tarafından eklendi tarafından eklendi

Prader-Willi Sendromu Olan Hastalarda Hiperfaji Gelişimi

Prader-Willi Sendromu Nedir?

Neredeyse hemen hemen tüm bilim severlerin bildiği gibi biz ‘normal’ insanlarda 22 çifti otozom, bir çifti eşeysel kromozom olmak üzere toplamda 46 tane kromozom bulunur. Kısa olan kromozom kol p, kısa kol ise q-kol olarak adlandırılır. Peki genetik bilgimiz bizlere nasıl aktarılır? Evet, biricik anne ve babamızdan. Genomumuzda bulunan her bir genin biri anneden bir diğeri ise babadan gelmek üzere 2 kopyası biz ‘normal’ insanlarda mevcuttur. Peki bu kopyalardan bir tanesinin eksikliği durumunda ne gibi sorunsallar ortaya çıkar? Bazı genetik hastalıklar; Prader-Willi sendromu bunlardan biridir. 1956 yılında, ilk kez İsviçreli doktorlar Andrea Prader, Alexis Labhart ve Heinrich Willi tarafından tanımlanan bu sendromun sebebi 15. Kromozomda meydana gelen q11-q13 (PWS bölgesi)’te bölgesel delesyon ya da fonksiyonel olarak bir inaktiflik durumudur. Sendromun %70’i paternal kaynaklı olarak bilinmektedir. Her 1/15.000 oranında görülen bu nadir sendromun başlıca semptomları: fiziksel, zihinsel ve davranışsal bağlamda ciddi anormalilerdir. Bunlar şu şekilde özetlenebilir; zayıf kaslar, iştah bozukluğu, büyümede gecikme, kısa boy, zekâ geriliği, motor kortekste gecikmeler, kognitif becerilerde problemler, obsesif kompulsif davranışlar, uyku bozuklukları, cinsel gelişimde anormaliler (az gelişmiş genital organ yapısı), hiperfaji arzusu vb.  semptomun henüz bulunmuş bir tedavisi yoktur ama belirti görülen insanlarda yaşam kalitesini iyileştirebilmek adına erken tanı ciddi önem arz etmekte. Kesin tanı koymak için, erken dönemde kromozom analizi yapabilmek adına FISH ve DMT gibi genetik testler uygulanır.

Prader-Willi sendromu belirtilerinin hepsi yaşamsal fonksiyonların devam ettirilebilmesi için ciddi risktir fakat çocuklarda 2-3 yaş döneminde yeme davranışındaki bozukluk neticesinde gelişen hiperfaji arzusu (aşırı yemek yeme isteği) şiddetli bir obeziteyle sonuçlanır ve ne yazık ki bu durum zamanla ölümcül bir evreye taşınabilir.

Hiperfaji Nedir?

Hiperfaji ya da bir diğer ismiyle polifaji, vücutta çok hızlı bir şekilde yemek alımına yol açan güçlü bir açlık hissidir. Bu nedenle çoğunlukla obezite gibi yeme davranışıyla ilişkili bazı kalıtsal hastalıklarla birlikte tanımlanır. Hiperfaji durumu genellikle vücutta anormal glikoz seviyesi olarak tanımlanan hiperglisemi ve hipoglisemi sonucu olarak ortaya çıkar. Bu nedenledir ki sağlıklı insanlarda bile aşırı yemek yeme dürtüsüne bağlı olarak hiperfaji gelişebilir. Aşırı miktarda yemek yeme davranışını yeme patolojisinin ciddiyeti boyunca incelersek eğer şöyle bir sıralama ortaya çıkar; anormal seviyede yemek yeme, fizyolojik açlık, yemek yeme üzerindeki kontrol kaybı, tıka basa yeme ve son olarak da yemek yeme açlığının en şiddetli seviyesi olan hiperfaji. Peki hiperfaji yalnızca bilişsel bozukluk ile ilişkili sendromlarda (örneğin PWS) mı ortaya çıkar? Hayır. Literatürde hali hazırda birçok hiperfaji modeli geliştirilmiştir; glukokortikoid fazlalığı, hormonal dengesizlikler bunlardan yalnızca bir kaçıdır.

