Kış Veya İlkbahar Aylarında Doğduysanız Şizofren Olma İhtimaliniz Daha Yüksek Olabilir!

Kış Veya İlkbahar Aylarında Doğduysanız Şizofren Olma İhtimaliniz Daha Yüksek Olabilir!

Şizofreni en genel ve pek çok kimse tarafından kabul gören tanımıyla, kişinin duygu ve düşüncelerindeki anormal sapmalarla birlikte görülen gerçeklerden kopma, gerçek ile gerçek dışının ayırt edilememesi, aşırı şüphecilik ve yanılsamalarla ortaya çıkan kronik (süreğen) ruhsal bir bozukluktur. Halk arasında “kişilik bölünmesi” olarak bilinse de ikisi arasındaki farklılıklar zaman içerisinde birçok çalışmayla ortaya konmuştur.

Şizofreninin toplumda yaklaşık %1 oranında görüldüğü ancak bu durumdan muzdarip hastaların yaşamını çok daha büyük oranlarda etkilediği bilinen bir gerçektir. Birçok bilim insanı şizofreninin nedenleri ve tedavisi gibi konular üstünde senelerdir araştırmalarını ve çalışmalarını yürütmektedir. Bu araştırmalar ve çalışmalar sonucu şizofreninin genetik yatkınlık sonucu oluşabileceği görülmüştür ve hatta şizofreniyi etkileyen genlerden bazıları tespit bile edilmiştir ancak şizofreni tek gene bağlı bir hastalık olmadığından bu genler üstünden hastalığın meydana gelmesinin önüne geçmek veya tedavinin sağlanması oldukça zor ve henüz mümkün değildir.

Genetik yatkınlıkla birlikte çevresel birtakım etmenlerin de şizofreni oluşumunu tetikleyebileceği zamanla anlaşılmıştır. Bu etmenlerden bazıları aşırı stres, viral enfeksiyonlar ve gün içerisinde değişen hormon seviyeleridir. Tüm bunların birer etmen olması, beyni etkileyeceği için size ilk bakışta normal gelebilir. Ancak bulgular bununla sınırlı değil. Yapılan birçok araştırma şizofreni görülen hastaların doğum aylarının büyük oranda kış ve ilkbahar olduğunu göstermiştir. Gelin bu bulguyu biraz daha yakından inceleyelim!

Şizofreni Hastaları Büyük Oranda Kış ve İlkbahar Aylarında Doğuyor!  

Bugüne dek farklı tarihlerde, farklı coğrafyalarda, farklı bireylerle yapılan araştırmalarda hastaların genetik yatkınlıkları, aile yapıları, sosyal etmenler, meslek grupları, ekonomik durumları incelenmiştir ancak özellikle sosyal etmenlere bakıldığında hemen hemen her gruptan insanda hastalığın görülebileceği araştırmacılar tarafından fark edilmiştir. Üstelik bu tarz etkenlerde hastalığa sebep olduğunun öne sürülebileceği net bir sonuç yoktur çünkü genel olarak pek çoğu birbiriyle ilintili olmaktadır. Ancak biraz daha dikkatle incelendiğinde hastaların doğum aylarında büyük oranda benzerlik olduğu keşfedilmiştir. 1976’dan itibaren bu konuyla ilgili birtakım makaleler yayınlanmaya başlamıştır. Bunlardan biri Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde yatmakta olan 200 şizofreni hastasıyla 2004’te yapılmış bir araştırma sonucunda kış-ilkbahar aylarında doğan hastaların yaz-sonbahar aylarında doğanların toplamından %50 fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Benzer şekilde 2001’den 2011’e kadar New York’ta yapılan araştırmalarda da şizofreni hastalarının ağırlıklı olarak kış ve ilkbahar aylarında doğduğu saptanmıştır.

Neden Kış ve Bahar Ayları?

Hastaların doğum aylarında bir benzerlik ortaya çıkması hamilelik sürecinin nasıl geçtiği hakkında bilgi edinilmesi gerektiği sonucunu da doğurmuştur. Bu düşünüldüğündeyse şizofreniyi tetikleyen bir şey ilk akla gelen şeylerden biridir. Bu da daha önce de bahsettiğimiz gibi viral enfeksiyondur. Kişinin viral enfeksiyon geçirmesi kişinin şizofreni olma ihtimalini artırabileceği gibi, hamilelik döneminde annenin viral enfeksiyon geçirmiş olması da bebeğin şizofreni olma ihtimalini artırır. Bunun bilinmesi hamilelik döneminin kış aylarına denk gelmesi ve viral enfeksiyonun diğer aylara nazaran kış aylarında daha çok görüldüğü gerçeğini akıllara getirmiştir. Ayrıca kişinin kış aylarında doğmuş olması henüz tam anlamıyla gelişmemiş bağışıklık sistemi için de yine viral enfeksiyon açısından ciddi bir tehdit oluşturabilir. Bu argüman sıcaklığın etkisinin enfeksiyonu artırabileceğini gösterdiği gibi sıcaklığın başka etkileri de olup olamayacağı merak unsuru ve araştırma konusu olmaya başlamıştır. Bu etkilerin hormonal değişiklikler, çeşitli enfeksiyonlar, sperm kalitesi, beslenme ve dış toksinler olabileceği düşünülmüştür. Ancak yapılan araştırmalar neticesinde henüz yeterli kanıtlar elde edilememiş olup tahminlerin ötesine gidilememiştir.

