Mısır Şurubu Farelerde Kolon Kanserini Büyütüyor

Mısır Şurubu Farelerde Kolon Kanserini Büyütüyor

Vücudumuzda açlığın belirteci glikozdur. Kanımızda glikoz miktarı düşerse sistem bizi uyarır ve açlık hissi oluşur. Tabi mesele bu kadar basit değil. Diyabet gibi rahatsızlıklarda aslında şeker vardır; ama vücut yanlış alarm verir. Şeker varlığı ile açlık belirtisi arasındaki ilişki çok karmaşıktır. Binlerce tepkime ve onlarca molekül ve hormonun devreye girmesiyle düzenlenen bir metabolik süreçtir.  Ayrıca beynin yakıt olarak kullandığı enerji kaynağı yine bir şeker olan glikozdur. Bu glikozu ekmek, meyve veya mısır şurubu gibi gıdalardan alabilirsiniz. Glikoz bulamadığı zaman beyin yağ asitlerinin yıkımı ile ortaya çıkan keton cisimciklerini de kullanabilir.

Kısaca, şeker vücut için hayati işlevlere sahiptir. Fakat her şeker aynı değildir. Meyve ve sebzelerde uzun zincirli şekerler varken, mısır şurubu gibi gıdalarda çok kısa zincirli şekerler vardır. Ne olursa olsun bütün diğer besin grupları gibi mutlaka dozunda tüketilmesi gerekir. Fazlası da azı da vücutta mutlaka aksaklıklara yol açacaktır. Son haber, Science dergisinden geldi. Dergide yayımlanan yeni bir çalışmada fruktozun kolon kanserli farelerde tümörleri büyüttüğü ortaya çıktı.

Kemirgenler Üstündeki Araştırmalar Çok Önemli

Kemirgenler ile insan metabolizması şüphesiz aynı değildir; fakat bütün bilimsel çalışmaların yani ilaçlardan tutunda gıda katkı maddelerine kadar kullanılmasına izin verilen her ürünün önce kemirgenler üzerinde denendiğini unutmayın. Eğer bir ilaç/ürün öncelikle bu canlılara zarar vermiyorsa daha sonra insan klinik deneyleri yapılabilir. Eğer farelerde şekerin kalın bağırsak tümörlerini büyüttüğü belirlendiyse insanlarda da bunların tümörleri büyütmeleri büyük ihtimaldir. Çalışmayı yürüten ekip, özellikle son zamanlarda gençler arasında yaygınlaşan kolon kanserinin olası sebeplerinden birini açığa çıkardıklarını ve hastalıkla mücadele için temel bazı noktaları anlayabileceklerini belirttiler.

Princeton Üniversitesi’nden biyokimyacı Joshua Rabinowitz bu çalışmanın sonucu olarak mısır şurubu içindeki şekerin doğrudan kanserli dokuyu büyütebileceğine dair ilk kanıt olduğunu belirtti. Çünkü daha önceleri fazla tüketilen şekerin obeziteye yol açtığı ve bunun da kanserin tetiklenmesine/artmasına neden olduğu düşünülüyordu; fakat bu çalışma şekerin obeziteye yol açmadan doğrudan kanserle ilişkisini saptaması açısından çok önemli.

Mısır Şurubu Obeziteyi Tetikliyor Olabilir

1980’lerden itibaren Amerika Birleşik Devletleri’nde yüksek fruktozlu mısır şurubunun devlet tarafından desteklenmesi sonucu şekerli içecekler çok daha ucuzladı. Sofra şekeri yerine yüksek fruktozlu mısır şurubu piyasayı ele geçirdi. Ülkemizde de bu tarihlerden sonra başta şekerli içecekleri olmak üzere çoğu gıdada bu mısır şurubu kullanılmaya başlandı. Taşınmasının kolay olması, tatlılık değerinin yüksek olması ve ucuz olması sonucu bu şurup hala çok fazla kullanılmaktadır. O tarihlerden bu yana susuzluklarımızı gideren kocaman yudumlu tatlı içecekler obezitenin oluşmasında ve artmasında en büyük suçlu olarak görülüyor. Obezite üzerinden dolaylı olarak kanserin oluşmasına etki ediyordu; çünkü obezite, inflamasyonu arttırır. İnflamasyonun da kanseri büyüttüğü düşünülüyor. 

