Deney Tüpünde Türleşme Gözlendi

Deney Tüpünde Türleşme Gözlendi

Evrim milyonlarca yıllık süreçte gerçekleşen bir olaydır. Normalde insan hayatı gibi kısa sürelerde türlerin evrimini gözleyemeyiz. Ancak bazı istisnalar mevcut. Amerika’da California ve Michigan Üniversiteleri’nden araştırmacılar türleşme üzerine yeni deneyler yapıyorlardı. Türleşme, bir türün iki türe bölünmesiyle sonuçlanan, Charles Darwin tarafından öne sürülen bir evrimsel süreçtir. Deneylerin üzerinden bir ay geçmişti ki bilim insanları ilginç bir olay gözlemlediler.

Science dergisinde yayınlanan araştırmada Yard. Doç. Dr. Justin Meyer ilk önce iki reseptör kullanarak E. Coli bakterisini enfekte edecek bakteriyofaj lambda virüsünü yetiştirdiler. Daha sonraki zamanlarda araştırmacılar petri kabındaki virüse iki tip hücre verdiler. Virüsler saldıracakları hücreye özel reseptör türünü kullanarak o hücreyi enfekte edeceklerdi. Ancak beklenmeyen bir şey oldu! Bakteriyofaj lambda iki yeni türe bölündü ve her bir tür kendi reseptörüne sahipti. Başlangıçta iki reseptöre sahip olan virüs şimdi birer reseptöre sahip iki yeni virüs haline geldi.

Türleşme Çok Yavaş Gerçekleşir

Türleşme süreci araştırması çok zor olan bir süreç ve doğada çok yavaş gerçekleşiyor. Gözlemleyemeyeceğimiz kadar çok yavaş. İnsanlar gözleriyle görmeden bu sürece inanmakta zorluk yaşıyorlar ve anlamsız sözlerle evrimin önemini azaltmaya çalışıyorlardı. Lenski deneyi gibi bu araştırma da evrimin ne kadar gerçek olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Artık şüpheci olmaya gerek yok. Her şey ortada. Meyer bu deneyler sayesinde türleşme olup olmadığı konusunda kimsenin şüpheye kapılmasına imkan kalmadığını belirtiyor. Daha da önemlisi eskiden test edemediğimiz şeyleri artık test edebilir konumdayız.

Darwin Yine Haklı Çıktı!

Meyer’in yaptığı araştırmalar oldukça etkileyici. Evrim ve türleşmenin nasıl işlediği konusunda gelecek yıllarda bize çok daha fazla şey öğretecekler. Türleşme olayını ileri genetik teknikler ile incelediğimizde evrimsel biyoloji alanında çok daha fazla bilgiler edineceğiz. Kendi genetiğimiz nasıl evrimleşti, hastalıkları nasıl tedavi edebiliriz, nasıl daha uzun yaşayabiliriz? Bu soruların hepsi zaman içinde yanıtlanacak. Charles Darwin, doğaya en çok uyum sağlayanın hayatta kalacağını söylüyordu. Bu gerçek bir kez daha onaylandı. Türleşme süreci canlıların uyum yeteneğini arttırıyor ve hayatta kalma şanslarını yükseltiyor.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

http://bit.ly/2nfL95E


Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.