tarafından eklendi tarafından eklendi

Epilepsi Hastalarında Gebelik Süreci

Epilepsi en yaygın nörolojik bozukluklardan biridir. Dünya genelindeki nüfusun %2’sini etkilemektedir ve hamilelik sırasında kadınlar arasında migren sonrası en sık karşılaşılan ikinci nörolojik bozukluktur. Epilepsi uzun süreli tedavi ve gözlem gerektiren bir hastalıktır, bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiler. Epilepsi tedavisinde ilk basamak tanının doğru konması ve doğru ilaç tedavisinin belirlenmesidir. Hastalığın tanı ve tedavisindeki gelişmeler epileptik kadınların sağlıklı çocuk sahibi olmalarına olanak sağlamaktadır. Epileptik gebeler, büyük oranda sağlıklı çocuk doğurmaktadırlar.  Ancak anne ve ölümleri, erken doğum, fetal gelişme geriliği, düşük doğum ağırlığı, doğumsal bozukluklar, yeni doğan ölüm risk oranları, nöral tüp defektleri, doğumsal kalp hastalığı, antiepileptik ilaçlar kullanan epileptik gebelerde normal popülasyona göre 2-5 kat artış göstermektedir.

Epileptik Kadınlarda Gebelik

Sperm hücreleri ile yumurta hücresinin cinsel birleşme sonucu döllenmesi ile meydana gelen fetüsün kadın organ ve dokularında değişiklikler meydana getirdiği biyolojik süreç gebelik olarak tanımlanır.  Epileptik kadınlarda, sağlıklı gebeliklere göre nöbetlere bağlı düşük riski, erken doğum, gestasyonel hipertansiyon, eklampsi, postpartum kanama ve sezaryen oranlarının daha yüksek olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Antiepileptik ilaçların döl yatağına etkileri sonucunda fetüste gelişme geriliği ve düşük apgar skoru riskinin arttığı bilinmektedir.

Epilepsi gibi kişinin biyolojik ve sosyal yaşamını etkileyen bir sendrom ile başarılı bir gebelik sürecinin yürütülmesi ancak nöroloji ve kadın doğum uzmanlarının uygun tedavi yöntemleri sayesinde gerçekleşebilmektedir. Bu yüzden gebe kalma kararı alındığında öncelikle uzmanlara danışılıp anne ve bebekte meydana gelebilecek komplikasyonların en düşük seviyede tutulması gerekmektedir. Gebelik öncesi anne ve baba adayının sağlığını iyileştirmeyi öngören bu süreç prekonsepsiyonel bakım yaklaşımı olarak tanımlanır. Anne ve bebek için risk oluşturan fiziksel, tıbbi ve psiko-sosyal durumları gebelikten önce saptayarak uygun şekilde çözmek veya yönlendirmek esasına dayanır.

Hamilelikte Nöbetler Ne Sıklıkta Oluyor?

Epilepsisi olan hastaların çoğu (%54-80), gebelik sırasında nöbet sıklığında bir değişiklik yaşamazken, %15-32’lik bir kısmında nöbet sıklığı ve ciddiyeti değişebilmektedir. Östrojen ve progesteronun nöronal uyarılmayı ve böylece nöbet eşiğini değiştirmesi sonucunda nöbet sıklığındaki artışın meydana geldiği düşünülmektedir.  Gebelikte meydana gelen bu artışın, nöbetin tipi, epilepsi süresine bağlı olmadığı ifade edilmektedir. Bununla birlikte kompleks fokal nöbet ve jeneralize tonik-klonik nöbetlerde meydana gelen kasılma ve sarsıntıların fetüsü olumsuz etkilediği bildirilmiştir. Nöbetlerdeki artışın %50’sinin gebeliğin 8.-16. haftalar arasında %35’inin ise 16.-24. haftaları arasında olduğu belirtilmektedir. Epileptik kadınların gebe kalmadan önceki son 9–12 ay süresince nöbet geçirmemiş olmaları gebelik döneminde nöbet yaşama oranlarının düşük olmasını sağlamaktadır. Gebelik öncesindeki bir yılda nöbetsiz olduğu bilinen kadınların %84-92’lik bir kısmının, kullanmakta oldukları tedaviye devam etmeleri halinde, gebelik süresinde nöbetsiz olduğu görülmüştür.

