Hipotalamus

Hipotalamus

Hipotalamus kelime anlamı olarak talamusun altında demektir. İsminden de anlaşılacağı üzere beyinde talamusun hemen altında yer alır. Yaklaşık bir badem büyüklüğünde olup çoğunlukla gri maddeden oluşur. Bu da ortalama bir beyin ağırlığının 1/300’üne denk gelir. Hipotalamus tüm memelilerde bulunur ve 3. ventrikülün tabanı ile kenarlarını oluşturur.

Bilim insanları hipotalamusun pek çok hücre grubundan oluştuğunu ve her nöron popülasyonunun farklı görevleri olduğunu tespit etti. Örneğin preoptik alanı kapsayan anterior (ön) kısım kadınlarda doğurganlığı ve kızışma döngüsünü düzenliyor. Ayrıca bu bölüm ısıya duyarlı nöronları sayesinde tirotropin salgılatıcı hormon salgılanmasında da rol oynuyor. Anterior hipotalamusun alt kısmında yer alan suprakiazmatik çekirdek sirkadyen ritmini düzenliyor. Bu alanın uzantısı olan paraventriküler çekirdek ise beslenme ve diğer metabolik olaylar ile ilgileniyor. Ventromedial hipotalamus ise arkuat çekirdek ile beraber yiyecek alımını ve enerji ihtiyacını kontrol eden beynin doygunluk merkezini kontrol ediyor.

Yaşlanmanın hipotalamus üzerinde yarattığı tesir biraz ilginçtir ve hala araştırılmaktadır. Dişi farelerde yapılan bir araştırmada normal yaşlanma süresince hipotalamusun bazı bölümleri insüline benzer büyüme hormon reseptörü 1’in (IGF-1R) üçte birini kaybetmiştir. Kalori kısıtlamasına tabi tutularak IGF-1R reseptörlerinin aktif kalmasına çalışıldığında ise IGF-1R taşıyan immünoreaktif hücrelerinin sayısı daha da azalmıştır.

Hipotalamusun Görevleri

Hipotalamusun vücuttaki en temel görevi homeostazı düzenlemektir. Özellikle belirli bazı nöral devreler uzun süreli enerji dengesini, glikoz kullanımını, tuz ve su dengesini, vücut sıcaklığını, uyku/uyanıklık döngüsünü ve kan basıncını kontrol etmekten sorumludur. Bu anlamda hipotalamus merkezi sinir sistemi, endokrin ve otonom sinir sistemi arasında bir köprü görevi görür.

Hiptalamus bütün işlevlerini yaparken vücudun metabolik ürünlerinden gelen ipuçlarını kullanıyor. Bu ürünler hormonlar, besinler, tuzlar vb. maddelerdir. Bu maddelerin miktarları, çeşitli doku ve organlardan gelen sinyallerle birleştirilerek bir değerlendirme yapılır. Sonrasında vücudun neye ihtiyacı varsa o yönde bir karar alınıp uygulamaya konur. Örneğin çok terleyip su kaybettiğinizde hipotalamus bunu engellemek için böbreklerden daha fazla su emilimi yapılması gerektiği emrini verir ve ilgili hormonların salınımını başlatır.

Hipotalamus beynin merkezi bir yerinde olmasından ötürü çok sayıda beyin bölgesiyle bağlantı halindedir. Özellikle merkezi sinir sisteminde yer alan beyin sapı, limbik ön beyin, amigdala, Broca alanı ve serebral korteks bunların içinde en önemlileridir. Bütün bu bölgeler ile olan iletişimde leptin, girelin, insülin gibi hormonlar, sitokinler, glikoz ve uzun zincirli yağ asitleri dahil olmak üzere çok sayıda metabolik ürün hipotalamusa girer.

Hipotalamus Doğru Çalışmazsa Ne Olur?

Hipotalamusta oluşabilecek hasarlar çoğu zaman homeostazda ciddi dengesizliklere ve endokrin sistemin hatalı çalışmasına neden oluyor. Örneğin hipotalamusun bir parçasına zarar veren hipofiz tümörü vücutta hızlı bir kilo artışına ve obeziteye sebep oluyor. Hipotalamus hormonal dengenin merkezi olduğu için ufak bir sorun bile bir hormonun miktarında ani artış veya azalışa neden olup ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor. Örneğin iyi huylu bir tümör büyüme hormonu salgılatıcı hormonların aşırı salgılanmasını sağlayarak akromegaliye sebep olabilir. Kortikotropin salgılatıcı hormonun aşırı salgılanması ise böbrek üstü bezlerin çok uyarılmasına ve sonunda Cushing sendromuna neden olabilir.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

https://www.endocrineweb.com/endocrinology/overview-hypothalamus


Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.