Özellikle kolon kanseri 50 yaşın altında olan insanlarda fazla kiloların olası kötü sonuçlarından biri. New York Weill Cornel Tıp Fakültesi’nden biyokimyacı Lewis Cantley ve doktora sonrası araştırma öğrencisi Jihye Yun, şeker ve şekerli içeceklerin doğrudan bir etkisinin olup olmadığını merak ettiler. Dipnot olarak belirtelim ki yurt dışında asitli-şekerli içeceklere genel olarak sodalı içecekler de denilir. Makaleler ve haberlerde karşınıza çıktığı zaman bizim maden suyu ve soda ile karıştırmayın. Ülkemizde soda ve maden sularında şeker bulunmamaktadır. İkisi aynı şey değil. Maden suyu doğaldır. Soda, içilebilir suya sodyum bikarbonat ve karbondioksit ilavesi ile yapılır. Soda mideyi rahatlatır, fazla bir yararı bulunmamaktadır. Maden suyu doğal mineral deposudur.

Ekibe Dr. Marcus Goncalves ve ekibi dahil olup APC geni eksik olan farelerde şekerin doğrudan tümörleri büyütüp büyütmediklerini araştırdılar. Söz konusu genin işlevi engellendiği zaman insanlar kolon vb. kanserlerinin oluşmasına daha yatkın hale geliyorlar.

Mısır Şurubu Tümör Kitlesini Büyüttü

Araştırmacılar farelerin midelerine yüzde 25’i yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren bir çay kaşığı su miktarının %10’u kadar suyu hayvanların midelerine gönderdiler. Bu kadar düşük miktarda şeker vermelerinin sebebi hayvanların obez olmasının engellenmesidir; çünkü yukarıda da belirtildiği gibi amaç şekerin etkisini doğrudan gözlemlemektir. Bu kadarı bile hayvanların kilo almasını engelleyemedi. Fakat obez olmadılar. Bu miktar ortalama bir asitli-şekerli içeceğin içerisinde bulunan şekere eşdeğerdi.

Şeker verilen fareler, sade su verilen farelerden daha fazla tümör geliştirmedi; fakat 2 hafta sonra, şeker içirilen farelerdeki tümörlerin çoğu, kontrol grubundaki farelerin tümörlerine göre çok daha büyüktü ve çok daha saldırgan bir karakter sergilediler.

Şeker Kalın Bağırsaktan Vücuda Geçiyor

Cantley’in takımı hem glikozu hem de fruktozu izotop olarak işaretleyerek metabolik süreci izlediler. Bu arada belirtelim yüksek fruktozlu mısır şurubundan (YFMŞ) gelen şekerin içeriğinde hem glikoz hem de fruktoz beraber bulunur. YFMŞ’de bulunan şekerlerin oranı %55 fruktoz %45 glikoz şeklindedir. Doğada kendiliğinden (meyve ve bal) bulunan şekerlerde bu oran farklıdır ve glikoz daha fazla miktarda bulunur. Araştırma sonucu ekip, fruktozun büyük bir kısmının normal yol olan ince bağırsak üzerinden emilip kana karışması yerine doğrudan kalın bağırsak (kolon) üzerinden metabolize olduğunu tespit etti. Burada tümör hücreleri fruktozu glikoz ile beraber emdiler.

Fruktoz, tümör hücrelerinin içinde fruktokinaz (FK)  isimli bir enzimle parçalandı. Fruktoz, glikoza dönüştürüldü. Bu durum, hücrenin enerji seviyesini azalttı ve daha çok glikoz metabolizmasını tetikledi. Bu glikoliz, ayrıca tümörün büyümek için ihtiyaç duyduğu yağları da üretti. APC isimli genin yanı sıra FK enzimi bloke edilen farelerdeki tümör büyümesinin kontrol grubuyla herhangi bir farkı tespit edilmedi.

Şeker Tekrar Hedef Tahtasında

Kontrol grubunda APC isimli gen bloke edilip YFMŞ yerine saf su verilmiştir. Bu sonuçlar, sofra şekeri içeren şekerli gıdalar dâhil olmak üzere çeşitli şekerli içecek ve yiyeceklerin onlarca yıl öncesinden kanserin gelişmesine sebep olabilen poliplerin oluşmasını hızlandırabileceğini gösterir. Hatta çalışmanın yazarlarından Yun, ortalama miktarda tüketilen şekerin bile kısa sürede sizi kanser edebileceğini ve oluşmuş kanserin hızlanmasına neden olabileceğini belirtti.

