzenleme teknikleriyle virüsler ve bakteriler üzerinde oynamalar yapılarak çok tehlikeli silahlar oluşturulabilir.

Hükümetler halk sağlığına yeterince yatırım yapıyor mu diye sorsak kimse %100 evet yanıtını veremez. Gereksiz antibiyotik kullanımını engellemeye çalışmak yeterli değildir. Hastane altyapılarının ve sağlık çalışanlarının durumlarının iyileştirilmesi gerekiyor. Halkı aşı olmaya teşvik etmek gerekiyor. Bilim okur yazarlığını yaygınlaştırmamız gerekiyor. Amerikan hükümetinin en çok harcama yaptığı alan savunma sanayi. Türkiye’de ise ekonominin kalbinde inşaat sektörü yatıyor. Halbuki asıl tehlike gözümüzün göremeyeceği kadar küçük adımlarla yaklaşıyor.

Ulusal Bilimler Akademisi’nin raporunda sentetik biyolojik silahların dünyanın her yerinde insanlara karşı kullanılabileceğini belirtiyor. Raporun odak noktasında üç konu bulunuyor: saldırıları farketmek, onları engellemek ve saldırı gerçekleşirse hasarı asgari düzeyde tutmak.

Biyolojik Savaş Çok Uzakta Olmayabilir

En çok ihmal ettiğimiz çözüm ise aslında en önemlisi: biyolojik silah kullanımında ortaya çıkabilecek bir salgını tespit edecek ve engelleyecek bir sağlık sistemi kurmak. Ülkemizde üniversite hastaneleri sürekli bölünüyor, taşınıyor, kadroları değiştiriliyor. Devlet hastaneleri de aynı şekilde. Türkiye’de olduğu gibi Amerika’da da sağlık sistemi henüz yeterli seviyeye gelemedi. The Atlantic’in haberine göre Amerika büyük çapta bir salgına karşı hazırlıklı değil. Ülkenin sağlık sistemi nezle salgınını zar zor idare ediyor. Ebola gibi tehlikeli ve geniş çapta salgınlara yol açabilecek virüsler ile mücadele uluslararası tedarik zinciri ve güçlü bir altyapı gerektirir. Birbirinden bağımsız ve habersiz hastanelerle böyle salgınlara karşı mücadele edemezsiniz. Türkiye’de virüs kaynaklı bir hastalık salgını çıktığını düşünün. 81 ilde aynı hastalık görülüyor. O virüsün tespit edilmesi, gerekli ilaçların ve tıbbi malzemenin gönderilmesi ulusal çapta bir çalışma ile gerçekleştirilir.

Bakanlığın raporunda aşılar için özel bir bölüm ayrıldı. Aşılar enfeksiyonlara, salgın hastalıklara karşı olan mücadelemizde en büyük silahlarımızdan biridir. Toplumu aşılayarak hastalıkları başlamadan bitirmek mümkündür. Bugün dünyada çiçek hastalığının ortadan kalkmasını aşılara borçluyuz. Aşı kampanyalarının artması ve toplumun aşılar konusunda daha fazla bilinçlendirilmesi gerekiyor. Aşı karşıtı safsatadan öte gitmeyen iddiaların halkın kafasını karıştırması engellenmelidir. Örneğin Soner Yalçın’ın son kitabı “Saklı Seçilmişler”de aşının otizme yol açtığı gibi hiçbir kanıtı olmayan iddialar toplum sağlığını tehdit eden başlıca unsurlardandır.

Güçlü Bir Sağlık Sistemi Gerekli

Savunma Bakanlığı güçlü ve iyi fonlanmış bir sağlık sisteminin oluşturulmasıyla biyolojik saldırılarla başa çıkabileceğini düşünüyor. Gelecekte biyolojik savaş çıkabilir. Eğer bir gün gerçekten bu olursa Amerika gibi gelişmiş ülkeler bizden birkaç adım önde olacaklar. Amerikan’ın Hastalık Kontrol Merkezi (CDC) gibi çok etkin kurumları halk sağlığı konusunda çok ciddi çalışmalar yürütüyor. Buna ragmen hala çok eksikleri olduğunu belirtiyor. Türkiye’de çok kaliteli doktorlarımız var, bunu inkar edemeyiz ama organize olmada sorun yaşıyoruz. Politikacıları yaklaşan tehditlere karşı uyarmak ve harekete geçirmek hiç kolay değil. Kahvede kek ve çay hayaliyle yanıp tutusmak yerine yönümüzü gerçek hedeflere çevirmeliyiz.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

https://futurism.com/biological-weapons-department-of-defense/

https://www.nap.edu/catalog/24890/biodefense-in-the-age-of-synthetic-biology

https://www.theatlantic.com/magazine/archive/2018/07/when-the-next-plague-hits/561734/

Bilgi paylaştıkça çoğalır 🙂 Arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?
0

Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Biyolojik Savaş Yaklaşıyor! Hazır mıyız?” için bir yorum

  • 2 Temmuz 2018 tarihinde, saat 09:15
    Permalink

    ben değilim hazır olana kadar ertelenebilir mi pls. tşk.ler

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.