Öğrenme Çeşitleri ve Kişiye Özel Eğitim Saçmalığı

Öğrenme Çeşitleri ve Kişiye Özel Eğitim Saçmalığı

Devlet okullarında ilköğretim, liseyi kapsayan 16 yıllık eğitim öğretimde öğrenciler genellikle belirli bir müfredat üzerinden tek tip eğitim alırlar. Bazı dershaneler ise ısrarla kişiye özel eğitim verdiklerini ve bu eğitim modelinin en iyisi olduğunu savunur. İddiaya göre herkesin özel bir anlama şekli vardır ve kişiler bu şekilde eğitime tabi tutulurlarsa başarıları artar. Örneğin kimisi dinleyerek, kimisi görsel nesnelerle daha iyi anlar diye iddia ediliyor ancak araştırmalar bunun bir mit olduğunu söylüyor.

İngiliz öğretmenler arasında yapılan bir anket öğretmenlerin 96%’sının bu mite inandığını gösteriyor. Ülkemizde de durum çok farklı değil gibi duruyor. Bu kişiye özel eğitim fikri popüler kitaplarda, uluslararası konferanslarda, derneklerde ve birçok ticari reklamda işleniyor ve sürekli bahsediliyor. Öğrenme çeşitleri anlatan kitaplar her gün satılıyor. Hatta bazı kuruluşlar daha da ileri gidiyor ve bilimsel olarak tamamen çürütülmüş sağ-sol beyin baskınlığını da işin içine katıyor ve öğrencinin beyin baskınlığına göre farklı bir eğitim modelini kullanması gerektiğini söylüyor.

Neden Bu Fikir Çok Popüler?

Ebeveynler doğal olarak çocuklarının kaliteli bir eğitim almalarını ve kendi üstlerine düşeni en iyi şekilde yapmak istiyorlar. Öğretmenler de tabi ki öğrencilerinin ihtiyaçlarına en güzel şekilde cevap vermek ve onları en iyi şekilde çalıştırmak istiyorlar. Kimse kendini yetersiz hissetmek veya sorumluluğu altında ezilmek istemiyor. Çoğu zaman bir sınıfta herkes başarılı olamaz ve her ailenin çocuğu da okulda başarılı olamaz. 30 kişilik bir sınıfta 5 kişi sınıfta kaldıysa bu 5 öğrencinin ebeveynleri öğretmene neden çocuğumuz başarısız oldu diyecektir. Çocuğunuz yeterince çalışmıyor dediğinde anne baba motivasyonu sağlayamıyor deyip öğretmeni suçlayabilir veya benim çocuğum tembel değil, sadece öğrenme tarzı farklı deyip çocuğunu savunabilir. Öğretmenler ise çocuğu motive edememekten kendini sorumlu tutmak yerine bazen daha rahatlatıcı bir fikre kapılabilir, yani bu çocuğun öğrenme tarzı farklı deyip işin içinden çıkabilir.

Öğrenme Çeşitleri Konusunu destekleyen kanıt var mı?

Bu konuda yapılmış araştırmalar miti destekleyen çok az bir kanıtın olduğunu gösteriyor. Ancak Harold Pashler ve Doug Rohrer gibi bilim insanları bu kanıtların da çoğunun zayıf olduğunu söylüyor. Bu kanıtlar bir öğrenme tarzını tercih eden insanların ilgili konuyu o şekilde daha iyi öğrendiklerini gösteriyor. Ancak farklı öğrenme çeşitleri tercih eden başka insanların aynı konuyu kendi tercih ettikleri yoldan daha iyi öğreniyorlar. Bu şu demek oluyor, siz seçtiğiniz yolla bir konuyu daha iyi öğrenebilirsiniz ama seçmediğiniz bir öğrenme şekliyle daha da iyi öğrenebilirsiniz. Bu yöntem ise kişiye özel olmak zorunda değildir. Ancak her insan farklıdır, burada herkes tek düze bir eğitim alsın ve her konu için ideal bir eğitim modeli oluşturulsun demiyoruz. Öğrenmenin en iyi yolu bireysel farklılıklar değil öğrenilen konu temel alınarak oluşturulan eğitim modeli ile olur. Yabancı dil öğrenmek ile matematik çalışmanın kendine has farklılıkları vardır, haliyle eğitim şekli de farklı olabilir.

Mitle ilgili diğer sorunlar

Herkesin kendine özgü öğrenme tarzı olmadığını öğrendik ancak bu mitle ilgili başka sorunlar da var. İnsanların tercih ettikleri öğrenme türünü tanımlamanın çok farklı yolları vardır. 2004 yılında yayınlanan bir araştırma literatürde 71’den fazla öğrenme çeşitleri tanımlandığını gösteriyor. Hele bir de eğitimi görsel ve sözel diye ikiye bölecek olursak bu sefer 2^71 tane eğitim modeli karşımıza çıkar. Bu dünyada yaşayan insanların sayısından bile fazladır. Dahası diyelim ki bir kişi için bir eğitim modelini kabul ettik ama kişinin kendisinin veya bir başkasının onun için belirlediği öğrenme çeşidinin doğru olduğunu nasıl bilebiliriz? Elde edilen kanıtlar yanılma oranının bir hayli yüksek olduğunu gösteriyor. Siz ben görsel şekillerle öğreniyorum diyebilirsiniz ama performansınız tam aksini söylüyor olabilir.

Birçok uzman kişiye özgü eğitim mitinin iyi niyetli bir yanlış anlaşılmadan çok ciddi zararlar verdiğini düşünüyor. Scott Lilienfeld ve ekibi Popüler Psikoloji’nin 50 Miti kitabında belirttiği gibi bu yaklaşım sadece öğrencilerin güçlü yanlarına odaklanmalarını sağlıyor. Oysa öğrenciler zayıf kaldıkları noktaları tespit etmeli ve bunları düzeltmelidir, onlardan uzak durmak bir çözüm değildir. Ayrıca bu işin bir de ekonomik yönü vardır. Bu tür eğitim programları oldukça pahalı olabilir. Zaten öğrencilerin lise ve üniversite eğitimleri yeterince maliyetliyken bir de fazladan maliyet yüklemek öğrenci ve ailesini daha kötü etkileyecektir.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar

  1. http://www.nature.com/nrn/journal/v15/n12/abs/nrn3817.html
  2. http://www.wired.com/2015/01/need-know-learning-styles-myth-two-minutes/
  3. http://www.psychologicalscience.org/journals/pspi/PSPI_9_3.pdf
  4. http://www.acdowd-designs.com/sfsu_860_11/LS_OverView.pdf

Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Johnson & Johnson'a bağlı olarak Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde klinik araştırma koordinatörü olarak çalışıyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.