Peki bu açlık-tokluk dengesinin kurulamaması devamında hiperfaji gelişimi beynin hangi bölgesi ile ilişkilidir? Evet.. PWS sendromları beynin muhtemelen hipotalamus bölgesi ile ilişkili. Beynimizin bu özelleşmiş bölgesindeki bir bozukluk, tokluk dürtüsünde bozulmaya devamında ise oburluk ile sonuçlanıyor. Çünkü birçok bilim severin de bildiği gibi, Hipotalamus, beynin tabanında bulunan (Arcuad bölgenin hemen üzerinde) ve açlık ve tokluğun düzenlenmesi, vücut ısısı, ağrı, uyku-uyanıklık dengesi, sıvı dengesi, duygular ve doğurganlık dahil olmak üzere birçok vücut işlevinde hayati rol oynayan özelleşmiş küçük bir endokrin organdır. “Muhtemelen” hipotalamustan kaynaklanıyor dedik çünkü her ne kadar Hipotalamik disfonksiyonun PWS semptomlarına yol açtığına inanılsa da Prader-Willi sendromunda görüldüğü gibi bir genetik anormalliğin hipotalamik disfonksiyona nasıl neden olduğu bilim insanlarınca henüz netliğe kavuşturulmuş bir durum değil ne yazık ki.

Sendrom her ne kadar Türkiye’de çok çok nadir görülüyor olsa da nadir hastalıklar üzerine araştırmalar yürüten bazı bizim insanlarınca PWS de irdelenmekte, genetik bilinmezlikler gün yüzüne çıkarılmaktadır. Daha öncesinde de bahsedildiği gibi nörogelişimsel bir kriz olan Praider-Willi sendromunun sebebi babadan gelen 15. Kromozom kopyasındaki q11-q13 bölgesindeki bir mutasyondur ve Magel2 geni bu bölgede inaktive olan bir gendir. Peki bu gen hangi fonksiyonlarla ilişkili? Hiperfaji gelişimi ve sosyal yaşamda bazı davranışsal problemler. Araştırmalarıma daha yakından bakacak olursak; Magel2 geni yukarıda bir miktar bahsettiğim endokrin organ ‘Hipotalamusta’ yüksek derecede ifade edilir, bu bölgedeki nöropeptin (oksitosin) ise yemek yeme arzusunu, iştahı dizginleyerek tokluk hissinin oluşmasına, yeme davranışında kontrolün kurulmasını sağlar. Fakat Praider-Willi sendromuna sahip hastaların analizi, Hipothalamusta oksitosin sentezleyen nöron grupların seviyesinde ciddi miktarda azalmalar olduğunu gösteriyor. Oksitosinin tokluk hissinin oluşumundaki rolü göz önüne alındığında, oksitosin yokluğu durumunda gelişen aşırı yeme istediği PWS hastalarında olası hiperfaji gelişimini düşündürüyor. Bu nedenle bilim insanları, oburluk gibi yaşam kalitesini düşüren, ileride bir çok hastalığı beraberinde getirebilecek (Kalp-damar tıkanıklığı, karaciğer-safra hastalıkları, tip 2 diyabet gibi) bu yaşamsal nöropeptid eksikliği üzerinde çalışmalar yürütmekte, oksitosin nöronlarının içinde bulunduğu hipotalamik sinir ağlarının anatomisi ve fizyolojisi hakkında bir çok çalışma üzerine yoğunlaşmaktadır.

Hazırlayan: Habibe Gören

Kaynaklar

Prader-Willi Syndrome Association/USA. https://www.pwsausa.org/what-is-prader-willi-syndrome/

Lawson, E. The effects of oxytocin on eating behaviour and metabolism in humans. Nat Rev Endocrinol 13, 700–709 (2017). https://doi.org/10.1038/nrendo.2017.115

Cassidy, S., Schwartz, S., Miller, J. et al. Prader-Willi syndrome. Genet Med 14, 10–26 (2012). https://doi.org/10.1038/gim.0b013e31822bead0

Öncül, M. (2018). Prader-willi sendromuna dayalı morbid obezitenin nöronal kökenleri. (Doktora tezi). İstanbul Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, İstanbul


Habibe Gören

Merhaba! İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü mezunuyum. Bir süre İYTE Biyomühendislik Protein Laboratuvarı’nda bulunmakla birlikte, Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Deneysel Araştırmalar Merkezi (YÜDETAM) ve sonrasında Beyin Araştırmaları Merkezi'nde yürütülen çalışmaları çok yakından takip etme fırsatı yakaladım. Temel ilgi alanlarım arasında neuroscience, cognitive neuroscience, iskemi, fizyoloji ve yeme davranışı yer almakta. Bu yıl, Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Programı'nda çiçeği burnunda bir bilim insanı aday adayı olarak Master Programıma başlıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.