Parasetamol Hastalara Yarardan Çok Zarar Getirebilir

Parasetamol Hastalara Yarardan Çok Zarar Getirebilir

Zaman zaman hepimizin başı ağrıyor, hele bir de akşamdan kalmaysak bu ağrı çekilmez olabilir. Baş ağrısı için herkesin bir süper kahramanı vardır. Etken maddesi asetaminofen olan parasetamol uzun yıllardır etkili bir ağrı kesici olarak nam salmış kahramanlardan biridir. Baş ağrısı için alırsınız iyi gelir, sırt ağrısı için alırsınız iyi gelir deniliyordu. Sahadaki libero gibi her yere koşar. Doktorlar da bu özelliği olan parasetamolü çok severler. 2013 yılında 22,5 milyon kutu parasetamol reçete edildi. Bir de reçetesiz eczanelerden satın alınanlar var. Toplam satışı yapılan parasetamol sayısı bir yılda 200 milyon kutuyu buluyor. İngiltere’de ağrı kesici pazarının 3’te 2’sini kaplayan bu ilacın çok tutulmasının bir sebebi var: Ucuz, güvenli ve etkili olduğu düşünülüyor. Bu üç etkeni biraz irdelemekte fayda var.

En son 16 Kasım 2018’de yayınlanan fiyat bilgilerine göre parasetamolün satış fiyatı 4,82 liradır. Ucuz olduğu konusunda kimsenin şüphesi yoktur. Güvenli ve etkili olduğu konusunda ise bazı şüpheler var. İlacın ölümcül bir yan etkiye ve ciddi metabolik hastalıklara yol açmadığı biliniyor. Bu konu şimdiye kadar çok iyi araştırıldı. Yaygın kanıya göre tavsiye edilen dozlarda alınırsa oldukça güvenli hastalar tarafından gönül rahatlığıyla kullanılabilir. Bilim insanları uzun vadede ne gibi yan etkilerin ortaya çıkabileceğini de merak ediyor. Bunun yanında ne kadar etkili olduğu da bağımsız araştırma grupları tarafından masaya yatırılmalı.

Parasetamol Nasıl Ortaya Çıktı?

Parasetamol ilk olarak 1960’lı yıllarda piyasaya çıktı. O yıllarda aspirin ve diğer steroid olmayan anti inflamatuvar (NSAI) ilaçların mide kanaması, ülser gibi ciddi yan etkilere yol açabileceği korkusu parasetamolün parlamasına yol açtı. Parasetamolün de uzun süreli kullanımının iç kanamaya yol açma riski konuşulsa da kanıtlar yeterli bulunmadı.

İngiltere’de Nottingham Üniversitesi’nde çalışan romatolog Michael Doherty 2011 yılında güzel bir araştırma yürüttü. Doherty yaşları 40’ın üstünde olan ve kronik diz ağrısı çeken hastalarına parasetamol, ibuprofen veya iki ilacı beraber verdi. 892 hastanın katıldığı çalışma 13 hafta sürdü ve çalışmanın sonunda ilginç bir sonuç çıktı. Ibuprofen NSAI bir ilaçtır, yukarıda belirttiğimiz gibi uzun süreli kullanımı iç kanamaya yol açabilir. Gerçekten ibuprofen kullanan hastaların 5’te biri iç kanama ile bir ünite kan kaybetti. Şaşırtıcı olan ise parasetamol alan hastaların 5’te 1’inde de aynı şey oldu. Yan etki açısından ibuprofen ve parasetamol arasında bir farklılık yoktu. Parasetamol kullananlarda hemoglobin azalması %20,3 iken ibıprofen kullananlarda %19,6 çıktı.

Araştırmanın ayrıntılı sonuçlarına şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz: https://ard.bmj.com/content/70/9/1534

“Parasetamol aslında çok tehlikeli bir ilaç olabilir. Böbrek ve karaciğer sorunlarına ve NSAI ilaçlar gibi iç kanamaya yol açabilir.”

– Dr. John Dickson –

Doz Aşımında Neler Olabilir?

Amerika’da bulunan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) dünyada ilaçlara onay veren ve piyasaya çıkmasında en yetkili kurumdur. FDA ile ilgili komplo teorileriniz varsa onları bir kenara bırakın. Öncelikle belirteyim bu kurum insan sağlığını düşünür. İlaçların yan etkilerini gizleme, ilaç endüstrisini yüceltme gibi görevleri yoktur. Hatta bir ilacın onayı için ilaç şirketlerine yapmadık zulmü bırakmaz. FDA kendi sitesinde parasetamol alımının çok nadir de olsa Stevens-Johnson sendromu gibi ölümcül deri rahatsızlıklarına yol açabileceğini belirtiyor. Çok nadir görüldüğü için parasetamol alırken acaba ölür müyüm diye düşünmenize gerek yok. Ancak FDA halk sağlığı konusunda hiçbir noktayı örtülü bırakmaz.

Vücudunuza aldığınız besin, ilaç ve diğer birçok madde sonsuza kadar kalmaz. Yanlış biliyorsam düzeltin, sadece bazı ağır metaller vücutta sürekli kalıyor. Onların dışında her şey karaciğerde parçalanıyor ve atılıyor. Örneğin kahve içtiğinizde karaciğer hemen onu parçalamaya başlıyor ve 4-6 saat içinde vücuttan atıyor. Bir hastanın bir günde alabileceği en yüksek doz parasetamol 4 gramdı. Bunun üzerine çıkarsanız hemoglobin de sorunlar baş gösterir. FDA daha sonra kazara gelişen doz aşımlarını engellemek için bunu 325 mg’a indirdi. İnsan kazara nasıl doz aşımı yapar demeyin. Bazen baş ağrısı için parasetamol içiyoruz daha sonra bunu unutup aynı gün içinde sırt ağrısı için bir daha içebiliyoruz. Hastalar genelde prospektüsü okumadıkları için doz aşımları sık yaşanabiliyor.

