Melatonin Nedir? Karanlıkta Salgılanan Hormonun Öyküsü

Melatonin Nedir? Karanlıkta Salgılanan Hormonun Öyküsü

Melatonin hormonu yaklaşık 60 yıl önce keşfedildi. 1958 yılından bu yana 23.000 makale melatonin nedir sorusuna yanıt aradı. Epifiz bezinden salgılanan bu hormon için çok fazla araştırma yapıldı. Önce onun ne işe yaradığını, ne zaman salgılandığını anlamaya çalıştık. Baktık çok faydalı bir hormon, dışarıdan verildiğinde terapi amaçlı kullanılabileceğini gördük. Bugünlerde terapötik melatoninden nasıl faydalanabileceğimizi araştırıyoruz. Bu hormonu biraz daha yakından inceleyelim.

Melatonin Nedir?

Melatonin hormonunun temel görevi uyku-uyanıklık döngümüzü düzenlemektir. Vücutta doğal olarak epifiz bezinden salgılanır. Uyku sorunları çeken bazı insanlarda doktorlar dışarıdan melatonin kullanımı tavsiye edebilir. Bu sorunlar illa bir hastalık olmak zorunda değildir. Örneğin Amerika’dan Türkiye’ye uçan birisi doğal olarak jet lag yaşayabilir. Vardiyalı çalışan insanlarda da uyku sorunları görülebilir. Bu gibi durumlarda melatonin takviyesi faydalı olabilir. Dışarıdan melatonin kullanımının ne kadar yararlı olduğu kısa ve uzun vadede çok net değildir.

Melatonin hormonu vücudun biyolojik ritmini güneş ışığına senkronize eder. Vücut ısısı, uyku uyanıklık döngüsü, hayvanlarda mevsimsel üreme döngüsünde hep melatonin rol oynar. Çoğu etkisini beyinde melatonin reseptörüne bağlanarak gerçekleştirir. Bazı durumlarda ise antioksidan olarak görev alır. Bitkilerde melatonin ayrıca oksidatif strese karşı da rol oynar.

Melatoninin Görevleri

Melatonin hormonu hep uykuya dalmamızı kolaylaştıran molekül olarak biliniyor. Onun işlevini uyku ile sınırlamak haksızlık olur. Evet, gece uykusuna geçişte çok önemli. Ancak bu hormon aslında bizi bir sonraki gün için hazırlar. Vücudunun melatonini gece üretmesinin sebebi de budur. Melatonin salgılanması metabolizma için “gün bitti, dinlen ve bir sonraki gün için hazırlan” mesajıdır. Gözlerinizden içeri ışık girdiğinde beyne “gün daha bitmedi, yapacak işler var” diyorsunuz. Bu yüzden beyin melatonin salgılanmasını başlatmıyor.

Melatonin hormonunun üretilmesi için herhangi bir ışığa maruz kalmamamız gerekiyor. Evrimsel süreçte uyku düzenimiz bugünkü gibi değildi. Aslında son 200 yıla kadar çok farklı bir uyku düzenine sahiptik. Yapay ışığın ortaya çıkışı her şeyi değiştirdi. TV, bilgisayar, akıllı telefon ekranlarından çıkan ışık (özellikle mavi ışık) melatonin üretimini sekteye uğratıyor. Bu durum da uyku problemlerinin yanında yüksek tansiyon, obezite, diyabet gibi metabolik sorunlara yol açıyor. Yetersiz melatonin veya biyolojik saatinin bozulması bu tür sorunlara yol açabilir.

Neredeyse Her Canlıda Melatonin Salgılanıyor

Melatonin mekanizması ve bu hormonun etkileri insanlardan bakterilere kadar neredeyse her canlıda çalışıldı. Sadece son 5 yılda 4.000’den fazla araştırma yapıldı. Bunların nerdeyse 200 tanesi çalışması zor olan randomize klinik araştırmalardı. Tarih aralığını braz daha geriye çekelim. 1996 ila 2017 arasında yapılan çalışmalara baktığımızda 195 adet derleme makale görüyoruz. Derleme makaleler ve meta analizler bir molekülün işlevini değerlendirmede çok faydalıdır. 195 derleme makalede dışarıdan melatonin vermenin klinik etkileri tartışılmıştır. Bu çalışmalarda melatonin nedir sorusu değil, bu hormon gerçekten etkili mi, kısa ve uzun vadede ne gibi riskler taşıyor gibi sorular yanıtlanmaya çalışılmıştır. Bazı makalelerde melatonin ile kanser arasındaki bağlantıya bile bakılmıştır.