Gebeliklerde nöbet kontrolü anne ve bebek için hayati önem taşımaktadır. Kontrol altına alınamayan nöbetler antiepileptik ilaç tedavisinden daha fazla teratojenik etkiye neden olabilmektedir. Gebeliklerde geçirilen nöbetler erken doğum riski, uteroplasental hipoksiye neden olduğu bunun da fetal hipoksi, kalp atımlarında yavaşlama, periventriküler hemoraji ve fetal ölüm riskini ortaya çıkarmaktadır.

Epileptik Gebelerde Antiepileptik Tedavi

Sinir sisteminin gelişimi çevresel ve genetik faktörlerin rol oynadığı karmaşık, dinamik ve uzun bir sürece dayanır. Bu karmaşık süreçte meydana gelen bozukluklar anormal beyin gelişimi ile sonuçlanmaktadır. Anormal beyin gelişimi birçok nörogelişimsel bozukluğun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Nörogelişimsel bozukluklar dil, bilişsel, davranışsal ve motor becerilerde bozulmalarla karakterize çok boyutlu durumlardır.

Antiepileptik ilaçların nörogelişimsel bozukluklara neden olduğuna dair kanıtlar giderek artmaktadır. Örneğin bir B vitamini formu olan folik asit merkezi sinir sistemi gelişimi sürecinde gereklidir, özellikle hızlı hücre bölünmesinin olduğu gebeliğin ilk üç ayında çok önemlidir. Folik asit eksikliği olan gebelerin bebeklerinde, düşük doğum ağırlığı, erken doğum, nöral tüp defekti gibi ciddi risklerin görülme sıklığı artmaktadır. Yapılan çalışmalar antiepileptik ilaçların kandaki folik asit konsatrasyonunu azaltarak fetüs gelişimini olumsuz etkilediğini göstermiştir.  Folik asit tedavisinin gebelik sürecinin öncesinde başlatılması ve gebelikte devam edilen folik asit desteğinin, rahimde antiepileptik ilaca maruz kalan çocukları, kognitif bozulmaya karşı da koruduğu düşünülmektedir.

Epilepsi İlaçları

Yapılan birçok çalışmaya rağmen epileptik gebe tedavisinde hangi epileptik ilaçların kullanılması gerektiğine dair fikir birliğine varılamamıştır. Klasik antiepileptik ilaçların yavru üzerinde teratojenik etkilerinin olduğu bilinmektedir. Ancak epilepsi tedavisi olmadan sürdürülen bir gebeliğin ya da politerapi ile tedavi edilen epileptik gebeliklerin yavru üzerinde çok daha fazla gelişimsel bozukluk oluşturabileceğinden uzman hekimler tarafından hastanın epilepsi türüne en uygun ve fetüs üzerinde teratojenik etkilerinin en az olacağı bir antiepileptik ilaç seçimi yapılmalıdır.

Son yıllarda yapılan pek çok çalışma sonucunda, gebelikte kullanımı büyük riskler taşıyan ilaçlar topiramat, valproat ve fenobarbital, en az riskli ilaçlar ise lamotrijin, levetirasetam ve okskarbazepin ve olarak bildirilmiştir. Yüksek doz valporik asit düşük IQ, otistik spektrum hastalıkları, fetal malformasyon riskini artırmaktadır. Valporik asit nöral tüp defektleri, kardiyak anomaliler, yarık damak-dudağa daha sık sebep olmaktadır. Karbamazepin, lamotrijin, levetirasetam ve fenitoinin kognitif gelişime etkisinin olmadığı yönünde bilgiler vardır.

Epileptik Annelerde Emzirme

Emzirme tüm yeni doğanlar için yaşamsal öneme sahiptir bu durum, epileptik ve antiepileptik ilaçlar kullanan anneler için de geçerlidir. Epileptik anneler, sütüne antiepileptik ilaç geçip bebeğine zarar verebileceği yönündeki kaygıları nedeniyle emzirmeye temkinli yaklaşabilmektedirler. Bebeğe antiepileptik ilaçların etkisi, önemli ölçüde anne sütünde antiepileptik ilaç düzeyi, yeni doğanda antiepileptik ilaç metabolizması ve ilacın eliminasyon yarılanma süresiyle ilgilidir. Anne sütünden antiepileptik ilaç atılımı, maternal serum proteine bağlanma derecesine bağlı olarak değişmektedir. Fenitoin, karbamazepin ve valproat gibi antiepileptik ilaçlar, tüm yüksek derecede protein bağlanmalarda olduğu gibi, anne sütünde düşük konsantrasyonda bulunur. Buna karşın fenobabital ve primidon, daha düşük protein bağlanma durumunda olanlar gibi anne sütünde yüksek düzeydedir. Elde edilen veriler lamotrijin ve topiramit gibi antiepileptik ilaçların anne sütünde önemli düzeyde bulunabileceğini, fakat yan etkilerinin olmadığını göstermektedir. Buna bağlı olarak çoğu antikonvülsan ilaçların, anne sütüne geçtiği halde bebek için zararlı düzeyde ve emzirmede sakıncalı olmadığını söylemek mümkündür. Antiepileptik ilaçların çoğu, anne sütünden bebeğe geçebildiği halde miktarı, plasental geçiş kadar yüksek değildir ve sorun oluşturmaz.Emzirme, epileptik anne ve yeni doğanlar için ayrı bir önem taşımaktadır ve anneler bu konuda cesaretlendirilmelidir.

