Filmlere Konu Olan Hastalık: Şizofreni

Filmlere Konu Olan Hastalık: Şizofreni

Pek çoğunuz A Beautiful Mind ve Machinist gibi kült filmleri izlemişsinizdir. Bu filmlerin ortak bir özelliği var. Bu özellik konularının şizofreni hastalığında birleşmesidir. Peki filmlere konu olan bu meşhur hastalık nedir?  Kişinin gerçek yaşamla gerçek olmayan yaşamı ayırt edememesi ve davranışlarının anormal olması durumudur. Hasta, sanrılar görür ve duygularını kontrol edemez. Ayrıca şizofren hastaların konuşmasında ritmik yapı bozulmuştur ve konuşmasını ilgisiz bir şekilde ifade eder. Bu etkenlerin dışında hastalarda algılama bozuklukları ve depresyonda görülebilir. Bireyin yakınındaki bir ölüm buna sebep olabilir.

Şizofreninin risk etkenlerine örnek olarak; genetik yatkınlık, bireyin yaşamındaki stres faktörleri, kişiliği ve diğer çevresel faktörler verilebilir. Şehirlerde, köylere oranla daha yüksek şizofreni hastası bulunmaktadır. Artan stres koşulları, sosyal düzensizlikler bunun bir sebebidir diyebiliriz.

Şizofreni hastaları çoğunlukla yalnız olmayı tercih ederler. Bireyin hastalığına rağmen içki veya madde bağımlılığı varsa tehlikeli olabilir. Hastalar doğru tedavi ile yaşamda etkin bir yer bulabilir. Doğru tedavi edilmeyen hastanın yaşamı intiharla da sonuçlanabilir.

Şizofreni Tanısı Nasıl Konur?

Şizofreni hastalığında kullanılan yöntemlere örnek olarak BT, MR gibi beyin görüntüleme yöntemleri örnek verilebilir. Ancak bu yöntemler daha çok ayırıcı tanıda yararlı olmaktadır. Bununla birlikte gelişen laboratuvar yöntemlerinin sayesinde tedaviye yanıtın ölçülmesi hız kazanacaktır. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki glutamatın anormal çalışması çeşitli nöropsikiyatrik bozuklulara yol açıyor. Şizofrenide glutamat hipotezi, omurilik sıvısında glutamat düzeylerinin azalmasına dayanır. Günümüzde şizofrenide glutamatın anormal çalıştığını düşündüren birçok kanıt bulunmaktadır. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda glutamat faktörünün şizofreni oluşumu ve tedavisindeki rolleri üzerinde durulmaktadır. Tsai and Coyle’nin 2002 yılında yaptığı deneyde mGluR1 ve mGluR5 gibi grup I ve mGlu2/3 gibi grup II metabotropik glutamat reseptörlerindeki işlevsel bozuklukların da şizofreniye neden olabileceği kanıtlanmıştır. Yapılan deneyde güçlü bir mGlu2/3 reseptörü aktive eden deney hayvanlarında NMDA antagonistleri ile oluşturulan motor bozukluklarının düzeltildiği görülmüştür.

Glutamatın Şizofrenideki Rolü

Bildiğiniz üzere nöronlar sürekli birbirleriyle etkileşim halindedir. İşte bu etkileşim ve bilgi alış verişi nörotransmitterler tarafından sağlanır. Memeli beyninde en bol bulunan nörotransmitter glutamattır ve uyarıcı olarak kullanılır. Glutamat hafıza ve öğrenmenin düzenlenmesinin yanında algıda da rol oynar. Ayrıca ve en önemlisi glutamat reseptörleri beyindeki her nöronda bulunur. İşte bu yüzden glutamat birçok nöronu etkileyebilir ve mental, duygusal işlevler açısından çok önemlidir. Yapılan birçok araştırma gösterdi ki glutamat düzensizliği başta şizofreni olmak üzere inme, epilepsi, Huntington gibi nörolojik hastalıklarda da oldukça etkilidir.

NMDA Reseptörünün Hastalığa Etkisi

Şizofreni de glutamat düzensizliğinin olduğunun en güçlü kanıtı NMDA reseptör aktivitesindeki azalmadır. NMDA bir glutamat reseptörüdür.  NMDA reseptörleri epilepsi, şizofreni gibi hastalıkların patolojik ve fizyolojik süreçlerinde çok önemlidir. NMDA reseptörlerinin eksikliğinde aşırı glutamat salınımı olur. Ayrıca NMDA reseptörleri, ergenliğe doğru farklı nöron grupları arasındaki bağlantıların zayıflayıp kopması anlamına gelen sinaptik budanmaya neden oluyor. Şizofreni hastalarında meydana gelen bu sinaptik budanma anormal bir durumdur.

Ayrıca bilinmelidir ki bütün şizofrenler saldırgan insanlar değillerdir. Etkin bireyler olabilmeleri için ön yargılar kırılmalıdır. Eğer hastanın yakınıysanız sabırlı olup, bireyi anlamaya çalışmalısınız. Hastayı sorun ve stresten uzak tutup hastaya sorumluluklar verip onlara güvende olduklarını hissettirmelisiniz.

Hazırlayan: Şeyma Koç

Kaynaklar

http://www.cappsy.org/archives/vol8/no4/cap_08_04_07.pdf

https://onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1111/pcn.12823

Şizofreni, Doç. Dr. Emin Ceylan, 2009; 419-423 


Şeyma Koç

Ben Şeyma. Afyon Kocatepe Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik öğrencisiyim. Üçüncü sınıfı bitirmek üzereyim. Bu alanda okumamın en önemli sebeplerinden biri sinirbilimdir. araştırmaya oldukça hevesliyim ve kendimi bu doğrultuda geliştirmek en büyük hedefim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.