Parasetamol Ne Kadar Faydalı Bir İlaç?

2013 yılında İngilitere’de Ulusal Sağlık Enstitüsü doktorlardan osteoartrit için parasetamol yazmamalarını salık verdi. Bunun sebebi ise ilacın ağrı kesici olarak çok az etki göstermesi ve yüksek dozlarda kalp, böbrek ve sindirim sistemi sorunlarına yol açmasıydı. Bu bir emir olmaktan ziyade bir tavsiyeydi. Her ülkenin sağlık bakanlığı doktorlarına bu türden tavsiyeler verir. Doktorlar hastanın durumuna uygun olarak gerekli ilaçları yazmakta yetki sahibidir. İlerleyen zamanlarda yetkililer bir U dönüşü yaptılar. Son değerlendirmelere göre parasetamolün yine osteoartrit hastalarına verilebileceği söylendi. Bu U dönüşü çok dikkat çekti.

İlaçların neredeyse hepsinin yan etkisi vardır. Hatta ilaçları bırakın meyvelerin bile birçok yan etkisi vardır. Ben üç tane kivi yediğimde dudaklarım soyulmaya başlıyor. Eğer fazla muz yerseniz hiperkalemi ortaya çıkar, yani kandaki potasyum düzeyiniz artar. Yan etkilerden korunmak için ilaçlara savaş açmanın bir manası yok. Burada önemli olan yarar ve risk dengesinin ne olduğudur. Kullanacağınız ilacın yararları, risklerden fazlaysa kullanmalısınız. Cochrane Collaboration tarafından yazılan bir derleme makalede parasetamol ile plasebonun karşılaştırıldığı 7 çalışma mercek altına alınmış. Bu çalışmalardan ikisinde parasetamolün ağrıya hassasiyeti gidermede hiç etkili olmadığı, diğerlerinde katılımcıların %5’inde etkili olduğu görülmüş. İlacı kullananların sadece %5’inde etkili olması ilacın klinik olarak ne kadar yararlı olduğunu sorgulamaya yol açıyor.

Parasetamol Hangi Ağrılarda Etkili?

Türk milleti olarak orta yolu bulmada biraz sorun yaşıyoruz. Bir şeyi ya yerin dibine sokuyoruz ya da göklere çıkarıyoruz. Parasetamol ile ilgili derleme bir makalede migren ve tansiyona bağlı baş ağrıları çeken kişilerde ilacın etkili olduğu görüldü. Ancak kronik sırt ağrısı, kanser, ameliyat sonrası ağrılar ve osteoartrit ağrılarında parasetamolün çok az etkili bulundu. Birçok ağrı türünde yapılan plasebo kontrollü çalışmalarda parasetamolün klinik olarak anlamlı bir yararının olmadığı kanıtlandı. Yararlı olduğu kısımları da atlamamalıyız. Bir ilaçtan yarar görürken de doz aşımı yapmamaya dikkat etmeliyiz. Düzenli olarak günde 4 ve daha fazla parasetamol alan hastaların karaciğerlerinde sorunlar ortaya çıkmaya başlıyor.

Parasetamol kullanan insanlarda şimdiye kadar bazı beklenmeyen yan etkiler de ortaya çıktı. Örneğin NCBI’da ağrı kesiciden empati katiline (from painkiller to empathy killer) başlıklı bir makale var. Çalışmada parasetamolün etken maddesi asetaminofen kullanan kişilerde önemli bir empati kaybının olduğu bildiriliyor. Ücretsiz bir makale kaynaklarda bulup okuyabilirsiniz. Bir başka çalışmada ise hamilelikte parasetamol almanın erkek fetüste testosteronun normalden daha az salgılanmasına yol açtığı bulundu.

İnsanlar şeker gibi hap yutuyorlar. Sorunun kaynağını anlamadan hemen ağrı kesicilere koşuyorlar. Migreni olan bir insanın ağrı kesici kullanmasını eleştirmiyorum tabii. Bir baş ağrınız varsa öncelikle en son ne zaman su içtiğinizi kendinize sorun. Baş ağrısının temel kaynağı dolaşım sorunları ve iyon dengesizliğidir. Bir kahve içip biraz yürüyüş yapabilirsiniz. Bir yeriniz ağrıdığında bu çok kısa süreli olabilir. Kendinize biraz zaman tanıyın ve ilaç kullanmadan önce biraz bekleyin. Sağlık bakanlığı ve doktorlarımız sürekli AKILCI İLAÇ KULLANIMINI destekliyor. Bilinçsiz bir şekilde kullanılan ilaçlar hem bünyeye zarar veriyor hem de birçoğu plasebo etkisinden öteye gitmiyor.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar

https://www.theguardian.com/lifeandstyle/2015/may/25/does-paracetamol-do-you-more-harm-than-good

https://www.webmd.com/drugs/2/drug-57595/paracetamol-oral/details

https://www.fda.gov/Drugs/DrugSafety/ucm363041.htm

https://www.fda.gov/Drugs/DrugSafety/ucm239821.htm

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5015806/

https://www.medicalnewstoday.com/articles/318073.php


Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.