Sigarayı Bırakmak veya Diş Ağrısını Azaltmak İçin Hipnoz İşe Yarar mı?

Sigarayı Bırakmak veya Diş Ağrısını Azaltmak İçin Hipnoz İşe Yarar mı?

İnsanların vücuduna bir tür güç geçirmek yoluyla çeşitli rahatsızlıkları tedavi edebildiğini iddia eden Anton Mesmer; 1700’lü yılların sonunda Paris’te çok ünlenmişti. Mesmer bu güce hayvansı çekicilik diyordu. Hayvansı çekiciliğin tedavi edici özelliği o kadar büyüleyiciydi ki Fransız Bilim Akademisi konuyu araştırmak için bir komisyon kurdu. Komisyon ise bu gücü tanımlayamadığı için onu yasakladı. Bugün biz bu güce hipnoz diyoruz.

Hipnoz bir araştırmacının, klinik tedavi uzmanının ya da hipnozcunun bir kişiye duyu, algı, his, düşünce veya davranışlarında değişiklik yaşayacağını telkin etmesidir.

Hipnozun eğlence amaçlı kullanılabildiğini, insanların gönüllü olarak sahneye çıkıp Paul’ün Elvis taklidi yapması gibi sıra dışı ve genelde komik şeyler yaptığı gösterilerde görmüşsünüzdür. Ancak hipnozun tıpta, diş hekimliğinde tedavi etme ve davranış düzeltme konularında ciddi ve yasal kullanım alanları vardır.

Hipnoz; tıpta ve diş hekimliği alanlarında hipnotik analjezi yoluyla hastanın rahatlamasını, ağrılarının azalmasını, korku ve endişelerinden kurtulmasını ya da ölümcül hastalıklarla başa çıkabilmesi için motivasyonunun artırılmasını sağlayabiliyor. Hipnoza karşı hassas olan hastalar ağrı kesici ve gevşetici telkinlere daha iyi tepki veriyorlar.

Hipnoza karşı daha duyarlı olan denekler, hipnoz altındayken hipnoza karşı daha az duyarlı olan deneklere göre belirgin şekilde daha az ağrı hissettiklerini söylüyor. Deney sırasında deneklerin kolları bağlanarak kollarına kan gitmesi önlendi ve bu şekilde ağrı uyarımı yaratıldı. Araştırmacılar hipnotik analjezi esnasında katılımcıların beyninde ne olduğunu ise ancak yakın zamanda çözebildiler.

Araştırmacılar PET taramalarını kullanarak denekleri hipnotize ettiler ve ellerini ılık ya da can yakacak kadar sıcak suya sokmalarını istedikten sonra, beynin farklı bölümlerindeki hareketliliği ölçtüler. Acının daha rahatsız edici (daha çok acı) olduğu yönündeki hipnotik telkinler frontal lobdaki anterior singulat korteksin faaliyetinin azalmasına yol açtı. Acının daha az rahatsız edici olduğu yönündeki telkinler ise aynı bölgedeki beyin faaliyetinin artmasına sebep oldu. Buna karşılık acının daha az ya da daha fazla rahatsız edici olduğu yönündeki telkinler ağrı duyumunu gösteren parietal lobdaki beden duyuları korteksinin faaliyetini hiçbir şekilde etkilemedi. Diğer bir deyişle, hipnotik analjezi altındaki denekler acıyı hissediyorlar, ancak acıdan ne kadar rahatsız oldukları hipnotik telkinlerin acıyı daha az ya da daha çok rahatsız edici olarak belirlemesine bağlıdır. Hipnotize edilen katılımcıların düşünce ya da beklentileri, acı algılarını değiştiriyor.

Bazı bilim insanları hipnozun sigarayı bıraktırıcı etkisi olabileceğini düşünmüş ve bunu hastaları üzerinde denemiştir. Araştırmacılar katılımcılar üzerinde üç farklı yöntem uyguladı ve bir de hiçbir şey uygulanmayan kontrol grubu ile beraber onları dört gruba ayırdı. İlk grup davranış terapisi aldı, ikinci grup sağlık eğitimi aldı ve sigaranın zararları hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirildi, üçüncü grup ise hipnotize edildi ve sigarayı bırakması telkin edildi. 3 haftadan sonra davranış terapisi ve sağlık eğitimi alanların %40’ı sigarayı bırakırken, hipnoz alanların sadece %30’u sigarayı bıraktı. Kontrol grubunda ise kimse sigarayı bırakmadı. Bu sonuçlar bize gösteriyor ki, üç haftalık hipnoz sigarayı bıraktırma konusunda temel sağlık eğitiminden bile daha etkili değil.

Sigarayı bırakmak için uygulanan yöntemlerin arasında hipnoz daha az başarılı olsa da her üç yöntem de kontrol grubundan belirgin şekilde daha etkili olduğunu söyleyebiliriz. Klinik uzmanları hipnozun kendi başına mucize bir tedavi olmadığını, ancak diğer prosedürlerle birleştirildiğinde çok başarılı olabildiğini söylüyorlar.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak: Psikolojiye Giriş – Rod Plotnik

Bilgi paylaştıkça çoğalır 🙂 Arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?
0

Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.