Meyve ve Sebze: Umutsuz Bir Sevda Mı?

Meyve ve Sebze: Umutsuz Bir Sevda Mı?

Staj zamanımda annelerle obez veya hafif şişman çocukları hakkında konuşurken, en çok rastladığım bu cümle ‘Sebze ve meyve sevmiyor, ağzına bile almıyor, denemiyor.’ idi. Bu sebzeler veya meyvelerin tipleri, tatları ile ilgili bir durum fakat ailenin bilinçli olup bebeğin anne sütünden sonra ek besinlere nasıl başladığı, bu kısımda çocuğun suçu olmuyor. Tatlı tada alıştırılmak maalesef devamının gelmesini de sağlıyor. Burada en çok yaşadığımız sorun bu yüzden sebzelerde oluyor; bugün brokoli, karnabahar, kereviz gibi sebzeler korku filmlerine denk kabul ediliyor. Ben o zamanlar ailelere tabağında 1/8’inde sebze olsun, en azından tadına baksın gibi önerilerde bulunuyordum; şimdi birçok farklı kaynaktan derlediğim önerileri yazıp açıklamaya çalışacağım; size ve çocuğunuza uygun olanla bir an önce doğru besin tercihleri yapmaya başlamalısınız.

Unutmayın bir çocuğa doğru besin tercihlerini yaptırabilmek, ileride oluşabilecek hastalıklara karşı en büyük önlemdir. Bu süreç uzun olsa bile, kaçımız alışkanlıklarımızı aniden değiştirebiliriz ki? Sadece çayınıza veya kahvenize şeker atmamaya başlayarak onu anlayabilirsiniz.

 

Uzmanlar diyor ki

Besin Neofobisi- yeni veya bilinmeyen besine duyulan korku- 2-6 yaş arasında pik yapıyor. Buna da bağlı olarak, çocuklar daha tatlı besinleri seviyor ve tabii ki bu yüzden bu zamanlarda sebzeler çok da hoş gözükmüyor onlara. Sonucunda da, ya çok az ya da hiç meyve ve sebze çeşidi tüketebiliyorlar. Kaygılı ve endişeli aileler de birçok farklı yol arıyor sebze yedirmek için fakat bu bazen çocuğu büsbütün uzaklaştırabiliyor sofradan; yemek zamanları stresli ve mutsuz zamanlar oluyor. Her iki taraf için de.

Peki Neden Meyve ve Sebze Kardeşliği?

Meyve ve sebzeyi gökkuşağı gibi renkli renkli tüketmek birçok vitamin, mineral, antioksidan ve posayı almamızı sağlar ki bunlar da bizi şimdi ve ileride oluşabilecek metabolik hastalıklar için korur. Ayrıca çocuklar için büyüme ve gelişmede bu besin ögeleri önem taşır. Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirir; özellikle kalp hastalıkları gibi kronik hastalıklara karşı korur. Posa(!), smoothielerde bulamayacağınız en önemli şey, sindirim ve bağırsak sisteminin düzgün çalışmasını sağlar; kabızlığı önler.

Sadece Meyve Tüketsek Yetmez Mi? – Hayır.

Neden? Çünkü her bir besinin kendine has vitamin, mineral miktarı var ve biz tek yönlü beslenerek bunu sağlayamayız.Mesela, meyvelerle sebzeleri kıyaslarsak, sebzeler genele baktığımızda daha çok kalsiyum, folat ve demir minerali içerirler. Ayrıca meyveler, sebzelerden daha çok kalori içerirler. Biz eğer hafif şişman bir çocuğa sınırsız meyve tüketim hakkı verirsek, ileride kilo alımına bile sebebiyet verebilir. Meyve kötüdür demiyorum, sadece denge önemlidir diyorum. Bu yüzden 5-a-day kuralından tekrar bahsedelim; günde 5 öğün toplamda meyve + sebze hakkımız var; bunların 3’ü sebze kalanı meyve olsun. Porsiyon gösterimi de kişinin avuç içi büyüklüğü diyebiliriz. En doğru kararı tabii ki de diyetisyeniniz verecektir.(Diyetisyene sadece sağlıklı beslenme hakkında soru sormak için de gidebileceğinizi unutmayın)

Tek bir sebzeyi hep tüketsin, böylece posa da alır, bağırsak sorunu da olmaz? – Hayır.

Gene aynı noktadayız. Tek bir besinde her vitamin, mineral vb bulunmuyor; renkli beslenmek her zaman önemlidir ve aslında ilgi çekicidir. Ayrıca bu yaşlarda farklı tatlar hakkında çocuğu bilgilendirmek, ileride yaşayabileceği besin eksikleri konusunda da bir önlem olacaktır.

Tamam o zaman, ikna oldum. Ama nasıl yiyecek sebzeyi ve meyveyi?

