Kaptopril Yüksek Tansiyon Tedavisinde Nasıl İşe Yarıyor?

Kaptopril Yüksek Tansiyon Tedavisinde Nasıl İşe Yarıyor

Kalbinizi en çok yoran rahatsızlıklardan biri yüksek tansiyondur. Kanın damarlardan pompalanması daha çok güç gerektirir ve damarlardaki kan basıncı artar. Hortumla su sıktığınızı düşünün. Basıncı artırırsanız zaman içinde hortum yıpranmaya başlar. Yüksek tansiyonda da damarlar yıpranmaya başlar ve kalp damar hastalıkları oluşabilir. Kalp krizi, inme gibi ciddi sağlık sorunları bunlardan bazılarıdır. Kaptopril yüksek tansiyonun tedavisinde kullanılan etkili ilaçlardan biridir. Bu yazımızda kaptoprilin geliştirilme aşamasını ve yüksek tansiyonun tedavisinde nasıl çalıştığını göreceğiz.

Kaptopril yüksek tansiyon ve bazı kalp yetmezliği durumlarında kullanılan etkili bir anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörüdür. ACE, vücuttaki sıvı miktarını kontrol etmekle görevli renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin çok önemli bir elemanıdır. Başlıca görevi damarların daralmasını sağlayarak kan basıncını artırmaktır. Nasıl hortumu sıktığınızda su daha hızlı çıkıyorsa, damarları daralttığınızda da kan daha hızlı akacaktır.

Renin – Anjiyotensin Sistemi

Renin böbreklerde juxtaglomerular hücrelerden salgılanan ve kan dolaşımında anjiyotensinojeni anjiyontensin 1 molekülüne parçalayan bir hormondur. Akciğer kan dolaşımında anjiyotensin 1 ACE tarafından damarların daralmasını sağlayan anjiyotensin 2’ye dönüştürülür. Anjiyotensin 2 düz kaslar üzerinde etkili olarak damarların kasılmasını sağlar ve damarlardaki direnci artırır. Kalp de buna karşılık kan akışını olması gerektiği seviyede tutmak için basıncı artırır. Tansiyonun renin – anjiyotensin sistemi ile yükselmesi bu şekilde gerçekleşir.

Anjiyotensin 2 böbrek üstü bezleri üzerinde etkili olarak aldosteron salınımını tetikler ve böbreklerde sodyumun geri emilimini artırır. Sodyumun kana girişi arttıkça kan basıncı da artmaya başlar. Bu durum merkezi sinir sistemini etkileyerek kişide su içme isteği uyandırır.

Ligand Temelli İlaçların İlk Örneklerinden Biri

Kaptopril 1977 yılında geliştirildiğinde devrim niteliğinde bir ilaç olarak görülüyordu. Çalışma mekanizmasının yenilikçi olması o devirde kaptoprilin çok rağbet görmesini sağladı. Nobel ödüllü John Vane’in keşifleri üzerine kurulu bu ilaç bugün hala piyasada satılıyor. Yüksek tansiyon hastaları yıllardır kaptopril sayesinde tansiyonlarını kontrol altında tutabiliyor.

Ligand temelli ilaç tasarımlarının ilk başarılı örneklerinden biri olan kaptopril çok incelemeye tabi tutuldu. Dünyanın çok sayıda ülkesinden araştırmacı kaptoprilin nasıl çalıştığını inceledi. Öyle ya ilaçta bir yanlışlık bulsalar hemen piyasadan çektirebileceklerdi. Her yıl piyasaya çok sayıda ilaç sürülür ve bu ilaçlar bağımsız araştırmacılar tarafından inceleme altına alınır. Bazen çok ilginç sonuçlar çıkabiliyor. Örneğin yıllardır ağrı kesici olarak kullanılan parasetamolün empatiyi azalttığı keşfedildi.

Kaptopril Hangi Molekülleri Hedef Alıyor?

Kaptopril iki molekülü hedef almak üzere geliştirildi. Bunlardan biri renin diğeri ise ACE’dir. İleryen yıllarda ACE inhibitörü olarak piyasaya sürüldü. Miguel Ondetti, Bernard Rubin ve David Cushman 1960’lı yıllarda John Vane’in keşiflerini devam ettirdi. 1967’de anjiyotensin 1 enziminin anyijotensin 2’ye dönüşümünün akciğerdeki kan dolaşımında gerçekleştiği keşfedildi. Bundan bağımsız olarak Sergio Ferreira bradikinin proteininin akciğer kan dolaşımında ortadan kaybolduğunu buldu. Akciğer dolaşımında hem anjiyotensinin dönüşümü hem de bradikinin yok olması aynı enzim tarafından yapılmalıydı.

