Omurilik Nedir, Ne İşe Yarar?

Omurilik

Bel ağrısı dünyanın en berbat şeylerinden biridir. Belinize giren o bitmek bilmez ağrıdan kurtulmak için ne gerekirse yapmaya hazırsınız. Bel fıtığı hastalarının birçoğu beyin cerrahisine yönlendirilirler ve burada ameliyat olurlar. Bel ile beyin cerrahisi ne alaka diye düşünüyorsanız. Vücudunuzun en önemli parçalarından biri olan omurilik ile tanışmamışsınız demektir. Bu yapı ensenizden başlar kuyruk sokumunuza kadar uzanır. Omurilik çevresel sinir sisteminin komuta merkezidir. Neredeyse bütün vücut sinyalleri burada toplanır ve beyne iletilir.

Omurilik sinir liflerinden oluşan ince, uzun bir yapıdır. Ense bölgesinde beyin sapındaki omurilik soğanından başlar omurganın bel bölgesine kadar uzanır. Merkezi sinir sisteminin iki bölümünden biri omurilik, diğeri beyindir. Omuriliğin uzunluğu erkeklerde ortalama 45 cm, kadınlarda 43 cm’dir. Kalınlığı ise sabit bir şekilde kalmayıp boyun bölgesinde 13 mm civarındayken göğüs bölgesinde 6.4 mm’ye daralır.

Omurilik Beyin ve Beden Arasında Bir Köprüdür

Omuriliğin en önemli görevi beyinden vücuda ve vücuttan beyne duyu ve motor sinyallerin taşınmasıdır. Beden ve vücut arasında sinirsel bir köprü görevi görür. Duyu nöronları ile algılanan iç ve dış duyusal sinyaller serebral kortekse omurilik üzerinden gönderilir. Bu sinyaller işlendikten sonra benzer bir hat üzerinden kaslarla bağlantılı motor nöronlara emir gönderilir.

Birçok refleks omurilik tarafından beyinden bağımsız bir şekilde yönetilir. Örneğin sıcak sobaya eliniz değdiğinde hemen geri çekersiniz dimi? Çok nostaljik oldu galiba. Soba mı kaldı bu devirde, onu kalorifer peteği yapalım. Bunun gibi pek çok refleks hayati öneme haiz olduğundan beyne danışmadan omurilikten yönetilir. Yürümek gibi farkında olmadan yaptığımız ritmik hareketler de bel bölgesindeki omuriliğin merkezi şablon üreticileri (central pattern generators) tarafından yürütülür.

Omuriliğin Yapısı

Omuriliğin yapısı ile ilgili üstte kısa bir bilgi verdik. Bu yapı tıpkı beyin gibi üç tabakalı bir zar ile korunuyor. Dura, araknoid ve pia tabakaları omuriliğin her yerini sarar. Dura en dıştaki sert ve koruyucu tabakadır. Dura tabakası ile omurga kemikleri arasında epidural boşluk vardır. Bu alan yağ dokusu ile doludur. Yağ dokusunun arasında bulunan kan damarları da omuriliğin beslenmesi için çok önemlidir. Duranın altında bulunan araknoid tabakası örümcek ağı gibi bir görünüme sahiptir ve dura gibi koruyucu bir role sahiptir. Araknoidin hemen altında bir boşluk vardır ve bu bölge beyin omurilik sıvısı ile doludur. En içteki pia tabakası omurilikteki sinir liflerine en yakın kısımdır.

Omurilikte hem beyaz hem de gri madde bulunur. Hücre gövdelerinin bulunduğu bölgeler gri madde, aksonlardan oluşan sinir lifleri ise beyaz madde olarak adlandırılır. Omuriliğin merkezinde yer alan gri madde kelebek şeklinde olup ara nöronların, motor nöronların ve glia hücrelerinin gövdelerinden oluşur. Gri maddenin dışındaki beyaz madde neredeyse tamamen miyelinli motor ve duyu nöronlarının aksonlarından oluşur.

Omurilik 31 Bölümden Oluşur

Omurilikte 31 adet bölüm bulunur. Bunların 8 tanesi boyun bölgesinden yani servikal bölgeden çıkar. 12 tanesi göğüsteki torasik bölgesinde, 5 tanesi lumbar bölgesinde, 5 tanesi sakral bölgede ve 1 tanesi de koksigeal bölgede bulunur. Fetüs halindeyken omurga hattı ile omurilik hattı aynı hızda büyür ve birbiri ile eş büyüklüktedir. Ancak doğumdan sonra omurganın büyüme hızı omuriliği geçer ve yetişkinlikte ciddi bir fark ortaya çıkar. Omurilik, omurgadan çok daha kısa kalır.

Omuriliği besleyen 3 temel atardamar vardır. Bunlar ön omurilik atardamarı (anterior spinal artery), sağ ve sol arka omurilik atar damarlarıdır (posterior arteries). Omurilik bir ucundan diğer ucuna kadar bu atardamarlar sayesinde beslenir. Damarlar subaraknoid boşluğa uzanır ve buradan tüm omuriliğe dallanma yaparlar. Aort ameliyatlarında bazen omuriliğe giden kan akışı kesildiğinden hastalarda parapleji oluşabiliyor. Parapleji vücudun belde aşağısının felç olmasıdır.