Dr. Luc Tappy ve arkadaşları ise sonuçların kesin ve net olduğunu; ama yine de bu sonuçların insanlar ile doğrudan bağlantı kurulması noktasında dikkatli olunması gerektiğini belirtiyorlar. Ayrıca içecek ve gıdadan gelen şekerin insanlarda bu etkisinin körelebileceğini de belirten uzmanlar, orta ve az derecede şekerin riski ne kadar arttırdığının şimdilik bilinmediğini ve kanser yapıcı diğer etkenler ile karşılaştırıldığında bu riskin ihmal edilebilir olup olmadığının bilinmediğini belirtiyorlar.

Tek Tehlike Mısır Şurubu Değil

Dr. Cantley ve ekibi, genetik olarak polipleri geliştirmeye eğilimli insanlarda düşük şeker diyetinin bağırsak polipleri geliştirip geliştirmediğini araştırmaya devam ediyor. Ekip, fruktokinaz inhibe edici bir ilacın kolon kanserli hastaların bir kısmına verilebileceğini belirtiyorlar. Tabi bu ilaç tek bir çalışmanın sonucu üzerinden verilebilecek bir şey değil, insan klinik deneyleriyle bu durumun ispat edilmesi gerekir.

Science dergisinde yayınlanan son makale sadece YFMŞ’yi değil tüm şekerlerin aslında doz aşımı yapıldığı zaman ne kadar tehlikeli olabileceğine işaret ediyor. Bu çalışma, insanlarda şekerin ince bağırsağı aşıp kalın bağırsağa ulaşabildiğine dair kesin kanıt içermese de bunun böyle olabileceğini büyük olasılıkla söyleyebiliriz.

Bu çalışma, Şubat 2019’da PNAS dergisinde yayınlanan sonuçlar ile paralellik arz ediyor. O çalışmada şekerin sadece ince bağırsakta emildiği ve kolon kısmına ulaşmadığı ile ilgili düşüncenin yanlış olduğu ve şekerin kolonda bulunan sağlıklı bakterilere zarar verdiği belirtilmişti. Makalede farelere şeker verilip sonuçlarına bakılmıştı. Bu iki çalışmada da şekerin kolon kısmına ulaşıldığının gösterilmesi, şekerin etkilerinin bilinenden çok daha fazla olabileceğine işaret edebilir.

Sözün özü, siz dengeli beslenmeye dikkat edin. Hiçbir besin grubunun fazlası sağlık için yararlı değil; bilakis zararlıdır. YFMŞ başta olmak üzere asitli-şekerli içeceklerin tüketilmemesi abur-cubur ve hazır gıdalardan uzak durulması alınabilecek en basit önlemlerdendir.

Sağlıklı günler dilerim.

Hazırlayan: Osman Eren

Kaynaklar

https://www.pnas.org/content/116/1/233

https://www.sciencemag.org/news/2019/03/corn-syrup-soda-day-can-give-mice-bigger-colon-tumors

5.0
04

Osman Eren

Şanlıurfa/Hilvan doğumluyum. Çukurova Üniversitesi Gıda Mühendisliği lisans mezuniyetimden hemen sonra KPSS ile Ağrı’ya memur olarak atandım. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Kimya Anabilim Dalı Biyokimya bilim dalından Yüksek Lisans yaptım. Şimdi doktora yapıyorum. Çocukluğumdan beri araştırmaya ve öğrenmeye meraklı biriyim, bozuk kapı zillerinden ses çıkartmaya çalışmak gibi mucitlik girişimlerimin olduğunu hatırlıyorum; ama bu konuda başarılı olduğumu söyleyemem. Fen Bilimlerinin bütün alanlarına karşı bir iştiyakım olduğundan maymun iştahlı olduğum söylenir. Popüler Bilim ve İlber Ortaylı hocamızın deyişiyle Rafine Edebiyat başta olmak üzere kitap okumayı da çok sevdiğimi belirtmek istiyorum. İletişim için osmaneren2@gmail.com mail adresini veya @osmaneren711 (Instagram) Osman_urag (twitter) adreslerini kullanabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.