tarafından eklendi tarafından eklendi

Oruç Tutmak Bağışıklık Sistemini Güçlendiriyor

Oruç Tutmak Bağışıklık Sistemini Güçlendiriyor

“Herkes sihir yapabilir ve herkes amaçlarına ulaşabilir, tabii eğer düşünebilir, bekleyebilir ve oruç tutabilirse.”Herman Hesse, Siddhartha

Oruç tutmak başlangıcı yüzyıllar hatta binlerce yıl öncesine dayanan bir eylemdir. Oruç güneşin doğuşuyla birlikte yeme ve içmenin bırakılması ve güneşin batışına kadar hiçbir yiyecek ve içecek tüketilmemesidir. Orucun bu fizyolojik gereksinimlerinin dışında kişinin kendi içinde yüzleşeceği bazı koşullar da (yalan söylemek, hırsızlık yapmak vb.) mevcuttur.

USC Longevity Enstitüsü’nde yapılan araştırmalar belirli aralıklarla oruç tutmanın hem bağışıklık sistemini koruduğu hem de bağışıklık sistemime katılacak kök hücreler üzerinde yenileyici etkisi olduğunu gösterdi. Kitabımda da belirttiğim gibi orucun bunlar gibi fizyolojik yararlarının tespiti 20. Yüzyılın başlarında Amerika’da yapılmış olup, 1950’lerden itibaren Avrupa’da da oruç hastalar üzerinde tedavi amaçlı uygulanmaktadır.

Oruç Tutmak Kök Hücreleri Yenileyecek Sinyal Mekanizmasını Tetikliyor

Hem farelerde hem de kemoterapi alan 1. Aşama hastalarda yapılan deneyler uzun süreli yiyecek tüketmemenin beyaz kan hücrelerinin sayısında düşüşe sebep olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar farelerde yaptıkları deneylerde oruç tutmanın bağışıklık sistemine katılacak hematopoietik kök hücrelerinin kendilerini yenileyebilmesi için bazı hücre içi sinyal mekanizmalarını açtığını keşfettiler.

Çalışma sağlıklı bir şekilde yaşlanma açısından büyük bir önem taşıyor çünkü bağışıklık sistemindeki performans kaybı yaş ilerledikçe bireyleri hastalıklara karşı daha savunmasız bırakıyor. 6 ay boyunca bir kerede 2 ila 4 gün oruç tutmak yaşlanmış ve hasarlı bağışık sistemi hücrelerinin ölümünü başlatıyor ve bunların yerine yeni hücrelerin oluşmasını tetikliyor. Araştırma bir taraftan da kemoterapi gören kanser hastaları için yeni bir tedavi kapısı açıyor çünkü kemoterapinin en büyük yan etkilerinden biri vücudun kendi sağlıklı bağışıklık sistemi hücrelerini de öldürerek hastayı patojenlere karşı zayıf bırakmak.

İlk Olarak Hasarlı veya Yaşlı Hücreler Ortadan Kaldırılıyor

Oruç esnasında yiyecek tüketmediğinizden dolayı öğlene doğru vücut acıkmaya başlıyor. Acıktığınızda ve bir süre bir şey yemediğinizde vücudunuz enerji tasarrufu yapmaya çalışıyor ve ilk yapacağı da gereksiz olan çok sayıda bağışıklık sistemi hücresini tabiri caizse geri dönüşüme atmak. Özellikle hasarlı hücrelerin öldürülmesi ve bu yolla vücudun enerji elde etme çabasıyla beyaz kan hücrelerinin sayısında düşüşler görülüyor. Oruçtan sonra ise yemek yediğinizde ölen hücrelerin yerine kök hücrelerden yeni bağışıklık sistemi hücreleri üretiliyor.

Uzun süreli oruç tutmak vücudun glikoz, yağ gibi kaynaklarını kullanmasının yanında beyaz kan hücrelerinin de önemli bir kısmını tüketmesine neden oluyor. Sürecin moleküler mekanizması ise şu şekilde işliyor: Oruç tutan vücutta PKA (protein kinaz A) enziminin miktarı azalıyor. PKA basit yapılı canlılarda uzun ömürlülükle ilişkilendirilmiştir ve kök hücrelerde kendi kendini yenileme mekanizmasının da bir parçası olduğu da biliniyor. Ayrıca oruç tutmak IGF-1 adlı büyüme hormonunun kandaki seviyesini de azalttığı gözlemlenmiştir. Bu hormon ise bilim insanları tarafından yaşlanma, tümör gelişimi ve kanser riskiyle ilişkilendirilmiştir.

Oruç Tutmak Hasarlı Hücrelerin Yerine Sağlıklı Hücrelerin Üretilmesini Sağlıyor

Araştırma ekibinin lideri Valter Longo PKA’nın kök hücrelerin kendilerini yenileme mekanizmalarını kapatmak için anahtar enzim olduğunu söylüyor. PKA miktarının azalmasıyla hücreler çoğalmaya ve hatta tüm sistemi tekrar kurmaya bile başlayabilirler. Vücut oruç tutarak bağışıklık sisteminin hasarlı parçalarından kurtulup yerine sağlıklı kök hücrelerinden türemiş yeni hücrelerle sistemi tamamlayabiliyor. Zaman içinde ise oruç tutarak tümüyle bağışık sisteminizi yenileyebiliyorsunuz.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar

1) https://news.usc.edu/63669/fasting-triggers-stem-cell-regeneration-of-damaged-old-immune-system/

2) Fond, G., Macgregor, A., Leboyer, M., & Michalsen, A. (2013). Fasting in mood disorders: Neurobiology and effectiveness. A review of the literature. Psychiatry Research. doi:10.1016/j.psychres.2012.12.018


Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an klinik araştırma sektöründe çalışıyorum. Bilimsel araştırmaların yanında başlıca hobilerim satranç, bisiklet sürmek, pilates ve latin dansları oldu. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş ve özel hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.