Oksitosin Nedir, Neden Bu Kadar Önemli?

Oksitosin Nedir, Neden Bu Kadar Önemli?

Son yıllarda popülaritesi çok artan bir hormondan bahsedeceğiz. Neden bu kadar önemli, onunla neler yapabiliriz? Oksitosin bir nöropeptit ve hormondur. Aynı zamanda ilaç olarak da dışardan alınabilir. Bu hormon hipotalamusta üretilir ve hipofiz bezinden salgılanır. Partnerler arasındaki bağlılıkta, üremede, doğum esnasında rahim kaslarının kasılmasında önemli rol oynar. Doğumdan sonra beyinden oksitosin salınımı süt bezlerini uyarır. Böylece süt üretimini tetikler ve anne ile çocuk arasındaki bağlılığın oluşmasına yardımcı olur.

Doğum esnasında rahim kasları yeterli miktarda kasılmayabilir. Bu durumda anneye oksitosin verilerek doğumun kolaylaştırılması sağlanabilir. Bu amaçla doğrudan kaslara veya damara verilebilir. Bu şekilde ilaç olarak verilen oksitosin rahimde aşırı kasılmaya neden olacağından doğmak üzere olan bebekte strese neden olabilir. Bu nedenle anneye verilecek oksitosinin miktarı iyi ayarlanmalıdır.

Oksitosinle ilgili yapılan araştırmalardan bahsedelim.

Oksitosin Kalori Alımını Azaltıyor

Yapılan araştırmalar burundan alınan yapay oksitosinin tek bir kullanımının bile kalori alımını azalttığını gösterdi. Özellikle sağlıklı erkeklerde yağlı gıdaların tüketimini azaltıyor. Burundan verilen oksitosin ile ilgili çok sayıda araştırma mevcut. Genellikle oksitosinin ilişkilerdeki rolü ve toplumsal yönü üzerinde çalışılıyor. Oksitosinin yemek yeme davranışlarını düzenlemesi ve bu tür olumlu sonuçlar alınması oldukça sevindirici bir durum.

Elde edilen sonuçlar oksitosin burun spreyinin kahvaltıda tüketilen kalori miktarını düşürdüğünü gösterdi. Kişi normal veya aşırı kilolu olsa da değişen bir şey olmadı. Burundan alınan oksitosinin etkisi hemen ertesi gün gözlenebiliyor. Ayrıca araştırmacılar oksitosinin insülin hormonunun hücresel duyarlılığını geliştirdiğini de buldu. İnsülin kan şekerini düşüren hayati bir hormondur. Oksitosinin buradaki etkisi tip 2 diyabet hastaları için çok önemlidir.

Oksitosin Obezite ve Metabolik Rahatsızlıklar İçin Umut Olabilir

Harvard Tıp Fakültesi’nden Elizabeth Lawson’a göre bu araştırma sonuçları gerçekten heyecan verici görünüyor. Ancak her zaman olduğu gibi daha fazla çalışma gerekli. Yine de tüm bu deneysel çalışmalara bakarak obezite gibi metabolik sorunlar için oksitosinin umut verici bir tedavi olabileceğini söylüyor.

Araştırma ekibi çalışmayı 25 sağlıklı erkek katılımcı üzerinde gerçekleştirdi. Erkeklerden 13’ü sağlıklı, diğer 12’si de kilolu ya da obezdi. Rastgele ayrılan katılımcılara aç karnına tek doz oksitosin burun spreyi ya da bir plasebo sprey verildi. Katılımcılar kendilerine hangi türde ilacın verildiğinden habersizdi.

Gerçek mi Plasebo mu?

Bir saat sonra, katılımcılar bir menüden kahvaltı seçti. Her tabak iki porsiyondu. Yemekten sonra, araştırmacılar her deneğin ne kadar kalori yediğini ölçtü. Başka bir zaman deney katılımcılar üzerinde yinelendi ama bu kez, her bir katılımcıya önceki oturumda uygulananın tam tersi ilaçlar verildi. Araştırmacılara göre, katılımcıların her deneyden önceki üç günde, besin tüketimine ilişkin geri dönüşleri arasında bir fark yoktu.

Çalışmaden elde edilen veriler, plasebo ile karşılaştırıldığında oksitosin burun spreyi aldıktan sonraki yemekte katılımcıların ortalama 122 kaloriyi ve 9 gram yağı daha az yediklerini gösterdi. Araştırma ekibi ciddi bir yan etki olmadığını söylüyorlardı. Ayrıca plasebo ile oksitosinin arasında bir yan etki farkı da yoktu.

