Mitomani

Mitomani

Mitomani yalan söylemenin alışkanlık haline gelmesiyle oluşan bir hastalıktır. Kişi başlarda sabah işe geç kalmasının sebebinin yoldaki trafik kazası olduğunu uydurarak nispeten küçük diyebileceğimiz yalanlara başvursa da zamanla hiçbir sebep yokken yalan söylemeye başlar. Temel nedeni özgüven sorunları, altta yatan bazı kişilik bozuklukları olan mitomani için çocukluk yılları ciddi bir önem taşır. 0-6 yaş aralığında ebeveynleri tarafından yeterince ilgi ve sevgi görmeyen çocuklar ileride mitomaniye yakalanma açısından daha riskli grupta yer alır. Genellikle ilgi çekme, odak noktası olma isteği kişiyi ilginç yalanlar söylemeye yönlendirir ve hatta söylediği yalanlara kendi bile inanabilir. Bu yalanlar gelişigüzeldir ve mitoman yakalandığı taktirde ne yapacağını düşünmez, yalnızca yalanın hazzını arar. Fakat mitomani tanısının konulabilmesi için kişinin yalan söylemesinin arkasındaki motivasyon kaynağını iyi irdelemek gerekir. Mesela doğruyu söylerse şiddet göreceğini bildiği durumlar için yalan söylemek bireyi mitoman yapmaz. Aynı şekilde şizofreni, bipolarlık gibi bozukluklardan muzdarip bireylerin yalanlarını da mitomaniden ayrı tutmak gerekir.

Mitomani Hastaları Bazen Çılgınca Yalan Söylerler

Çoğu zaman bir dedikleri bir dedikleriyle tutmayan mitomanlar bazen öyle çılgınca yalanlar söyler ki şaşırıp kalırsınız, “Dün hastaneye kaldırıldım” diyen kişinin önceki günün tamamında sizinle olmuş olması sizi çileden çıkarabilir. Bu sebeple özellikle duygusal ilişkilerde eşleriyle ciddi sıkıntılar yaşarlar. Sosyal hayatları oldukça çetrefillidir. İş dünyasında da söylediği yalanlar çok büyük ve çok sık değilse kişi bir şekilde işine devam edebilir ama yalanlar ortaya çıktıkça iş arkadaşları tarafından dışlanabilir, işinden bile olabilir.

Mitomani tedavisi mümkün olan bir rahatsızlık. Psikoterapi ve gerekli görüldüğü taktirde farmakolojik yardım bireyin zamanla kendiyle olan iletişiminin güçlenmesine ve yalan söylemeye duyduğu ihtiyacın azalmasına sebep oluyor. Terapinin doğru uygulanmasıyla hastalığın tekrar etme olasılığı da düşüyor.

Hazırlayan: Feyza Kübra Özalper

Kaynaklar

  1. http://1.usa.gov/1VqJOol
  2. http://bit.ly/25GZOY8

Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.