İnternetten Hastalık Belirtilerine Bakmak Vahim Sonuçlar Doğurabilir

İnternetten Hastalık Belirtilerine Bakmak Vahim Sonuçlar Doğurabilir

Hepimizin canı kıymetlidir. Küçük bir ağrımız olsa hemen hazreti Google’a yazar, kendimizdeki hastalıkları teşhis etmeye başlarız. Kendimizdeki hastalık belirtilerine bakmak neredeyse hepimizin yaptığı bir şeydir. Artık belirtiler lösemiyi mi gösterir yoksa nadir görülen bir hastalığı mı bilemiyorum. Bize de sık sık “ben de şunlar görülüyor, ne tavsiye edersiniz”, “bir arkadaşımda böyle oldu acaba ne yapmalıyım” gibi mailler geliyor. Ne olduğunu bilmediğiniz veya rahatsız olduğunuz tıbbi bir durumunuz olduğunda yapılacak en doğru iş doktora gitmektir. İnternetten kendinizle ilgili yapacağınız araştırmaların sizi yanlış yönlendirme riski vardır.

Kendinde gördüğü belirtileri internette arayan hastalar çok çeşitli sonuçlar bulabilir. Yaptığı araştırmalardan kendince bir tedavi planı bile çıkarabilir. Kafasında tüm bu düşüncelerle giden hastalar hekimlere ciddi baskı uygulayabiliyor. Hasta yaptığı araştırmalardan kendisiyle ilgili bir yargıya çoktan varmış. Hekim kendi kafasındaki şeyle uyuşmayan bir şey söylediğinde bilişsel uyumsuzluk yaşıyor ve hekimi ikna etmeye çalışıyor. Ülkemizde bu durum en çok antibiyotik reçetesi yazdırma ve acil serviste serum taktırmada yaşanıyor. Bilinçsiz antibiyotik kullanımı da günümüzde ciddi bir sorun olmaya başlayan antibiyotik direncini doğurdu.

Hastalar Doktorlara Baskı Uyguluyorlar

Doktora sürekli istediğini yaptırmaya çalışan hastalar bir yerden sonra doktorları da bezdirebiliyor. Sağlık çalışanları hiç memnun olmayan hastaların kendilerine zarar verecek şeyler istediklerini söylüyorlar. Hastalar doğru olan tıbbi uygulamayı, ilacı değil internetten bulup getirdiği şeylerin uygulanmasını istiyor.

2016 yılında yapılan geniş çaplı bir araştırma anibiyotik kullanımıyla ilgili şaşırtıcı bir sonuca ulaştı. Hastalara yazılan antibiyotiklerin üçte biri viral enfeksiyonlar için verilmişti. Oysa ki antibiyotikler virüsleri hiç etkilemez, bakteri kökenli enfeksiyonları tedavi etmek için tasarlanmıştır. Örneğin, grip olduğunuzda antibiyotik alırsanız hiçbir faydasını görmezsiniz. Grip zamanla iyileşebilir ama bu antibiyotiğin değil vücudun bağışıklık sistemi sayesinde olur.

Hastalar İnternette Gruplaşıp Birbirine Tavsiye Veriyor

İnternet deyince yalnızca Google aklınıza gelmesin. Facebook’ta ve başka platformlarda hastaların birbirleriyle konuşup bilgi alış verişi yaptığı gruplar var. Buralarda herkes birbirine bir şeyler söylüyor, tavsiyeler veriyor. Bunlardan en sık karşılaştığımız “şeker kanser hücrelerini besler” yalanıdır. Kendi hastalarımızda ne yaparsak yapalım bunun önüne geçemiyoruz. Hastalar kendileri gibi olan başka bir hastanın dediği yanlış bir bilgiyi bütün uzmanların söylediklerinin önüne koyuyor.

Pew Araştırma Merkezi’nin raporuna göre Amerikalıların %35’i internette araştırma yaparak kendileri hakkında teşhis koymaya çalışıyor. Bizde durum farklı mıdır? Hiç sanmıyorum. Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı kamu spotuyla antibiyotik kullanımı bir miktar azaltıldı. Ancak halkımızın daha fazla bilinçlenmesi gerekiyor.

Bir rahatsızlığınız olduğunda doktora gidin. Size rahatsızlığınızı uygun bir dille açıklayacaklar ve emin olun yardımcı olacaklardır.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

https://bit.ly/2LjNEip

Bilgi paylaştıkça çoğalır 🙂 Arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?
0

Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.