Küçük Kara Balık – Samed Behrengi

Küçük Kara Balık

Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi kitap okumamaktır. Çocukların ellerinde sürekli telefon olduğundan şikayetçi oluruz ama ebeveynlerin de onlardan aşağı kalır yanı yoktur. Ben okumaya Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık kitabıyla başladım, iyiki de onunla başlamışım. Yeni ufuklar keşfetmeyi, bilginin önemini, birlik ve beraberlik ile nelerin üstesinden gelinebileceğini, azmin zaferini ve daha çok sayıda erdemi bu kitap ile öğrendim. Kitap okumamakta direnen hangi çocuğa bu kitabı verdiysem hepsi de kitap okumayı sevdi. Siz de ilk okuduğunuz veya size okumayı sevdiren kitapları paylaşabilirsiniz. 12 Eylül darbe sürecinde Türkiye’de yasaklıydı, bugün öğrendim İran’da hala yasaklı kitaplar listesindeymiş.

Maceraperest Bir Küçük Kara Balık

Küçük Kara Balık kitabında dünyayı göründüğü kadar zannetmenin tuhaflığı çok güzel anlatılmış. Keşfetmenin gizemi ve insanı büyüten yanı çok güzel az ve öz bir şekilde ifade ediliyor. Oldukça güzel bir hikaye. Kitap, Sergio Bambaren’in Yunus ve Richard Bach’in Martı kitaplarıyla ortak yönler barındırıyor. Kitapta sadece bir balık değil; aslında yaşamı olduğu gibi kabul etmeyip sınırları zorlayan bir canlının düşünceleri anlatılıyor. Kitap küçükken okunduğunda büyük etki yapıyor ama yetişkinlerin de ara ara okuması gerek. Hepimiz küçük bir derede yaşıyoruz aslında ama keşfedeceğimiz çok büyük okyanuslar, harika maceralar var. Bu kitap okuyanla okumayan arasında fark yaratacak bir kitaptır.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Yazar: Kim E. Barrett
Çeviri Editörü: Haşim Hüsrevşahi
Sayfa Sayısı: 55
Yayınevi: Can Çocuk Yayınları
Baskı Yılı: 2016

Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.