İdeal Kilo için Kaliteli Uyku Önemlidir

İdeal Kilo için Kaliteli Uyku Önemlidir

Kilo vermek için sürekli çabalıyor, yediklerinize içtiklerinize çok dikkat ediyor ama sonuç alamıyorsanız bir yerlerde yanlış yapıyor olabilirsiniz. İdeal kilo elde edilmesi kolay bir hedef değildir. Gece kaçta yattığınıza, nasıl uyandığınıza dikkat ettiniz mi? The FASEB Journal adlı dergide yapılan bir araştırmada Fransız araştırmacılar vücut metabolizmasındaki işlevlerin süresini belirleyen genleri mercek altına aldılar. Eğer bu genler bozulursa aşırı kilo alınımına ve buna bağlı sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Bu araştırma bize metabolik zamanlamanın kilo alımına ne tür etkileri olduğu konusunda ışık tutuyor.

Fransa’da Strasbourg Üniversitesi’nden araştırmacı Etienne Challet’e göre vardiya gibi günlük döngü şeklinde gerçekleşen olayların bozulması, bizi yapay ışığa maruz bırakıyor. Örneğin jet-lag’ın (saat farkından oluşan rahatsızlık) insan sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkisi mevcut. Buna benzer bir sorun vardiyalı işçilerde de var. Her gece yattığınız saat sürekli değişiyorsa, uyku kaliteniz düşük oluyorsa, bu durum kilo almanıza yol açabilir. Vücudun çoğu sistemi birbiriyle iç içe çalışır. Biyolojik ritim çok doğal olarak hormonal sistemi etkiler böylece kilo verme ve alma uykudan bağımsız olarak düşünülemez.

İleri Okuma: Jet-lag Nedir?

İdeal Kilo İçin Biyolojik Ritme Önem Vermeliyiz

Challet ve arkadaşları bu araştırmada iki grup fare kullandılar. 1. grup normal farelerdi, 2. gruptaki farelerin ise Rev-Erb alfa (metabolik zamanlamadan sorumlu genler) genleri yoktu. Bir süre sonra her iki grup fare aynı miktar yiyecek yediği halde, Rev-Erb alfa genleri olmayan farelerde obezite oluştuğu gözlendi. Daha sonraki araştırmalarda, Rev-Erb alfa genleri olmayan farelerin normal farelere oranlar yedikleri yiyecekleri metabolizmalarına katma şekillerinde büyük farklılıklar gözlendi. Özellikle beslenme dönemlerinde Rev-Erb alfa geni olmayan farelerde aşırı kilo alımı gözlendi.

Dr. Challet sirkadyen ritmindeki her değişikliğin vücudun normal işleyişini etkileyeceğini belirtiyor. Her gece 12 – 1 arası yatıyorken bir gece sabaha kadar uyanık kalırsanız bu durum sirkadyen ritminize zarar verir. Bunun tek gecelik olması kayda değer bir hasar ortaya çıkarmaz ama sürekli tekrar etmesi halinde ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Baş ağrıları, yeme bozuklukları, dalgınlık gibi sorunlar bunlardan bazılarıdır. İdeal kilo için mücadele veren insanların yatma ve kalkma saatlerine dikkat etmesi gerekiyor.

Evrimsel Süreçte Bu Kadar Çok Işık Yoktu

FASEB Journal dergisinin editörü Gerald Weissmann’a göre bu araştırma evrimsel kökenlerimize ışık tutması açısından çok önemlidir. Bu araştırma sayesinde Strasbourg’daki bilim insanları gece ve gündüzün bizim vücut metabolizmamızı nasıl etkilediğini açıklayabiliyorlar. Biz gezegenimizin doğal ışık ve karanlık döngüleriyle uyumlu bir şekilde yaşamak üzere evrim geçirdik. Daha 100-200 yıl önce insanlar çok daha farklı uyku düzeninde yaşıyordu. Bugün telefonlar, bilgisayarlar, sokak lambalarının hayatımıza girmesiyle beraber ışıktan kaçamaz olduk.

İleri Okuma: Ekran Işığı Vücudun Biyolojik Saatine Zarar Veriyor

Türümüz Homo Sapiens 200,000 yıldır dünya üzerinde yaşıyor. Yerleşik hayata ise sadece 12,000 yıl önce geçtik. Dünyada geçirdiğimiz sürenin büyük bir bölümünü avcı toplayıcı olarak yaşadık. İnsanlar bütün gün hayatta kalmak için bir şeyler avlamak ve bitki gibi yiyecekler toplamak zorundaydı. Gün sonunda hava karardığında da yorgun olduklarından hemen uyuyor, ertesi sabah gün doğumuyla beraber kalkıyordu. Çiftçiyken de buna benzer bir hayat sürdük. Binlerce yıldır güneşin batmasıyla insanlar kabuğuna çekilip dinlendiler, gün doğumuyla tekrar işe koyuldular. Genetiğimize bu kadar köklü bir şekilde yerleşmiş olan sirkadyen ritmini yapay ışıklarla sekteye uğrattığımızda vücut fizyolojimiz bundan olumsuz etkileniyor.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

https://www.sciencedaily.com/releases/2012/05/120507113734.htm

Yazıyı beğendiyseniz 5 yıldız verebilir misiniz?

Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Johnson & Johnson'a bağlı olarak Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde klinik araştırma koordinatörü olarak çalışıyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.