Munchausen Sendromu – Hastalık Hastalığının Başka Bir Boyutu

Hastalık Hastalığının Başka Bir Boyutu: Munchausen Sendromu

Munchausen sendromu, hasta bireyin ailesinden ,arkadaşlarından ve sağlık personelinden ilgi görebilmek için kendine zarar vermesi, hastalık bulgularını taklit etmesi ve sık sağlık kuruluşu değiştirmesi durumudur.

Bu sendrom ilk olarak 1951 yılında Asher tarafından tanımlanmıştır. Hastalık adını 1720-1797 yılları arasında yaşamış, Karl Fredrich von Munchausen’den almıştır. Munchausen Alman Baronuydu ve Rus ordusunda paralı süvariydi. Rus-Osmanlı savaşından dönüşte arkadaşlarına, komşularına kahramanlıklarıyla ilgili öyküler anlatmaya başlamışlar. Öyküleri o kadar abartılmış ki, sonunda yalan olduğu ortaya çıkınca yalancılığıyla ünlenmiştir. Bu nedenle yalan hastalık öyküleri anlatanları tanımlayan sendroma ismi verilmiştir.

Nedeni Tam Olarak Bilinmiyor

Her ne kadar Munchausen sendromunu  genetik, sosyal ve ailevi birçok görüşe dayandırılsa da nedeni bilinmemektedir ve bu kişiler genelde geçmişinde yeterince ilgi görmemiş veya yakın bir zamanda yalnız bırakılmış, ailesini kaybetmiş, işsiz kalmış, erkek bireylerdir. İlgi yoksunluğundan dolayı ilgi toplayabilmek için hasta rolüne girerler ve bu rolde çok inandırıcıdırlar. Kendilerine seçtikleri hastalığın taklidini o kadar iyi yaparlar ki en zeki doktorları bile kandırabilirler. Hastaların öyküsü yalanlarla doludur, sahte isim verebilir, laboratuvar testlerini değiştirebilirler. Hatta hasta olduğunu inandırabilmek için gırtlaklarını keserek kan kendilerine kusturabilir, derilerinde kesikler açabilir, kendilerine insülin vererek kan şekerini düşürerek şoka girebilir kendilerini digoksin gibi kalp ilaçlarıyla zehirleyerek kalp krizi bile geçirebilirler. Eğer bu kişilerin yalanları doktorlar tarafından fark edilirse hastaneyi ve çalışanları suçlar, hasta olduğuyla ilgili yalanlar söyler, hemen her zaman doktorlar ve hemşirelerle şiddetli tartışmalardan sonra kendi kendine ayrılır, başka bir sağlık kurumuna giderler. Bu döngü bir psikiyatrist tanı koyana kadar onlarca hatta bazı vakalarda yüzlerce olacak kadar sürer.

Munchausen Sendromu By Proxy

Munchausen sendromunun alt türü olup çocuğun ebeveynlerinin veya çocuktan sorumlu kişilerin gerçekte olmadığı halde çocukta hastalık üretmesi sonucu ortaya çıkan her türlü durumu tanımlar. Çocuğun sorumluluğunu üstlenen kişinin ürettiği hastalık sonucu veya tanı ve tedavi uygulamaları sonucu zarar görür. Çocukta fizyolojik olarak kolaylıkla açıklanamayacak acayip bulguların varlığında ve bu bulgular sadece sorumlu kişilerin yanında oluyorsa bu sendromdan şüphelenilmelidir.

Bu kişiler çocuğu cezalandırmak veya çocuğa zarar vermek için değil, çevreye çocukla ne kadar ilgili olduklarını göstermek ve çevrenin takdirini kazanmak için yaparlar. Her ne sebeple olursa olsun çocuklarda ciddi sakatlıklara ve ölüme kadar gidebilecek hastalıklara sebep olurlar. Bu durum çok ciddi bir çocuk istismarıdır ve kanunen suçtur.*

Munchausen Sendromu Tedavisi

Munchausen Sendromu DSM-V sınıflandırılmasına göre yapay bozukluklar arasında en ağırı ve tedavisi en zor olanıdır. Hastalık ömür boyu sürebilir. Sosyal destek, hastaların altta yatan psikopatolojilerin ortaya çıkarılarak, psikiyatrik tedavisinin başlanması, psikiyatri uzmanı ve başvuru yaptığı hekim arasında işbirliğinin sağlanması, ailenin bilinçlendirilmesi tedavide son derece önemli olabilmektedir.

Hazırlayan: Muhammed Burak Bereketoğlu

Kaynaklar
  1. Asher R. Munchausen’s syndrome. Lancet 1951;1(6650):339–341.
  2. http://dergipark.ulakbim.gov.tr/tjfmpc/article/view/5000200533/5000173157
  3. http://www.ttb.org.tr/STED/sted0901/yapay.pdf
  4. *Türk Medeni Kanunu Madde 272: Ana ve baba, vazifelerini ifa etmedikleri taktirde hakim, çocuğun himayesi için muktazi (gerekli) tedbirleri ittihaz (almak) ile mükelleftir.
    Türk Medeni Kanunu 274/1: Velayeti ifadan (yerine getirmeden) aciz ya da mahcur (kısıtlı) olan yahut nüfuzunu ağır surette suistimal eden ya da faiş (fazlaca) ihmalde bulunan ana ve babadan, hakim velayet hakkını nez edebilir.

Muhammed Burak Bereketoğlu

Sinirbilimi çok seven, hevesli, meraklı, araştırmacı bir insan. En büyük hedeflerinden biri bu muhteşem yapıyı insanlara sevdirmek ve öğretmektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.