Bradikinin güçlendirici faktörü (BPF) kullanılarak anjiyotensin 1’in anjiyotensin 2’ye dönüşümü akciğer dolaşımında engellenebiliyordu. İlerleyen zamanlarda BPF’nin bir engerek yılanı türünün (Bothrops jararaca) zehrinde bulunan bir peptit olduğu keşfedildi. Artık bu peptit daha kolay bulunabilecekti. Kaptopril de bu peptidin biraz değiştirilmesi ile geliştirildi ve ACE’yi inhibe etme özelliği kazandı.

Kaptopril temel olarak iki amaç için kullanılır. Birincisi bu yazının da ana konusu olan damarları genişleterek kan basıncını düşürmek, ikincisi bazı böbrek işlevlerinin engellenmesi. Damarların genişlemesi kan basıncını düşürerek kalbin üzerine binen yükü azaltır. Damarlar daraldığında kalp birim zamanda dokuların ihtiyacı olan kanı pompalamak için daha çok çalışmak zorunda kalır. Bu durum yüksek tansiyon, kalp yetmezliği gibi sağlık sorunlarının çıkış noktasıdır. Kaptoprilin bir diğer faydası diyabetik nefropatide böbreklerin sağlıklı çalışmasını sağlamaktır.

Kaptoril Kullanımında Olası Yan Etkiler

Vücudumuza aldığımız çoğu ilacın yan etkisi vardır. İlaçlardan ziyade meyve ve sebzelerin bile yan etkileri, advers olayları vardır. Örneğin kuru fasulye bağırsaklardaki bakterileri besleyerek onların gaz yapmasına neden olur. Kaptopril de diğer ACE inhibitörlerine benzer advers olaylara sahiptir. Bunların en yaygını öksürüktür. Hastalarda yaygın olarak döküntü ve tat almada değişiklik görülebilir. Bunlar çok ciddi yan etkiler olmadığı için mazur görülebilir.

Kaptoprilin farmakokinetik yapısı çok iyi değildir. Yarılanma ömrü kısa olduğu için günde 2 – 3 defa içilmesi gerekebilir. Bu da yan etkilerin ortaya çıkma sıklığını artırabilir. Söz gelmişken farmokinetiğin de tanımını yapalım. Farmokinetik bir ilaç vücuda girdikten sonra ilacın nasıl etkilendiğini araştırır. Bir de ilacın vücudu nasıl etkilediğini araştıran farmakodinamik vardır. İkisi sıklıkla birbirine karıştırılır.

Kaptoprilin hastalarda öksürüğü tetiklemesinin nedeni kanda potasyum, bradikinin seviyesinin yükselmesi idrarda protein görülmesi gibi metabolik etkenlerdir. Yazının başında kaptoprilin bazı böbrek işlevlerini engelleyebileceğinden bahsemiştik. Kısa süreli böbrek işlevlerinin bozulması da advers olaylardan biridir. Bunların yanında kaşınma, baş ağrıları, taşikardi, göğüs ağrıları, çarpıntı ve halsizlik de hastalarda görülebilir.

Kaptopril Testi

Kaptopril testi (captopril challenge test, CCT) bir hastaya kaptopril verildikten sonra kandaki renin seviyesini ölçen invazif olmayan bir tıbbi testtir. Renin-anjiyotensin sisteminin fazla çalışması yüksek tansiyona neden olduğundan kan plazmasında renin seviyelerinin ölçülmesi çok önemlidir. Eğer bu sistem fazla çalışıyorsa kaptopril gibi ACE inhibitörleri kullanılarak sistemin etkinliği düşürülmeye çalışılır. Bunun yanında böbrek damarlarında daralma (renal arter stenosis) olup olmadığını tespit etmek için de kullanılabilir. Genellikle çocuklarda uygulanmaz, daha çok yetişkinlerde uygulanmak üzere tasarlanmıştır.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar

https://www.nature.com/articles/216762a0

https://www.pharmaceutical-journal.com/news-and-analysis/news/from-snake-venom-to-ace-inhibitor-the-discovery-and-rise-of-captopril/10884359.article?

https://medlineplus.gov/druginfo/meds/a682823.html

https://www.drugs.com/captopril.html


Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.