Oksitosin İştahı Azaltıyor

Araştırmacılar oksitosinin iştah ya da kandaki iştah düzenleyen hormonların üzerinde test edilmiş bir etkisinin olmadığını da keşfetti. Ekip bu nedenle oksitosinin kalori alımını nasıl etkilediğinin henüz belirsiz olduğunu söylüyor. Klinik öncesi çalışmalarda, beyinde, iştah azaltma yöntemlerine oksitosin de dahil edildi. Araştırmacıların söylediklerine göre oksitosinin cinsiyete özgü etkileri bulunuyor. Bu nedenle her iki cinste daha uzun süreli tedaviler için kadınlar üzerinde de çalışmalara gereksinim var.

Oksitosin Reseptör Geni Yüzleri Tanımada Rol Oynuyor

Emory Üniversitesi bilim insanları oksitosin reseptörü ile ilgili bir araştırma yaptılar. Buna göre reseptörün üretiminden sorumlu genin (OXTR) yüz tanımada etkili olduğu görüldü. Bu genin vücutta başlıca görevi anne ile bebek arasındaki ilişkiden başlayarak tüm sosyal ilişkilerimizde rol oynaması. Oksitosin reseptör geninin yüz tanımada da görevli olması bu genin sosyal hayatımızdaki önemini bir kez daha gösteriyor.

Oksitosin Sosyal Hayatta Bize Yardım Ediyor

Dr. Larry Young ve ekibi oksitosinin sosyal hayatımızda birbirimizi tanımadaki önemine dikkat çekiyor. Ancak herkes oksitosinden tam anlamıyla yararlanamıyor. Yapılan araştırmalarda toplumun üçte ikisinde bu genin olumlu değişkeni mevcut. Bu kişilerde oksitosin birbirimizi tanımada gereken rolü üstleniyor ve bize yardım ediyor. Ancak geriye kalan üçte birlik kısım bu kadar şanslı değil. Bu kişilerde oksitosinin olumsuz olan türü mevcut ve kişi aksi yönde etkiliyor. Dr. Young yaptıkları keşfin neden bazı insanların çok iyi yüz hafızasına sahip olduklarını ve bazılarınsa yüzleri hatırlamakta zorlandığını ortaya çıkarabileceğini belirtiyor.

Araştırmacılar çalışmalarını otistik bir çocuğu bulunan 198 aile üzerinde yaptılar. Çünkü bu aileler yüz tanıma kabiliyetleri konusunda çok büyük bir çeşitlilik gösteriyorlardı. Ailelerin üçte biri İngiltere’den, üçte ikisi Finlandiya’dan seçildi.

Yüzleri Tanıma Çok Karmaşık Bir Sistem

Ekip önceki araştırmalarında OXTR’ın fare gibi kemirgen hayvanlarda koklama temelli sosyal tanınmada çok gerekli olduğunu bulmuşlardı. Daha sonra bu araştırmalarını bir adım öteye götürüp aynı genin insan yüz tanımada da önemli olup olmadığını araştırmaya başladılar. Araştırmacılar bir çocuğu otistik olan ebeveynlerde OXTR’ın yapısındaki küçük farklılıkların yüz hafızası üzerindeki etkisini incelediler. Oksitosin reseptör DNA’sındaki çok küçük bir değişikliğin bile etkisini gördüler. Ufak bir değişiklik yüz hafızasında muazzam bir etkiye sahip olabiliyordu.

Dr. Young oksitosinin otizm gibi rahatsızlıklarda bozulmuş olan sosyal bilgi işleme süreçlerinde çok kritik bir rol oynadığını düşünüyor. Emory Üniversitesi’ndeki araştırma ekibinin bundan sonraki hedefi psikiyatrik rahatsızlıklar olacak. Elde ettikleri bulgulara dayanarak sosyal tanınmayı geliştirecek yeni stratejiler arayacaklar.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar

sci-news.com/genetics/science-oxytocin-receptor-gene-face-recognition-01647.html

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24367110

https://www.eurekalert.org/pub_releases/2015-03/tes-ons030415.php

Oksitosin Nedir, Neden Bu Kadar Önemli?
Yazıyı beğendiyseniz 5 yıldız verebilir misiniz?

Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Roche'a bağlı olarak klinik araştırma koordinatörü olarak çalışıyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.