Erken Yaşlanma Nasıl Oluyor?

Erken Yaşlanma Nasıl Oluyor?

Şu ana kadar kayıtlara geçen en yaşlı insanlar 113 ve 122 yıl yaşadı. Ne kadar uzun yaşayacağımız ve vücudumuzun ne kadar hızlı yaşlanacağı %50 oranında genetik etkenlere bağlıdır. Diğer %50 ise beslenme alışkanlığı, egzersiz, hayat tarzı ve hastalıklar gibi çevresel etkenlere bağlıdır. Geçtiğimiz 20-30 yılda ömür beklentisindeki sürekli artışın başlıca sebebi, iyileştirilmiş toplum sağlığı ve hastalıklara karşı bulunan yeni tedavi yöntemleridir. Bilim insanları elimizdeki imkanları göz önüne aldığımızda ortalama insan ömrünün 85’i aşamayacağını düşünüyor. Araştırmacılar bunun yerine ömür beklentisindeki büyük artışların bundan sonra erken yaşlanma sürecinin kendisinin yavaşlatılmasından gelmesi gerektiğine inanıyor.

Erken yaşlanma süreci, organların çalışmasına etki eden belli genleri ve proteinler ile vücut organlarının ve DNA’ya rastlantısal olarak zarar veren toksik moleküllerin (serbest radikaller) doğal üretiminin birleşiminden meydana gelir. Bu tür zararlar, zamanla vücudun kendi kendini onarma becerisini aşar ve hastalık ile ölüme karşı yükselen bir hassaslıkla sonuçlanır.

Genler Erken Yaşlanma Konusunda Çok Etkili

Örneğin, hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda hayat süresini %200-600 arttıran düzinelerce gen tespit edildi. Çok yaşlı insanların (ortalama 98) üzerinde yapılan çalışmalar şaşırtıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Bilim insanları iyi kolesterol üretimini artıran ve dolayısıyla kalp damar sistemini geliştiren, erken yaşlanma sürecini yavaşlatan bir geni ortaya çıkardı. Bu, çok yaşlı insanlardaki erken yaşlanma sürecini yavaşlatan düzinelerce genetik faktörü tespit eden araştırmalardan sadece bir tanesi. İyi bir beslenme düzeni, egzersiz yapma, stresi azaltma, olumlu bir tavra sahip olma ve  ilave ilaçlar (vitamin veya antioksidan) almak gibi alışkanlıklar, hayat kalitesinin artmasına ve 100 yaşına kadar yaşamaya yardım etse de bunların hiçbirinin kendi başına yaşlanma sürecini yavaşlatarak insanların 130 yaşına kadar veya daha fazla yaşamasını sağladığı kanıtlanmadı.

Nüfus yaşlandıkça insanlar yaşlanmayı önleyen ilaçlar arıyor ve satın alıyor. Ancak hiçbir yaşlanmayı önleyici ilacın yaşlanmayı yavaşlattığı kanıtlanmadı.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak: Psikolojiye Giriş – Rod Plotnik


Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.