Otoimmün Hastalıklar: Vücudun Kendisiyle Savaşması

Otoimmün Hastalıklar: Vücudun Kendisiyle Savaşması

Dışarıdan gelen düşmana karşı savaştığımız yetmiyormuş gibi bir de içerideki düşmanlarla uğraşıyoruz. Neden bahsettiğimi biliyorsunuz: Otoimmün hastalıklar. Kendi hücrelerimiz bize saldırdığında ortaya çıkan, tam bir çaresi olmayan rahatsızlıklar. Bağışıklık sistemi her zaman bizi dışarıdan gelebilecek istilacılara karşı savunur ve tetikte bekler. Enfeksiyonlar esnasında bağışıklık hücrelerimiz (makrofajlar, T hücreleri vb.) zararlı mikroplarla karşı karşıya gelirler. Patojenleri öldürmek için sürekli antikorlar üretilir. Bu antikorların sağlıklı hücrelere de saldırmasıyla otoimmün hastalıklar ortaya çıkıyor. Bağışıklık hücreleri bazen mikropları öldürürken onlardan özel proteinler alabilirler. Patojenlerden kendi vücut hücrelerimize geçen bu proteinler de otoimmün hastalıkların oluşumuna katkıda bulunuyor olabilir. Basel Üniversitesi’ndeki bilim insanları enfeksiyonlar ile otoimmünite arasındaki ilişkiyi araştırdılar.

Otoimmün Hastalıklar Nasıl Oluşuyor?

Bağışıklık sisteminin silahını neden kendi arkadaşlarına çevirdiğini tam olarak bilmiyoruz. Ancak bazı insanlarda bu durum daha fazla görülüyor. Örneğin, otoimmün hastalıkların kadınlarda görülme oranı (%6,4) erkeklerin (2,7) iki katından daha fazladır. Bu vakaların birçoğu 14 – 44 yaşları arasında görülüyor. Belirli etnik gruplar da dezavantajlı bir şekilde dünyaya geliyor. Örneğin, bir otoimmün hastalık olan lupus Afro-Amerikan ve İspanyolları Kafkasyalılardan çok daha fazla etkiliyor. Multipl skleroz gibi hastalıklar nesilden nesile aktarılabiliyor. Tabii anne veya babası MS hastası olan her kişi hasta olacak diye bir kaide yok. Ancak genetiğin önemli olduğunu belirtmeliyiz. Bir diğer etken de hijyen olabilir. Eski yüzyıllara kıyasla çok daha temiz yaşıyoruz. Ancak bu temiz yaşam bebeklikte yeterince patojen ile karşılaşmamamıza neden olabilir. Erken yaşlarda mikroplarla yeterince tanışmamış bir bağışıklık sistemi zararsız maddelere aşırı tepki veriyor olabilir.

İsviçre’de Basel Üniversitesi’ndeki bilim insanlarının Amerikan meslektaşlarıyla yaptıkları ortak araştırma ünlü bilim dergisi PNAS‘te yayınladı. Enfeksiyonlar ile otoimmün hastalıkların ortaya çıkışı arasında bir bağlantı olduğu yeni bulunmuş bir şey değil. Kendi hücrelerimizin bizi neden düşman gibi algıladıklarını henüz bilmiyoruz. Bazı otoimmün hastalıkların enfeksiyonlar tarafından tetiklendiği çok açık. Sadece aradaki bağlantıyı kuramıyoruz. Vücudumuza giren patojenler ne yapıyor da hücrelerimizi bize düşman yapıyor? Araştırmacıların son bulgularına göre bağışıklık sistemi hücreleri dışarıdan aldıkları protein yüzünden bir kafa karışıklığı yaşıyor olabilir. Örneğin B hücreleri vücuttan attığımız mikropları daha sonra tekrar hatırlamak için hafızasına kaydediyor. Bunu da o mikropların proteinlerini alarak yapıyor. Mikroplardan aldığı proteinler ile vücudun kendi proteinlerini birbirine karıştırırsa dost hücrelere saldırabilir. Bu durumda da otoimmün hastalıklar ortaya çıkabilir.