Sonuç olarak;

Epilepsi kendi başına günümüzde bile birçok belirsizliği içinde barındıran sosyal, ekonomik ve psikolojik problemleri beraberinde getiren bir sendrom iken gebeliğin de eşlik etmesiyle birlikte epileptik kadına sonucu ölüme varabilen çok problemli bir süreç başlatabilir. Elbette anne olma isteği hastalık ya da ölüm dinlemeyecek kadar güçlü bir duygudur, neyse ki uzman hekimlerin önerdikleri tedaviye sadık kalındığı sürece problemsiz doğumlar gerçekleştirme oranları yüksek seviyelerde tutulabiliyor. Doğum sonrası uykusuzluğa ve yorgunluğa bağlı epileptik nöbetlerin tetiklenmesi riskine karşı epileptik anneye destek olunmalıdır. Anne bol bol dinlendirilmeli ve bebeğin bakım sürecinde yanında birilerinin bulunması sağlanmalıdır.

Hazırlayan: Hüsniye Özalp

Kaynaklar

Tekin B. Epilepsi, Gebelik ve Antiepileptik İlaçlar. Epilepsi 2018;24 (Suppl. 1):41-43.

Aslan S, Coşkun AM, Oral G. Epilepside Gebelik, Doğum ve Doğum Sonu Sürecin Yönetimi ve Bakımı. Cilt: 49 Yıl: 2018 Sayı: 1

Erten N, Erişgin Z. Gebelikte Epilepsi Tedavisinde Yeni Nesil Antiepileptik İlaçlar. Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi (Journal of Harran University Medical Faculty) Cilt 11. Sayı 3, 2014.

Atalar AÇ, Baykan B. Gebe kadınlarda epilepsi tedavisi. Bora İH, editör. Epilepside Tedavi. 1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri; 2019. p.56- 63.

Çilliler AE, Güven H, Çomoğlu SS. Epilepsy and Pregnancy: A Retrospective Analysis of 101 Pregnancies.

Kara K, Bozdemir H. Kadınlarda Valproik Asit Kullanımında Güncel Gelişmeler. Epilepsi 2019;25(2):45-50.

KAMİLOĞLU B. Epileptik Hastalarda Gebelik Döneminde Düzenli Kontrollerle Nöbet Kontrolü Sağlayabiliyor Muyuz? 2019 (yayınlanmamış tıpta uzmanlık tezi).

KARAYAĞMURLU A. Gebelik Sırasında Epilepsi Tedavisi İçin Antiepileptik Kullanımının Çocukların Genel Gelişimleri Üzerine Etkileri Ve Nörogelişimsel Bozukluklarla İlişkisi. 2016( yayınlanmamış uzmanlık tezi).


Hüsniye Özalp

Antakya/Hatay doğumluyum. Liseye kadar olan eğitim hayatımı burada tamamladım. Mersin üniversitesi Biyoloji bölümü mezunuyum. Şu an Mersin Üniversitesi Biyoloji Anabilim Dalında yüksek lisans yapıyorum. Hayatım boyunca doğaya meraklı ve sorgulayan gözlerle baktım. Okumayı ve yeni şeyler öğrenmeyi her zaman çok seviyorum. Evrim biyolojisi, sinir sistemi fizyolojisi, ve davranış biyolojisiyle alakalı kitaptar okudum. İmkan buldukça konferanslara katıldım. Voleybol ve resim ile uğraştım. Her türlü spor dalı mücadelelerini izlemeyi, türk sanat müziği dinlemeyi ve edebi eserler okumayı severim. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa evrimbiyolojisi@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.