  1. Unutmayın, besin tercihleri günden güne değişebilir; bu yüzden deneyin, yılmadan: Bazen bu deneme 10’u da bulsa deneyin. Ayrıca şunu da unutmayın; o sizin kadar yemiyor. Aldığı bir lokmayı bile kar sayıp ona göre davranmalısınız. Sadece onun seveceği değil, her tipte o besini tüketmeli bir de.
  2. Ayna nöronların çalıştığı bir beslenme düzeni: Çocuğunuz diğer davranışlarda olduğu gibi, yemek saatinde, masada da sizi takip edecektir. Bir yemeği reddettiğinde sizin o yemeği sofranızda afiyetle yiyor oluşunuz her zaman için artı bir puan kazandırır. Bu da beraberinde onu zorlamamanınızı gerektiriyor. Elbet size uyacaktır; siz de sebzeden vazgeçmedikçe. Aksi takdirde, sadece ona özel sebze çıkıp da masanızda doymuş yağ ve rafine şekerli gıdalar oldukça plan baştan yalan olabilir. B aynı, kitapsız kütüphanesiz bir evde çocuğa kitap oku diye bağıran baba modeli gibidir.
  3. Tebrik Etmek: Başardığı her bir zor görev adına, yemek olmayan(!), sosyal bir aktivite ile -mesela beraber dışarıda yürümek, koşmak, spor yapmak, bisiklet almak gibi- bir ödül ona iyi gelebilir. Ama asıl amacımız ona sağlıklı tercihler yapmasını sağlamaktı, bu yüzden bu konuda kapitalist düzene çok uymamakta fayda var.
  4. Düzene onu da ortak edin!: Aile ile beraber öğrenmek, yanlışları tartışmak, alışverişe gitmek onlar için harika bir başlangıç olabilir. Hatta belki alışveriş sonrası sebzeleri o ayıklasın, yıkasın ve yapacağınız yemekte nasıl kullanacağını kendi görsün.
  5. Çocuklar şekle, yapıya, sunuma ve tada daha çok önem verebilirler: Bu yüzden renkli sebzeler kullanarak salata/yemek yapmak hoşlarına gidebilir. Eğer çocuğunuzun seçicilik derecesi daha fazla ise; daha tatlı sebzelerden başlayabilirsiniz; bal kabağı, havuç, karnabahar ve mısır gibi. Tabii bunları doğru beslenme yöntemleri ile pişirmeyi unutmayın; haşlama, fırın ve ızgara kabul edeceğimiz yöntemler. Kızartma ve kavurma gibi yöntemler tercih edilmemelidir.
  6. Yeni Besinlerle Tanışma: Bunu yaparken, eskiden alıştırmış olduğunuz besinin yanına tadımlık eklemek iyi bir giriş olabilir. Ayrıca evde yapılan, sağlıklı soslar da ekleyip sebzeyi daha enfes yapabilirsiniz; domates sosu, humus, erimiş peynir gibi.
  7. Daha çok evde yemek tüketin: Dışarıdaki gıdalar, daha çok doymuş yağ ve rafine şeker içerip, belli mikro besinlerden de az olduğu için bu tatlar çocuğa alıştırılmamalıdır. Gerekirse, birden fazla yemeği –doğru sınırlarla- hafta sonundan pişirin ve yemek hazırlama sorununu ortadan kaldırın.
  8. Sağlıklı atıştırmalıkların paketli gıdalarda olmadığını bilsinler: Paketli gıda demek, yağ demek, tuz demek, şeker demek maalesef. Bu yüzden evde yenen besinleri bunlardan arıtabiliyor olmak bizim için bir avantaj oluyor; aynısı 2 ana yemek arası minik atıştırmalar için de geçerli. Bu konuda da en büyük yardımcımız; meyve ve sebzeler olabilir. (Smoothie değil!Kendileri.)
  9. Markette satılan meyve suları için ayrı bir başlık açılmalı; evde olan en güzeli; sıkıldıktan hemen sonra içilen meyveler en sağlıklısıdır(eğer su olarak tüketim isterse, ama biz posa ve doygunluk açısından meyvenin kendisini öneriyoruz).

Bitirirken…

Her şey sizin elinizde ebeveynler! Bilinçli tercihler yapabilen çocuklar, kendilerini serbest radikallerden korurlar ve hasta olmazlar. Ama bu onları korku yoluyla sebze ve meyveye yönlendirmek yerine, ona bunu mutlu ve kendini bilen bir çocuk olarak yaptırmak en güzel yöntem olur. Sağlıklı beslenme ile ilgili çocuklara yönelik kitaplar okumak- okutturmak, alışverişi beraber yapmak, onunla doğru bir iletişim kurarak doğru ve yanlışları anlatmak ve bunların neden yanlış olduğunu tartışmak, yerli tarım ve doğa hakkında bilgilendirmek, belki de en önemlisi doğadan kopmamasını sağlamak, Arcimboldo gibi ressamlarla tanıştırmak bizim bulduğumuz bazı çözümler.

Siz de çocuğunuz için neler yapıyorsunuz, yorumlarınızı bekliyoruz.

Kaynaklar
  1. https://www.healthxchange.sg/children/food-nutrition/food-children-fruits-vegetables-important
  2. https://www.helpguide.org/articles/healthy-eating/healthy-food-for-kids.htm