Omuriliğin Görevleri

Omurilik yukarıda dediğimiz gibi bütün vücuda dallanmalar yapar. Ellerimiz, ayaklarımız, iç organlarımız kısacası bütün vücudumuzdaki bilgiler omurilik vasıtasıyla beyne ulaşır. Duyu sinyalleri de beynin en çok dikkat ettiği bilgilerden biridir. Şu an bu yazıyı yazarken kullandığım klavyenin tuşlarına basarken parmaklarım beyne sürekli bilgi gönderiyor. Farklı sinyal türleri omurilikte farklı yollar izleyerek beyne ulaşırlar. Dokunma, propriosepsiyon ve titreşim gibi duyu yolakları dorsal kolon-medial lemniscus yolunu kullanır. Ağrı, sıcaklık gibi duyu sinyalleri anterolateral sistem üzerinden beyne aktarılır.

Omuriliğin en önemli görevi beyne gerekli bilgileri iletmektir. Bunların yanında yürümek gibi ritmik hareketlerin yönetimi de burada gerçekleşir. Yürürken bacak kasları sürekli olarak kasılıp gevşer. Hiç farkına varmayız ancak bunlar çok koordineli bir şekilde gerçekleşir. Omurilikte yer alan merkezi şablon üretici nöronlar kasların sürekli kasılıp gevşemesini sağlayarak yürümemize imkan tanırlar. Bunun yanında birçok refleks de beyinden bağımsız olarak omurilik tarafından icra edilir.

Omurilik Hasar Görürse Ne Olur?

Omuriliğin her bölgesi çok hassas olup buralarda meydana gelen hasarlar genellikle kalıcı sorunlara neden olur. Kaslarınız eskisi kadar güçlü çalışmayabilir, belki hiç çalışmayabilir ve felç olabilirsiniz. His kaybı yaşayabilirsiniz, hasarın olduğu bölgeden aşağısında sıcaklık, dokunma veya başka duyularınız kaybolabilir. Omurilik hasarı hastalarda hem fiziksel olarak hem de zihinsel, duygusal ve sosyal olarak ciddi etkiler yaratabiliyor.

Son yıllarda özellikle kök hücre yöntemleri ile omurilikteki hasarların tedavisinin önü çok açıldı. Omurilikleri zedelenerek belden aşağısı felç bırakılan farelerin hasarlı bölgelerine kök hücre nakilleri yapıldı. Kök hücre nakledilen fareler birkaç ayda yürüme becerilerini tekrar kazandılar. İlerleyen yıllarda insanlarda da bu tür rahatsızlıklar tedavi edilebilecek. Ülkemizde de Erdal Karaöz bu konuda ciddi çalışmalar yürütüyor.

Omurilik Hasarının Belirtileri

Trafik kazası gibi bir nedenle omuriliğinizin bir kısmı zarar görebilir. Böyle durumlarda kaslarınızı kontrol etme becerinizi yitirebilir ve duyu kaybı yaşayabilirsiniz. Hasarın boyutu omurilikte hangi bölgenin zedelendiğine ve zedelenmenin şiddetine bağlıdır. Vücudunuzdaki hiçbir kası oynatamıyorsanız tam bir kayıp yaşamışsınız demektir. Bazı kasları oynatabiliyorsanız kısmi kayıp yaşamışsınızdır. Doktorlar öncelikle tam veya kısmi kas kaybı yaşayıp yaşamadığınızı kontrol ederler.

Omurilik hasarlarının birçoğu felç ile sonuçlanır. Felcin farklı çeşitleri vardır. Hangi kas gruplarının ve vücudun hangi bölgelerinin kullanılamadığına göre isimlendirilir. Tetrapleji kolların, ellerin, bacakların, gövdenin ve pelvik organlarının kullanılamamasıdır. Paraplejide hasta gövdenin, bacakların ve pelvik organlarının hepsini veya bir kısmını kullanamaz. Hemiplejide vücudun sağ veya sol kısmını kullanamazsınız.

Omuriliğiniz zedelendiğinde hareket kaybı yaşamanız çok olasıdır. Bunun yanında duyularınız eskisi gibi çalışmayabilir, sıcağı veya soğuğu hissedemeyebilirsiniz. İdrarı tutamama, reflekslerde aşırılık, cinsel istekte değişiklik, solunum güçlüğü, vücutta ağrı, uyuşukluk da görülebilecek belirtilerdendir. Bir kaza sonrası bu belirtileri yaşıyorsanız bir doktora görünmenizde fayda var. Bazı ciddi omurilik hasarları pek açık bir şekilde kendini göstermez. Bir hekimin muayenesi her zaman daha gerekli ve önemlidir.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar
  1. https://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/spinal-cord-injury/symptoms-causes/syc-20377890
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmedhealth/PMHT0024392/
  3. https://www.spinalcord.com/blog/functions-of-the-spinal-cord-what-you-need-to-know

Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.