Pisagor ve Tarikatı Neler Yaptı?

Pisagor ve Tarikatı'nın Dini ve Bilimsel Faaliyetleri

Antik Yunan’ın en etkili düşünür ve bilim insanlarından biri olan Pisagor, İyonya Okulu üyelerinden biridir ve gelecek kuşakları etkileme konusunda özel bir yeri vardır. MÖ 560 civarında, Milet’in yaklaşık 50 km. kuzeybatısındaki Sisam Adası’nda doğan Pisagor , bilim adamının ilk örneğini teşkil ettiği gibi, aynı zamanda dini bir liderdi. Milattan önce 6. yüzyıl boyunca Yunanistan’ın her yanında görülen dini canlanma hareketine katılmış ve zamanla yeni bir tür kutsallık anlayışına sahip olan bir kardeşlik tarikatının lideri olmuştur. Pisagor Tarikatı, üyelerinin keşiş gibi davranmalarını, bazı eylemlerden sakınmalarını, belirli bazı gıdalardan uzak durmalarını istiyordu. Üyelerin et yemedikleri, alkol kullanmadıkları ve yün gibi hayvan ürünlerini giymekten kaçındıkları düşünülüyor. Erkek kadın farketmeksizin herkes tarikata üye olabiliyordu. Tüm bireyler farklı bir kıyafet giymekte, yalın ayak dolaşmakta ve yokluk içinde basit bir yaşam sürmekteydi.

Pisagor Hem Dini Hem de Bilimsel Düşüncelere Sahipti

Pisagorculara göre ruh, vücudu geçici veya sürekli olarak terk edebilmekte ve diğer bir insana geçebilmekteydi. Böyle bir görüşün Doğu kaynaklı olması mümkünse de, Pisagorcu hareket, şarap tanrısı Diyonizos’a bağlı mezhebin aşırılığına karşı bir tepki gibi görünmektedir. Pisagor’un içinde bulunduğu Akademi, önceleri demokrasinin yükselişine karşı çıkanlar tarafından iyi karşılanmıştı. Ancak daha sonra, doktrinleri kabul edilemez bulunduğundan, Pisagor şehri terk etmek zorunda kalmıştır.

Pisagor ve öğrencilerinin sayılarla çok ilgilendikleri ve ileri bir sayılar teorisi geliştirdiklerinde şüphe yoktur. Bu teori üç tür gözleme dayanmaktadır. İlk olarak, müzik gamındaki notalar ile titreşen bir telin veya hava sütununun uzunluğu arasında matematiksel bir ilişki bulunduğunun farkına vardı.  İkinci gözlem dik açılı üçgenlerle ilgiliydi. Kenar uzunluklarıyla ilgili olan 3, 4, 5 kuralını Pisagor Mısır’da öğrenmiş olmalıdır. Bazı araştırmalar ise bu bağıntıyı Babil’de öğrenmiş olabileceğini gösteriyor. Gerçekten Babilliler 3, 4, 5 gibi üçlü düzenlerde en büyük sayının karesinin diğer iki sayının karelerinin toplamına eşit olduğunu biliyordu. Üçüncü gözlemleri ise gök cisimlerinin yer çevresindeki yörüngelerini tamamlamaları için geçen zaman süreleri arasında belirli sayısal bağıntılar bulunduğuydu. Bütün bu incelemelerin sonucunda Pisagorcular “her şey sayılardan ibarettir” şeklinde akla uygun bir sonuç çıkardılar.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

Bilim Tarihi – Colin A. Ronan

Bilgi paylaştıkça çoğalır 🙂 Arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?
0

Çağlayan Taybaş

Bursa’nın bir ilçesi olan Karacabey’de 1992 yılında dünyaya geldi. İlköğretim ve lise öğrenimi Karacabey’de ve bir ara Bursa Erkek Lisesi’nde tamamlamış, üniversite eğitimi için İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde (İYTE) 100% İngilizce Moleküler Biyoloji ve Genetik eğitiminin kurbanı olmuştur. Akademik hayatı boyunca İYTE, Ege Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü’nde stajlar yapmış olup gelişimsel sinirbilim, nöroloji, biyoinformatik, hesaplamalı kimya, immünoloji, bitki genetiği, mikrobiyoloji alanlarında projeler yürütmüştür. Üniversite hayatı boyunca 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapmış ve son yılında “Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar” adlı kitabını yayınlamıştır. Biyoinformatik ve hesaplamalı kimya laboratuvarlarında MATLAB, C, JAVA, Python, HTML, CSS öğrenmiş, zaman içinde kendini photoshop ve dreamwaver gibi programlarda da eğitmiştir. İleri düzey İngilizce, orta düzey Almanca ve başlangıç düzeyinde Japonca bilmektedir. Yazar ney üflüyor, beyin sporu olarak satranç oynuyor, beden sporu olarak bisiklet sürüyor. 2 sene boyunca İzmir’de Yavuz Akalın’dan ney dersleri almıştır ve İYTE Satranç ve bisiklet kulübünde aktif olarak hizmet vermiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.