Kurubaklagiller ile Tip 2 Diyabete Dur Demek

Kurubaklagiller ile Tip 2 Diyabete Dur Demek

Tip 2 diyabet dünyada ciddi bir sağlık sorunu olarak biliniyor. Artık okul çağı çocuklarından başlayıp yaşlılık dönemine dek süren diyabetin bu türü, beslenme ile iç içe olan bir hastalık. Sadece Amerika’da 29 milyon kişi tip 2 diyabet hastasıyken, dünyada bu sayı 400 milyondan fazladır. Son zamanlarda yapılan bir çalışmada, yüksek oranda kurubaklagil tüketiminin tip 2 diyabet oluşum riskini %35 azalttığı gösteriliyor.

Peki kurubaklagiller kimler?

Kurubaklagil ailesine, mercimek, nohut, kuru fasülye, soya fasülyesi, barbunya, bakla, börülce ve bezelye örnek verilebilir. Bu grup B vitamini açısından zengindir; bu vitaminler de vücudun enerji elde etmesini sağlar. Ayrıca kalsiyum, potasyum, magnezyum ve vücudun biyoaktif bileşiklerinden olan fitokimyasallar yönünden de zengindir. Bu sayede kalp hastalığı veya tansiyonu olanlar için çok önemli bir besin grubudur. Bir diğer özelliği ise, düşük glisemik indeksli besindir; bu bize ‘tüketildikten sonra kan şekerini yavaş bir şekilde yükselttiğini’ gösterir. Bunların yanında büyük ölçüde vejeteryan beslenmesi olmak üzere, et grubu kadar olmasa da protein miktarı yüksektir.

Çalışmanın başında tip 2 diyabet hastası olmayan 3349 kişi, 4.3 yıl boyunca izlenmiş. Araştırmanın sonuçlarına göre 266 kişide şeker hastalığı olduğu tespit edilmiş. En az kurubaklagil tüketen kişilerde günde 12,73 gram iken, en fazla tüketenlerde 28,75 gram olduğu bulunmuş. Daha çok kurubaklagil tüketen kişilerde tip 2 diyabet gelişmesinin %35 daha az olduğu görülmüş.

Özellikle, kurubaklagiller arasında en çok mercimeğin bu etkisinin güçlü olduğu görülüyor. Yüksek miktarda tüketilen mercimeğin (hemen hemen haftada 1 porsiyon tüketimi), daha az tüketen kişilere göre (yani haftada 1 porsiyonun yarısından daha azı) şeker hastalığı gelişimini %33 daha azalttığı görülüyor.

Fakat bu etkilerinin hepsi, eğer kişi Akdeniz diyeti uyguluyorsa ortaya çıkıyor. Akdeniz diyeti, sebze ve meyve, tam tahıllı besin tüketiminin arttığı, yarım yağlı süt ve süt ürünlerinin tüketildiği, doymuş yağ tüketiminin en aza indirildiği beslenme biçimidir.

Yani diyetisyenlerin de önerdiği gibi, eğer herhangi bir şişkinlik durumu oluşturup sizi rahatsız etmiyorsa; aralarında bazılarının da prebiyotik kaynağı olduğu kurubaklagilleri haftada 2 kez beslenmemize dahil edelim. Salatalarımıza haşlanmış nohut, mercimek ekleyerek, onlara kucak açabiliriz 🙂

Hazırlayan: İrem Yakışıklı

Kaynak: http://www.medicalnewstoday.com/articles/316686.php

 

4.7
03

İrem Yakışıklı

Merhaba! Ben İrem Yakışıklı. Diyetisyenim. Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun olduktan sonra kendi üniversitemde yüksek lisansa başladım; hala devam ediyorum. Anadolu Üniversitesi’nde ‘Yaşlı Bakımı’ bölümü (açık öğretim) okuyorum. Beslenme ve diyet alanı dışında, psikoloji, nörolojik hastalıklar – özellikle Alzheimer ve Parkinson Hastalığı, beyin – bağırsak aksı, sürdürülebilir beslenme gibi ana konular üzerinde yoğunlaşsam da bunlar dışında birçok farklı konuda yazılar okuyorum. Danışanlarıma bakarken, bir yandan da Türkiye’nin ilk ve tek bilimsel diyetisyen dergisi Dytmag’de yazı işleri sorumlusu olarak çalışıyorum. Diyetisyen Nihal Tunçer’in 2015’de diyetisyenlere sunduğu bu hizmete ben de 2018’den beri destek veriyorum. Kitap okumayı seviyorum. İtalyanca öğrenmeye çalışıyorum. Bunlar dışında, edebiyatı, felsefeyi, sanatı ve müziği elimden geldiğince hayatıma dâhil etmeye çalışıyorum; kendi mesleğimle çaprazlamayı seviyorum. Beslenme ile ilgili yazılarımı, instagram’da @nutrydp hesabında, Hollanda’daki bir arkadaşımla beraber paylaşıyorum. - Danışmanlık & her türlü soru veya bilgi için; iremyak@gmail.com - Dytmag hakkında bilgi almak için; diyetisyenmagazindergisi@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.