Francis Crick

Francis Crick

Francis Crick 1916 doğumlu İngiliz moleküler biyolog, biyofizikçi ve sinirbilimcidir. 1953 yılında James Watson ile birlikte DNA’nın moleküler yapısını keşfinden dolayı Nobel ödülüne layık görülmüştür ancak aslında keşiflerin çoğu Rosalind Franklin tarafından yapılmıştır. Kadın olduğu için 1950 İngiltere’sinde hakkı yenen Franklin’in x-ray sonuçları ortağı Maurice Wilkins tarafından Watson-Crick ikilisine verilmiş ve bu şekilde DNA’nın yapısı çözülmüştür. Her ne kadar yaptıkları çok yanlış olsa da bilimsel kişiliği ile Francis Crick önemli bir bilim insanıdır. DNA’dan RNA, RNA’dan protein üretimini açıklayan merkezi dogmanın oluşturulmasına ciddi katkıları vardır. Crick yaşamının sonraki yıllarında da teorik nörobiyolojiye yönelmiş ve insan bilinci üzerine araştırmalar yapmıştır.

Francis Crick 8 Yıl Orduda Çalıştı

Francis Crick Londra’da University College’da fizik eğitimi gördü. 1937’de mezun olduktan sonra fizik dalında doktora çalışmalarına başladıysa da öğrenimini 1939’da 2. Dünya Savaşı nedeniyle yarıda kesmek zorunda kaldı. Savaşla birlikte Deniz Kuvvetleri’nde görev alarak 8 yıl süreyle, başta mıknatıslı mayınların üretimi olmak üzere çeşitli askeri konularda çalıştı.

Schrödinger’in Yaşam Nedir? adlı yapıtından oldukça etkilenmiş ve bu ünlü fizikçi gibi yaşamın gizeminin, kalıtsal mekanizmanın açıklanmasıyla aydınlatılabileceğine inanıyordu. Francis Crick bu yüzden savaştan sonra biyoloji alanında uzmanlaşmaya karar verdi. Bu amaçla Cambridge’de Strangeway Laboratuvarı’nda iki yıl çalıştıktan sonra 1949’da Cambridge’da Max F. Perutz’un yönetimindeki Medical Research Council Laboratuvarı’na geçti. Bu laboratuvarda, fizikçi Maurice Wilkins’in öncülüğünde kristallografi teknikleriyle biyolojik açıdan önem taşıyan moleküllerin yapıları inceleniyordu. Crick, X-ışınlarını kullanarak makromoleküllerin yapılarının biyolojik özelliklerini saptamaya çalıştı. Bu teknikte, X-ışınları incelenecek molekülün üzerine düşürülüyordu. Daha sonra molekülün iç yapısındaki dar aralıklardan geçen ışın, yayılma doğrultusunda ayrılarak ilerideki bir ekran üzerinde aydınlık ve karanlık birçok çizgi oluşturur. Bu çizgiler kristal biçimindeki molekül sistemlerin yapılarına ilişkin önemli bilgi sağlar. Bu teknikte ekran yerine bir film kullanılırsa, film üzerinde molekülün bir kırınım deseni oluşur. Crick’in bu tekniği öğrenmesi bilimsel yaşamının ileriki yıllarında büyük yarar sağlamıştır.

Francis Crick akademik hayatının devamında nükleik asitlere ilgi duymaya başladı. 1951’de Cambridge’de ABD’li biyolog James Watson ile karşılaştı. İki bilim insanı sürekli makromolekül modellerinden yararlanarak DNA’nın çifte sarmal yapısındaki moleküllerin nasıl dizildiğini ve bu dizilim biçimiyle DNA’nın işlevlerinin nasıl açıklanabileceğini araştırdılar.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş


Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Johnson & Johnson'a bağlı olarak Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde klinik araştırma koordinatörü olarak çalışıyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.