Panik Bozukluk

Panik bozukluk

Panik bozukluk sürekli tekrarlanan, beklenmedik panik ataklar ile karakterize edilen bir rahatsızlıktır. Birey, tekrar panik atak yaşamak konusunda o kadar çok kaygılanır ki bu kaygı normal psikolojik işleyişe etki eder.

Amerika’da yetişkinlerin %4’ü panik bozukluk yaşıyor. Kadınların bu rahatsızlığı yaşama ihtimali erkeklere göre 2-3 kat daha yüksek. Panik bozukluk yaşayan insanların alkol ve diğer maddeleri kullanma ihtimali daha yüksektir. Ayrıca bu kişilerin intihar oranları da daha yüksek oluyor, sosyal işleyişleri azalıyor ve evlilik içi mutlulukları daha düşük oluyor. Panik bozukluktan muzdarip insanların aşağı yukarı üçte biri depresyon yaşar.

Panik Bozukluk Belirtileri

Panik atak; aşağıdaki belirtilerin en az dördünün görüldüğü, şiddetli korku veya rahatsızlık dönemleridir: Çarpıntı, terleme, titreme, nefes alamama, boğulma hissi, göğüs ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi ve kontrolü kaybetme veya ölme korkusu.

Panik bozuklukları genellikle ilaçla -benzodiazepin, antidepresan (serotonin geri alımını engelleyen Prozac benzeri ilaçlar)- ve/veya psikoterapi ile tedavi edilir. Başarılı bir tedavi, 3-8 aylık bir ilaç tedavisi ve psikoterapi gerektirebilir. Ancak, bazı hastalarda ilaç tedavisi bittikten sonra panik atak/bozukluk nüksedebiliyor. Araştırmacılar bir yıl süren psikoterapi ve ilaç tedavisinin ardından hastaların  %30-50’sinin belirtilerden arındığını tespit etti.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş


Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.