Şizofreni ve mevsimsellik ilişkisini açıklamak için odaklanılan bir diğer konu ise FBXL21 adlı genin etkisidir. Bu gen F-Box isimli proteini kodlamaktan sorumludur. F-Box proteininin işlevi ligaz kompleksine bozunması için belirlenen proteinleri toplamaktır, yani ubikuitinasyonu sağlar. Ubikuitin protein ölümünden sorumlu küçük bir proteindir ve eğer bu işlevi yerine getiremezse kanser ve daha birçok hastalık ortaya çıkabilir. Şizofreninin de bu hastalıklardan biri olabileceğine dair birtakım araştırmalar yapılmış ve gerçekten de ikisi arasında bir ilişki saptanmıştır. Şizofreni hastalarının prefrontal korteksindeki ubikuitin yolu proteinlerinin gen ifadesinde bir azalma olduğu 2014’te yapılan bir araştırma sonucunda gözlemlenmiştir. Aslında ubikuitinasyondan sorumlu pek çok protein ve onları kodlayan genler şizofreni için aday genlerdir ancak FBXL21 üzerinde en çok durulan genlerden biri olduğu için biz de özellikle ondan bahsediyoruz. 2008 yılında Valensiya’da İrlandalı yüksek yoğunluklu şizofreni familyalarıyla yapılmış bir çalışmada söz konusu genlerin kış ve ilkbahar aylarındaki aktivitesiyle şizofreninin ilişkilendirilebileceği bildirilmiş ve bu konu üzerinde daha fazla araştırma yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Şizofreninin Tam Nedeni Henüz Bilinmiyor

Evet, yukarıda da pek çok kez bahsettiğimiz gibi yapılan araştırmalardan henüz kesin bir bulgu ve bu ilişkiyi açıklayabilecek net bir sebep henüz ortaya konulamamıştır. Çünkü şizofreniye sebep olabilecek genetik ve çevresel birçok etmen söz konusudur ve yapılan çalışmalar yeterli değildir. Daha çok üzerine düşülmesi gerektiği konuda araştırma yapan hemen hemen herkesin ortak fikridir. Bu hastalığın sebeplerinin ve tedavisinin üzerine yapılacak olan her çalışma hastalıktan muzdarip olanların içine mutlaka su serpecektir. Bu ihtimallerin kesinlikle doğru çıkmasının elbette söz konusu olmadığının ve kış veya ilkbahar aylarında doğanların kendilerini bu hastalığa yatkın görerek hayatlarını idame ettirirken yaşadıkları her olayı bu konuyla bağdaştırmalarının fazlasıyla yanlış olacağını belirtmeden geçmeyelim. Çünkü şizofreni bir doğum ayından çok daha fazlasından etkilenir ve unutmamak gerekir ki, şizofreni konusunda hala pek çok açıklanamayan nokta vardır dolayısıyla atılacak olan her adım şizofreniye ışık tutacaktır.      

Hazırlayan: Beyza Yavuzcan

Kaynaklar

https://pdfs.semanticscholar.org/bfb7/89a625eb9d55c073dd674aebb1fc8bdf9eb0.pdf

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24878430

https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0168010203002670

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22010060


Beyza Yavuzcan

İstanbul Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik birinci sınıf öğrencisiyim. Araştırma yapmak, yeni şeyler öğrenmek, okumak hep en büyük tutkularımdan olmuştur. Elimden geldiğince sinirbilim hakkında araştırmaya, okumaya, üstüne düşmeye çalıştım. Yüksek lisans eğitimime moleküler biyoloji ve genetik, doktora eğitimime ise sinirbilimle devam etmeyi çok istiyorum. Bir taraftan da keman çalıyorum, o da en büyük ikinci tutkum diyebilirim.

Kış Veya İlkbahar Aylarında Doğduysanız Şizofren Olma İhtimaliniz Daha Yüksek Olabilir!” için bir yorum

  • 17 Haziran 2019 tarihinde, saat 00:51
    Permalink

    Gerçekten okuduğum en güzel makalelerden biri. Elinize emeğinize sağlık çok açıklayıcı ve dikkat çekici detaylara değinilmiş. Yazılarınızın devamını bekliyorum mükemmel.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.