Dorian Gray’in Portresi – Oscar Wilde

“İyi etki diye bir şey yoktur. Etki denen şey tümüyle ahlaka aykırıdır, yani bilimsel yönden ahlakdışıdır. İnsanın birini etkilemesi demek ona kendi ruhunu vermesi demektir. Bu insan kendi doğal düşünceleriyle düşünmez artık, kendi doğal ihtiraslarıyla yanmaz. Erdemleri sahici değildir. Günahları – günah diye bir şey varsa eğer – ödünçtür. Bu insan başka birinin müziğinin bir yansıması olup çıkar, kendisi için yazılmamış bir rolde oynayan bir aktör. Yaşamanın amacı kişinin kendini geliştirmesidir. Doğamızın gereğini kusursuz olarak gerçekleştirmek: İşte her birimizin burada olmamızın nedeni budur. Oysa şimdilerde insanlar öz benliklerinden korkuyorlar. Görevlerin en yücesini yani kişinin kendi öz benliğine olan görevini unutmuşlar. Hayırseverliklerine diyecek yok. Açları doyuruyor, dilencileri giydiriyorlar. Gel gör ki kendi ruhları aç, çıplak. Soyumuzda cesaret diye bir şey kalmamış. Belki de hiçbir zaman yoktu. Toplum korkusu – ki ahlakın temelidir – bir de dinin püf noktası olan Tanrı korkusu: Bizi yöneten iki şey işte bunlar.”

Lord Henry işte bu sözlerle şekillendirdi Dorian Gary’in kişiliğini. Oysa onla tanışmadan önce el değmemiş bir kalbi vardı. Kendi fikirleriyle düşünüyordu. Davranışlarını kendi iradesiyle belirliyordu. Henry’nin etki alanına girdikten sonra ise artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Salt güzelliği asla sönmesin istedi ve asla sönmedi.

Oscar Wilde’ın tek romanı Dorian Gray’in Portresi yayınlandığı dönemde, çarpıcı gerçeklerle yüzleşemeyen kesimler tarafından ağır eleştirilere maruz kaldı. Bu Oscar Wilde’ın beklediği bir tepkiydi çünkü herkesin içinde yaşayan Dorian Gray’in ilk defa bu kadar açık ve sesli dile getirildiğinin farkındaydı.

Toplumun ikiyüzlü ahlak anlayışını gözler önüne seren bu kitabı bitmemesini dileyerek okudum. Bazı kitaplarda içerik öne çıkar. Bazılarında ise edebi akış insanı mest eder. Ne kadar uğraştıysam da bu kitabı iki kategoriye de sokamadım. Beklenmedik içeriği, insan doğasına dair tespitleri ve edebiyat kokan sayfalarıyla bambaşka bir kitap benim için. Psikolojik kurgu diyebileceğimiz bu romanı bir solukta okuyup uzun bir süre üzerine düşüneceğinize inanıyorum.

Hazırlayan: Sümeyye Avcı

Yayınevi: Can Yayınları

Sayfa Sayısı: 276


Sümeyye Avcı

Adım Sümeyye Avcı. 20 yaşındayım. Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesinde okumaktayım. Okumayı ve araştırmayı seviyorum. Bilhassa bilimsel ve alanım olan tıp ile alakalı konular dikkatimi çekiyor. Edindiğim ve faydalı olacağını düşündüğüm bilgileri sinirbilim.org aracılığıyla sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyacağım. Bana bu adresten ulaşabilirsiniz. avcisumeyye66@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.