Homeopati Nedir ve Sizi Neden İyileştiremez?

Homeopati Nedir ve Sizi Neden İyileştiremez?

Homeopati 1796 yılında Samuel Hahnemann tarafından geliştirilmiş bir alternatif tıp sistemidir. Hahnemann benzeri benzerle tedavi (similia similibus curentur) adını verdiği yöntemde bir hastalığı iyileştirmek için hastalığa neden olan maddenin düşük dozlarda uygulanması gerektiğini iddia eder. Gıda zehirlenmesi yaşadığınızda bozulmuş yiyecekler mi yersiniz yoksa midenizin yıkanmasını mı tercih edersiniz? Homeopati hiçbir bilimsel geçerliliği olmayan bir sahte bilimdir. Uzun yıllardır yapılan araştırmalarda plasebo etkisinden başka bir etkiye rastlanmamıştır.

21. yüzyılda modern tıp hücre zarlarındaki proteinleri tek tek hedef alabiliyor, DNA’nın içine girip tedavi modelleri sunabiliyor. Ancak homeopati sistemi 18. Yüzyıldaki sistemini kullanmaya devam ediyor. İçerdiği yöntemler günümüzün biyoloji, psikoloji, fizik ve kimya bilgisi ile hiç uyuşmuyor. Tamamıyla dogmalardan ve inanışlardan oluşan homeopati hastalık yapıcı maddenin alkol veya su ile seyreltilerek vücuda verildiğinde tedavi edeceğini belirtiyor.

Uzmanlara Göre Aptalca Bir Yöntem

Dünya Sağlık Örgütü homeopatinin profesyonel sağlık merkezlerinde kullanımını etik bulmuyor ve tavsiye etmiyor. Bu sistemin hiçbir akıl alır tarafı da yok. Hasta AIDS olduysa, ona düşük dozda HIV mi verelim? Maalesef ülkemizde ve dünyada pek çok kurum bu şarlatanlığı desteklemekte ve etkin olarak kullanmaktadır. Profesyonel tıbbi kurumlar bunun utanç verici, saçma bir yöntem olduğunu sürekli dile getiriyorlar.

Homeopati yönteminde önce hastanın rahatsızlıkları dinlenir. Geçmişte neler yaşamış, hangi fiziksel ve zihinsel badireleri atlatmış bakılır. Homeopat yapacağı sözde tedavilere başlamadan önce hastanın bedensel ve psikolojik durumunu kontrol eder. Hastanın nelerden hoşlanıp, hoşlanmadığı, boyu, kilosu gibi özelliklerini öğrenir ve elde ettiği bu bilgileri tedavi aşamasında kullanacağını düşünür.

Homeopati Ne Kadar Etkili ve Güvenli?

Homeopatide hastalık belirtilerini gösterecek maddeler seyreltilerek hastaya veriliyor demiştik. Çok düşük yoğunluklarda hazırlanan karışımlar bazen etken maddeden tek bir molekül bile içermeyebiliyor. Plymouth Üniversitesi Peninsula Tıp Fakültesi’nde Edzard Ernst homeopatinin plasebodan bir farkı olmadığını kanıtlarken ilginç bir şey de keşfetti. Bazı homeopati karışımlarında ardışık seyreltmelerden dolayı etken maddeden hiç bulunmayabiliyordu. Sistem kendi içinde yöntem açısından da sorun yaratıyor.

Homeopatinin modern savunucularından bazıları su hafızası diye bir şeyin varlığını ortaya atmışlardır. Etken madde suya karıştıktan sonra su onu hatırlıyor ve etkilerini hastaya aktararak şifa veriyor. Neresinden tutsanız elinizde kalacak bir yaklaşım. Bugüne kadar su hafızası diye bir şey hiçbir bilim insanı tarafından ortaya atılmadı veya kanıtlanmadı. Geçmiş yıllarda İstanbul Medipol Üniversitesi’nde homeopati kongresi yapılmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam Ege Üniversitesi’nde de bu kongrenin benzeri düzenlenmişti. Üniversitelerimizde böyle şeylerin nasıl konuşulduğu ve itibar görüldüğünü aklım almıyor.

Bilimsel camiada homeopati ve benzeri yöntemler kelimenin tam anlamıyla şarlatanlık, sahtekarlık olarak adlandırılır. Yapılan düzinelerce çalışmanın hiçbirinde homeopatinin klinik olarak anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. Bazı çalışmalarda homeopatinin plasebo etkisi göstermekten öteye gitmediği görülmüştür. Az önce de bahsettiğimiz gibi verilen ilaçların bazılarında etken madde bile yok. Ancak hasta psikolojik olarak iyileşeceğine inandığı için belirtilerin ortadan kaybolduğunu düşünüyor.

Ne Kadar Mantıklı?

Homeopatinin faydalı olup olmadığını incelemeden önce ne kadar mantıklı bir fikir olduğunu tartışmalıyız. İlk paragrafta zehirlenme örneği vermiştim. Bir zehirlenme vakası yaşadığınızda panzehir mi alırsınız yoksa o zehirin seyreltilmiş halini mi? Yanıt çok basittir aslında. Kaldı ki homepati yöntemlerinde birçok zaman seyreltilme o kadar fazla oluyor ki etken maddenin kendisini de almıyorsunuz. Homeopati savunucuları bunu görmezden gelemiyor ve su hafızası diye bir şey uyduruyor. Ancak nükleer manyetik rezonans görüntülerinde bu savı destekleyen hiçbir kanıt bulunmuyor.

Homeopatinin etkinliğini gösteren bazı çalışmalar yok mu? Evet var. Ancak o araştırmaları incelediğimizde uygulanan yöntemlerin çok kalitesiz, örneklemin çok küçük olduğunu görüyoruz. Örneğin akciğer kanseri tedavisinde kullanılmak üzere klinik araştırma ilaçları denenmiş ve sizden onay bekliyor. A ilacı sadece 10 tane evre 4 hastasında kullanılmış. Peki ilaç evre 3 hastalarında nasıl etki gösterecek? B ilacı ise 1500 evre 4, 900 evre 3 hastasında kullanılmış. İstatiksel olarak B ilacı çok daha anlamlı bir sonuç veriyor. Örneklemin büyüklüğü bir çalışmanın geçerliliği açısından büyük önem taşır. Zaten içinde etken madde olmayan şekerli suyun herhangi bir hastalığa fayda sağlayacağı ne kadar akla yatkın, siz karar verin.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

https://nccih.nih.gov/health/homeopathy


Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.