tarafından eklendi tarafından eklendi

Evdeki Kimyasallar Bebeklerin Beyin Gelişimini Nasıl Etkiliyor?

Çocukluğumuzda evde temizlik yapılırken tuz ruhu ve çamaşır suyunu karıştırıp nasıl da öksürülürdü, hatırladınız mı? Liseye gidip de azıcık kimya bilgisi kazandıktan sonra ailesini uyarmayan yoktur herhalde. Varsa geç kalınmış bu uyarıyı şimdiden yapsın!

Evet, ebeveynlerimizi uyardıysak şimdi asıl meselemize gelelim: Evde küçük çocukları olan ebeveynler ve o çocukların evdeki kimyasallar ile olan ilişkisi. Ohio State Üniversitesi’nde yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, zararlı kimyasallar (özellikle ev temizlik ürünleri) kullanılan evlerde yaşayan çocukların dil gelişimlerinde gecikmeler olduğu görülmüş. Teste tabi tutulan çocukların ailelerindeki eğitim seviyeleri ve ebeveynlerin gelirleri de dikkate alınmış. Bilim insanları bu araştırmayı 190 aile üzerinde yapmış. Annelere hem hamilelikleri sırasında hem de bebeklerin doğumundan 14-23 ay sonra kimyasal kullanımları sorulmuş. Ebeveynlerin yaşadıkları yerdeki pestisit kullanımları ve genel kirliliğin etkileri da raporlanmış.

Çocukların dil gelişimlerini ölçümlemek için, 14-23 aylıkken ve 20-25 aylıkken bazı bilişsel testler yapılmış. Bu standartlaştırılmış testlerde çocukların insanları ve nesneleri tanıması, yönleri takip etmesi ve nesneleri/fotoğrafları isimlendirmesi üzerine gözlemler yapılmış. Testlerin sonuçlarına göre ise bu küçük yaştaki çocukların dil gelişimlerinde, yaşadıkları çevredeki zararlı maddelerin doğrudan etkisi olmadığı gösterilmiş. Fakat doğumdan sonra kullanılmaya devam edilen ev temizliğindeki kimyasalların iki yaş civarındaki çocukların dil gelişimindeki doğrudan olumsuz etkileri kanıtlanmış.  

Kimyasallar ve Beyin

Bu çalışmada, ailelerin doğum sonrasındaki kimyasal kullanımının hamilelikteki kadar önemli olmadığını düşündüklerini de kaydetmişler. Hamilelik sırasındaki kimyasal kullanım oranı %20 iken, hamilelik sonrasında bu oran %30’lara çıkmış. Aradaki fark sizce ne kadar küçük ya da büyük? Gelin bunu hem kimyasal hem de nörolojik yönden biraz inceleyelim.

Kimyasal tepkimeleri düşündüğümüzde farklı ürünler ortaya çıkabilir. Örneğin çamaşır suyunun herhangi bir asitle – örneğin limon suyu ve sirke – tepkimeye girmesiyle beraber zehirli bir gaz olan klor gazı ortaya çıkar. Bu gaz solunum sistemimiz için zararlıdır. Eğer bu gaza çok fazla maruz kalacak olursak ölümcül de olabilir. Çamaşır suyunun tuz ruhuyla karıştırılması da kloramin buharı oluşacaktır ya da daha tehlikeli ve ölümcül olan hidrazin gazı açığa çıkacaktır. Kloramin gazı açığa çıktıktan sonra gözlerimiz ve solunum sistemi organlarıyla diğer iç organlarımıza kadar taşınabilir – beyin de buna dahil! İşte bu kloramin gazı, tam da yazının başında da söz ettiğim ebeveynlerimizi öksürten gaz. Kloramin etkisine örnek verecek olursam şu çalışmanı sonuçlarına bir göz atabiliriz: 2003’te yapılan bir çalışmada klor gazına maruz kalan kadınlarda göz açıp kapatmada, renk ayırmada, kelime bilgisinde klor gazına maruz kalmayanlara göre bir bozulma olduğu gözlemlenmiş. Beyin gelişimi yavaşladıktan sonra bu gibi sonuçlar doğuran bu zararlı gazlar kim bilir çocuklar üzerinde ne kadar etkilidir, değil mi?

Şimdi gelelim çocuklara. Uzun yıllar süren sinirbilim çalışmaları insan beyninin 25 yaşına kadar gelişmeye devam ettiğini belirtse de erken çocukluk dönemlerinde (doğumdan iki yaşına kadar) beyin gelişiminin daha hızlı ve dinamik bir süreçte gerçekleştiğini, bu dönemde oluşabilecek herhangi bilişsel problemlerin otizm veya şizofreni gibi hastalıklara yol açabileceğini göstermiştir. Bu gelişim sürecinde beyindeki gri ve beyaz maddenin yapısı ve fonksiyonelliği kadar, genetik ve çevresel faktörlerin de etkisi bulunmaktadır. Eğer erken gelişim dönemindeki çocuklar bu kimyasallarla doğrudan etkileşimdeyse veya temizlik yapan ebeveynlerin yakınında bulunuyorsa, yukarıda bahsettiğim kimyasal tepkimeler sonucu oluşan gazlardan etkilenmesi hiç de tahmin edilmesi zor bir olay değil.

Makalenin yazarları da bu durumun sadece eğitim düzeyiyle değil elbette sosyoekonomik koşullarla alakalı olabileceğini de vurguluyor. Düşük gelirli ailelerde bu gibi durumlarla karşılaşmak bence de daha olası. Kullanılan markaların önemi kadar, temizlik ürünlerinin evin neresinde ve ne koşulda bulunduğu; çocukların o kimyasallara erişme ihtimali de önemli. Küçük evlerde yaşayan kalabalık aileler için durum biraz daha kritik bile diyebiliriz. Bu kötü durumu bir nebze de olsa önlemek için çevremizdeki ebeveynleri uyarmakla işe başlayabiliriz. Harekete geçme zamanı geldi!

Hazırlayan: Irmak Bingöl

Kaynaklar

Orijinal makale: Jiang, H., Justice, L. M., Purtell, K. M., & Bates, R. (2020). Exposure to Environmental Toxicants and Early Language Development for Children Reared in Low-Income Households. Clinical pediatrics, 59(6), 557–565. https://doi.org/10.1177/0009922820908591

Gilmore, J., Knickmeyer, R. & Gao, W. (2018). Imaging structural and functional brain development in early childhood. Nat Rev Neurosci 19, 123–137. https://doi.org/10.1038/nrn.2018.1

Kilburn, K. H. (2003). Brain but not lung functions impaired after a chlorine incident. Industrial health, 41(4), 299-305.


Irmak Bingöl

1997 yılında İzmir’de doğdu. İdealleri ve hedefleri doğrultusunda İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde moleküler biyoloji ve genetic bölümünde okuyor. İYTE’deki öğrenim zamanları boyunca çeşitli etkinliklerin düzenlenmesinde rol almakla beraber 2019 Kasım - 2021 Haziran zamanı boyunca İYTE Antropoloji Topluluğu başkanlığını yürüttü. 2021 Öğrenim Yılı Bahar Dönemi sonunda bölümünden mezun olarak Moleküler Biyolog unvanıyla mesleğini yerine getirecek. İlgi alanları arasında otofaji, apoptoz, evrimsel antropoloji, biyolinguistik, kognitif sinirbilim yer alıyor. Bunun haricinde edebiyat, felsefe ve sosyoloji üzerine okumak da diğer ilgi alanları arasındadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.