Protein Alımındaki Hatalar

Öncelikle bağışıklık hücreleri patojenlerden nasıl protein alıyor, bu incelendi. Hücreler mikropların yüzeylerinden belirli proteinleri koparıyorlar ve fagositozla onları kendi içlerine alıyorlar. Bazı durumlarda ise bu proteinlerin alımlarında hatalar olabiliyor. Profesör Tobias Derfuss’un ekibi bu hataları ortaya çıkaran devrim niteliğinde bir araştırma yaptı. B hücreleri olarak adlandırılan bağışıklık hücrelerinin nezle virüsünden sadece almak için özelleştiği proteini almıyordu. Alması gereken sadece tek bir protein türü vardı ama B hücreleri o proteinin etrafındaki komşu proteinleri de koparıyordu. Bu protein kokteylinin içinde merkezi sinir sistemindeki hücrelerin zarlarında bulunan bir otoantijen de vardı. Bağışıklık hücreleri düşmanın ceplerini aradığında kendi dostlarına ait eşyalar buluyor. Bunun sonucunda da bağışıklık hücreleri kendi dostlarını düşman gibi algılayıp otoimmün hastalıklar ortaya çıkıyor.

Zararlı Bağışıklık Hücreleri ve Otoimmün Hastalıklar

B hücreleri hem influenza virüs proteinleriyle hem de hücre zarı kaynaklı vücudun kendi proteinleriyle aynı ortamda bekletildi. B hücreleri virüslerle savaşacak bağışıklık hücrelerini (özellikle T hücrelerini) aktive etmekle kalmıyor. Aynı zamanda otoimmüniteye neden olacak başka bir şey daha yapıyorlar. Vücudun kendi  hücre zarı proteinlerine saldıracak T hücrelerini aktive ediyorlar. Sonuç olarak virüs kaynaklı bir enfeksiyon B hücrelerinin protein alımındaki bir hata yüzünden T hücrelerinin dostlarına saldırmasına neden oluyor.

Araştırmacılar genetiği değiştirilmiş fare hücrelerini kullanarak yoğun çalışmalar sonucunda bu mekanizmayı keşfetti. Şimdi bir sonraki adım, protein alımında benzer hataların insan B hücrelerinde de olup olmadığını incelemek. Ancak daha hala araştırılması gereken şeyler var. Örneğin, hangi durumlarda viral enfeksiyonlar otoimmün hastalıkların oluşmasına yol açıyor? Bu mekanizmaları keşfettiğimizde otoimmün hastalıklar da tedavi edilebilir.

Otoimmün Hastalıkların Belirtileri

Hepimiz zaman zaman rahatsızlanıyoruz ama bunların kaynağını tespit etmek kolay olmayabiliyor. Otoimmün hastalıkların ilk belirtileri  birbirine çok benzer. Halsizlik, kas ağrıları, kızarıklık, hafif ateş, dikkati toplamada zorluk çekmek, saçların dökülmesi ve deri döküntüleri ilk belirtilerdir. Çoğu kişi başlangıçta bunları önemsemez ve kısa süreli oluyor diye düşünür. Her hastalığın belirtisi farklıdır. Örneğin tip 1 diyabet aşırı susuzluğa, kilo kaybetmeye ve halsizliğe yol açarken multipl sklerozda durum daha farklıdır. Çölyak hastalığı gibi rahatsızlıklar ise sadece belirli bir maddeye yöneliktir. O maddeyi tüketmezseniz herhangi bir sağlık sorunu ile karşılaşmazsınız.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar

https://www.sciencedaily.com/releases/2017/01/170106092354.htm

https://medlineplus.gov/autoimmunediseases.html


Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Johnson & Johnson'a bağlı olarak Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde klinik araştırma koordinatörü olarak çalışıyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.