Ötzi – Buz Adam: 5300 Yıl Önce Yaşamış Bir İnsan

Geçmiş, geleceğe kazandırdığı bilgiler açısından bilim insanları için her zaman büyük önem teşkil etmiştir. Bu nedenle halen pek çok arkeolojik kazı devam etmekte ve insanoğlunun kökenlerine dair bilgi arayışı devam etmektedir. 1991 yılında, İtalya’nın kuzeyinde bulunan Ötztal Alpleri’nin tepesinde bulunmuş Ötzi – Buz Adam da, geçmişe dair büyük bir kaynak olma niteliğinde.

Ötzi – adını bulunduğu yerden alır- buzulların arasında bulunduğunda vücudu o kadar tazeydi ki bulan insanlar onun kayıp bir dağcı olduğunu sanmıştı. Neyse ki bilim insanlarının dâhil olmasının ardından, Ötzi’nin aslında 5300 yıllık bir ceset olduğu ortaya çıktı. O günden başlayarak günümüze kadar olan bir araştırma ağı başlamış oldu. Ötzi’nin iyi korunmuş bedeni sayesinde yaşadığı dönem ve kendisi hakkında pek çok şaşırtıcı bilgiye ulaşıldı, tıpkı yediği son yemek gibi…

Ötzi’nin vücudu ile ilgili bilgiler 5300 yıl önce insanların nasıl yaşadığı ile ilgili eşsiz bilgiler sunuyor. İnsanlar o zamanlar nelerle mücadele ediyordu. Teknolojik gelişmeler arttıkça bu bedenleri de daha iyi inceleyip yorum yapabileceğiz.

Ötzi - Buz Adam'ın Hikayesi 2
Ötzi, nam-ı diğer Buz Adam.

Ötzi’nin Dış Görünüşü

Ötzi yaşadığı döneme göre – M.Ö. 3239-3107 – oldukça ortalama bir vücut yapısına sahip bir insan. Yapılan genetik araştırmalar sonucu Ötzi’nin öldüğünde 45 yaşında olduğu, boyunun ortalama 160 cm ve kilosunun da 50 kg olduğu öğrenildi. Ayrıca göz renginin kahve ve saçlarının koyu renk dalgalı olduğu da elde edilen bilgiler arasında yerini aldı. Bedeni o kadar iyi korunmuştu ki, ulaşılan bilgiler ve profilleme doğrultusunda dış görünüşü belirlendi.

Ötzi - Buz Adam'ın Hikayesi 3
Ötzi’nin elde edilen görüntüsü

Elbette ki genetik biliminin geldiği son nokta dikkate alındığında, elde edilen bilgiler bunlarla kalmadı. Ötzi’nin eklemleri ve arterlerinde bozulmalar tespit edildi. İyileşmiş bir burun kırığı ve kaburgalarında kırıklara rastlandı. Son yıllar da dişleri üzerinde yapılan incelemeler sonucu, dişlerinde yediği şeylerden kaynaklanabilecek bozulmalar ve çürükler gözlemlendi. Midesinden ve bağırsaklarından alınan örneklerden ise ölmeden 8 saat önce yediği yemeklere dair bilgilere ulaşıldı.

Ötzi’nin bağırsak ve midesinde keçi eti, tahıllı yemekler ve otlar bulundu. Buz Adamın midesinde parazitlerden kaynaklanan bir hastalık olduğu ve bu hastalığı tedavi amaçlı olarak çeşitli ot karışımları tükettiği tespit edildi.

Bir diğer şaşırtıcı bulgunun ise vücudunda 61 tane çizgi şeklinde dövmeler olduğunun tespit edilmesiydi. Araştırmalar sonucu bu bölgelerin akupunktur noktaları olduğu belirlenmiş ve tedavi amaçlı olmuş olabileceği üzerinde durulmuştur. Bu da gösteriyor ki 5300 yıl öncesinde de alternatif tıp hakkında önemli bilgiler mevcuttu.

Ötzi Nasıl Öldü ya da Öldürüldü?

Yapılan incelemelerde Ötzi’nin omzuna gömülü bir ok ucu bulunmuştu. İç kanamadan ölmüş olabileceği büyük bir ihtimal. Ayrıca Ötzi’nin orada bulunduğu mevsimde büyük bir fırtınanın olmuş olduğu ve yerlilerinin oraya gidilmemesi gerektiğinin biliniyor olabileceğini düşünen bilim insanları, Ötzi’nin oraya yabancı olduğu fikrini ortaya atmıştır.

Son yapılan araştırmalarda Ötzi’nin Y kromozomu üzerinde bulunan bir mutasyon tespit edimiştir. Bu mutasyon kullanılarak Ötzi’nin yaşayan erkek akrabalarının olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmalar sonucunda ise bulunduğu yerin etrafında aynı genetik mutasyona sahip, 19 genetik akrabası tespit edilmiştir.

Ötzi şu an da İtalya da bulunan South Tyrol Museum of Archaeology in Bozen-Bolzano da sergilenmektedir.

Ayrıca Ötzi’ni hayatının anlatıldığı Alman yapımı bir film de mevcut. Orijinal adı: Der Mann Aus Dem Eis ya da Iceman.

Hazırlayan: Burçin Aktaş

Kaynaklar
  1. https://www.ibtimes.co.uk/otzi-iceman-everything-you-need-know-about-5000-year-old-action-film-star-1652319
  2. https://www.nationalgeographic.co.uk/history-and-civilisation/2017/11/5-surprising-facts-about-otzi-iceman
Ötzi – Buz Adam: 5300 Yıl Önce Yaşamış Bir İnsan
5 (100%) 2 vote[s]

Burçin Aktaş

1998 yılında İstanbul’da doğan Burçin Aktaş, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra evinden uzakta bir Anadolu lisesine gitmeyi tercih etti. Burada geçirdiği 2 yılın ardından okulunu değiştirerek yine evine döndü. Şu an da İstanbul Arel Üniversitesinde Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ikinci sınıf öğrencisidir. Ayrıca henüz yayımlanmış olan, asistanlığını yaptığı sinirbilim ile psikolojinin birleşiminden doğan öğrenme teknikleri üzerine yazılmış bir makalesi bulunmaktadır. Ayrıca şu sıralar kodlamaya merak salmış, kendince Python öğrenmeye çalışmaktadır. Yazmaya da oldukça düşkün olan Burçin, ortaokul zamanlarında yarışmalara katılmış ve hikâye dalında ödül almıştır. Sinirbilim ve psikoloji sever ve kendini bu yolda adamaya kararlı bir bilim insanı adayıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.