Hafıza Hakkında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

Hafıza Hakkında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

Birçoğumuz hafızamızın nasıl çalıştığıyla ilgili yanlış inanışlara sahiptir. Bu görüşlerden bazılarının ciddi sonuçları olabilir. Hafıza konusunda kulaktan kulağa yayılan ancak yanlış olan çok şey vardır. Örneğin, fotografik bir hafızaya sahip olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Belki hipnozla çocukluk anılarınızı gün yüzüne çıkarmak istiyorsunuz ama böyle bir şey mümkün değil. Hafıza mitlerinden bazılarını doğrularıyla açıklamaya çalışacağız.

Hafıza bir kamera gibi çalışır

2011 yılında Amerika’da 1.838 kişi üzerinde yapılan bir ankete göre katılımcıların 63%’ü hafızanın tıpkı bir video kamera gibi çalıştığına inanıyor. İnanışa göre doğumdan itibaren beyin her şeyi kayda alıyor ve saklıyor. Hafızanın ise böyle bir çalışma şekli yoktur. Hafıza çok dinamik ve esnek bir yapıya sahip olup sürekli kendini yeniler ve dış etkilere çok açıktır. Hatta bazen anılarınızı bile çarpıtarak hiç yaşamadığınız olayları size yaşamış gibi hissettirebilir.

Bazı insanların fotografik hafızası vardır

Hafızanın kamera gibi işlediği mitinin bir uzantısı fotografik hafıza olayıdır. Bazı insanlar için fotografik hafızaya sahip denir. Bu kişiler bir olayın görüntüsünü çekebilirler veya okudukları bir sayfanın resmini akıllarına atıp ne zaman isterlerse onu çağırabilirler. Konuyla ilgili olarak çoğu zaman hafıza şampiyonları ve onların çalışma sistemleri öne sürülür. Örneğin Lu Chao 2005 yılında pi sayısının 67.890 basamağını ezberleyerek dünya rekoru kırmıştır. Yapılan araştırmalar hafıza şampiyonlarının başarısını sağlayan etkenlerin hafıza teknikleri ve binlerce saatlik egzersizler olduğunu gösteriyor.

Görsel nesneleri çok iyi hatırladığını iddia eden kişiler üstünde yapılan araştırmalar kontrol grubu ile fotografik hafızaya sahip olduğunu düşünen kişiler arasında pek bir fark olmadığını gösteriyor. İki grubun test sonuçları karşılaştırıldığında kayda değer bir fark olmadığı görüldü.

Unutma her zaman yavaş yavaş olur

Bazı hafıza mitleri günlük hayatta ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Örneğin, mahkemede tanık ifadesine başvurulması bunlardan biridir. Psikologlar da dahil çok sayıda insan unutmanın hep yavaş yavaş gerçekleştiğini düşünüyor. Bir olayda tanığın ifadesine başvurulduğunda bazen tanık olayı hatırlamadığını söyleyebilir. Siz daha yeni oldu nasıl hatırlamazsın diyerek karşı çıkabilirsiniz ancak çoğu unutma olayı bir olay gerçekleştikten hemen sonra meydana gelir.

Kendine güven hafızanın doğruluğuna işarettir

Bir kişinin bir dizi olayı hatırlaması söz konusu olduğunda kendine güvenin derecesi hafızanın doğruluğuna işarettir ancak tek bir olaydan bahsediyorsak kendine güven olayı hatırlamanın iyi bir ölçütü olamaz. Yanlış hatırlanılan bir olayda özgüvenin artmasının bir neden tekrar tekrar sorgulama gibi bazı etkenlerin özgüveni artırmasıdır. Belirli bir olay temel alınarak tanıkların ifadeler karşılaştırıldığında özgüven ile ifadelerin doğruluğu arasında bir bağlantı bulunmamıştır.

Travmatik anılar bastırılabilir ve yıllar sonra iyileşebilir

Travmatik anılar insanların zihinlerinde ciddi yer edinebilen ve unutulması kolay olmayan tecrübelerdir. Birçok kişi çocukken maruz kaldığı taciz gibi olan bu tecrübelerin bastırılmaya yatkın olduğunu ve beynin zamanla kendi kendini iyileştirebileceğine inanıyor. Çok yetenekli bir psikoterapistle bile travmatik anıların iyileştirilmesi çok zor bir süreçtir.

Çocuk yaşta taciz vakaları üstündeki çalışmalar kurbanların genellikle kötü anılarını unutmadıklarına işaret ediyor. Dahası uzun süreli terapi gören kişiler bile hayatlarının sonraki evrelerinde çok küçük bir olayla bile bu anılarını tekrar hatırlayabiliyorlar. Beynin korku işleme merkezi olan amigdala bu tecrübeleri öylesine derinlemesine etiketliyor ki bu anılar neredeyse hiç unutulmuyor.

Hipnoz unutulmuş anıların hatırlanmasını sağlayabilir

Belki de hafıza ile ilgili en çok inanılan ve insanların kandırıldığı mit budur. Çok sayıda insan hipnoz ile çocukluk anılarının hatırlanabileceğini hatta anne rahmindeki döneme bile inilebileceğini sanıyor. Bu da hafızanın video kamera gibi çalıştığı mitiyle uyumlu olarak türetilmiş bir yanılgı. Başımızdan geçen her olayın kaydedildiğini düşünen kişiler bu bilgilerin hep saklandığını ve hipnozun bu gizlenmiş bilgileri ortaya çıkarabileceğini düşünür. Aslında hipnoz kişinin gerçek anılarını hatırlamasına yardım etmez. Kişinin hipnoz esnasında söylediği çoğu şey gerçeklikten uzak hayal ürünleridir.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

https://www.theguardian.com/lifeandstyle/2012/jan/14/truth-about-memories-jarrett

Yazıyı beğendiyseniz 5 yıldız verebilir misiniz?

Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Johnson & Johnson'a bağlı olarak Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde klinik araştırma koordinatörü olarak çalışıyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.