Melatonin kullanımı ile ilgili yapılan patent başvuruları çoğunlukla merkezi sinir sistemi ile ilgili oluyor. Araştırmacılar sirkadyen ritminin bozulduğu durumlarda melatoninin işe yarayacağını düşünüyor. Ayrıca bu hormonun antioksidan etkisinin nöronları koruyucu bir etkisinin olabileceğine inanılıyor. Uyku, beyin ve beden sağlığı için çok temel olduğu için uykuya bağlı sorunlarda kanser ve diyabet daha fazla görülebilir. Bilim insanları bu yüzden melatoninin kanser ve bağışıklık sistemi hastalıklarını azaltabileceğine inanıyor.

Melatoninin Verilme Zamanı Önemli

Şimdiye kadar melatoninin en temel görevinin uyku uyanıklık döngüsünü düzenlemek olduğunu söyledik. Bu molekülün ikinci en çok araştırılan yönü onun antioksidan oluşudur. Melatonin triptofan amino asidinden sentezlenir ve serbest radikalleri yok etmede çok etkilidir. Serbest radikalleri kendisi yok ederken bir yandan da farklı dokularda diğer antioksidan enzimlerin üretilmesini tetikler. Melatonin nedir sorusuna verilebilecek birden fazla yanıt vardır.

Melatonin her dokuda ve sistemde aynı şekilde çalışmayabilir. Dolaşım, bağışıklık, solunum ve enerji metabolizmasına giren melatonin buralarda farklı mekanizmalar üzerinden işlev gösterebilir. Özellikle melatoninin salgılanma veya vücuda verilme zamanı çok kritik bir öneme sahiptir. Yukarıda bu hormonun vücudu bir sonraki gün için hazırladığından bahsetmiştik. Bu görevinden dolayı bulunduğu dokuyu gelecek olaylar için hazırlar. Melatonin insanlarda biyolojik ritmi düzenleme görev alır. Vücudumuzun günlük ve mevsimsel olaylarının düzenlenmesinde söz sahibidir.

Melatonin Herkesi Aynı Şekilde Etkilemeyebilir

Melatonin hormonunun organizmaya ne zaman verildiği onun çalışma ilkelerini etkileyen bir faktördür. Doktora gittiğinizde hastalığınız için size bir ilaç yazar. İlaç yazarken genelde en çok doza ve ne şekilde kullanılacağına dikkat edilir. Melatoninde ise kullanım zamanı da doz kadar büyük önem taşıyor. İnsanların melatonin üretme zamanı ve miktarı birbirinden farklı olabilir. Örneğin sabah erken kalkanlar gece kuşlarından daha erken bir saatte üretime geçerler. Uyku miktarı farklı insanların ürettikleri melatonin de farklı olabilir. Bütün bu insanlara aynı tedavi sürecini izlemek doğru olmayacaktır.

Araştırmacılar aynı anda aynı doz verildiğinde bile vücudun melatonine karşı aynı tepkiyi vermeyebileceğini söylüyor. Siz de ben de gece 11’de bir doz melatonin alıyoruz. Vücutlarımızın bu melatoninin ne kadarını emeceği, kana karıştıracağı, metabolizmada kullanacağı ve yıkacağı belirsiz. Bu yüzden melatoninin terapi amaçlı kullanılmasından önce kişinin melatonin profili çıkarılmalı ve analiz edilmelidir. Bu profil bireyin yaşına, cinsiyetine, geçirdiği hastalıklar gibi etkenlere bağlı olarak değişir. Tabii kişinin genetik yapısı farklılığı oluşturan başlıca unsurdur.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar

https://academic.oup.com/edrv/article-abstract/39/6/990/5094958?redirectedFrom=fulltext

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4334454/


Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Johnson & Johnson'a bağlı olarak Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde klinik araştırma koordinatörü olarak çalışıyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.