Psikoaktif Maddeler Depresyon Tedavisinde Umut Işığı Olabilir mi?

Depresyon tıpkı grip, romatizma gibi bir hastalıktır. Herkes zaman zaman depresyona girebilir, antidepresan kullanabilir. Bunda utanılacak, çekinilecek bir şey yoktur. Öksürdüğümüzde, ateşimiz çıktığında doktora gidiyorsak depresyona girdiğimizde de doktora gitmeli ve gerekirse ilaç kullanmalıyız. Depresyon tedavisinde odak noktası onlarca yıldır antidepresanlardı. Özellikle Prozac gibi yeni nesil antidepresanlar çok meşhurdur. Ancak yeni araştırmalara göre psikoaktif maddeler de tedavi seçenekleri arasında yer alabilir.

Amerika’da Virginia Commonwealth Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde çalışan araştırmacılar major depresyon hastalarda antidepresan ve psilosibinin etkilerini kıyasladı. Psilosibin sihirli mantar (magic mushroom) olarak bilinen bir mantar çeşidinde bulunan bir psikoaktif maddedir. Psilosibin alan kişilerde görülen en belirgin etki halüsinasyon görmeleridir.

Major Depresyon

Major depresyon gittikçe yaygınlaşan ciddi bir hal sağlığı sorunudur. Tedavi sürecinde ise genellikle terapi, ilaç veya her ikisine başvurulur. Major depresyonun tedavisi zor ve uzun sürebilir. Birçok zaman ise başarısızlıkla sonuçlanır ve işin içinden çıkılmaz bir hal alabilir. 2012’de yapılan bir araştırmada Türkiye’de her 10 kişiden birinin depresyona yakalandığını gösteriyor. Aslında bu sadece kayda geçen vakalar. Ülkemizde psikiyatriste gitmek hala pek çok insan tarafından tabu olduğundan gerçek sayının bundan daha fazla olduğunu kabul edebiliriz. Psikiyatriste giden birinin en büyük endişesi toplumda “akıl sağlığı yerinde değil” damgası yemektir.

Depresyona giren bir hasta ilaç tedavisine başlasa bile ilaçların beyin kimyasını etkilemesi ve düzene sokması haftalar, bazen aylar alır. Bu süre ilaçtan ilaca ve hastanın durumuna göre değişmekle beraber kabaca 6 hafta sürer. Antidepresanlar kullanılmaya başlandığında rahatsız edici yan etkiler yaşatırlar ve terapötik etkileri haftalarca gözlenmez. Hasta bu durumda ilacın yan etkilerinden rahatsız olup işe yaramadığını düşünebilir ve ilacı bırakabilir. Bu durum araştırmacıları farklı tedavi seçeneklerine yöneltiyor.

Hızlı Etki Eden Psikoaktif Maddeler

Sihirli mantarın içinde bilinç halini etkileyen psilosibin adlı bir madde bulunur. Yapılan bilimsel çalışmalar bu maddenin hızlı etki eden antidepresan etkilere sahip olduğunu gösterdi. Dahası, hem antidepresan etkiye sahipti hem de bu etkiler geleneksel antidepresanlardan daha uzun süre kalıyordu. Bu durum araştırmacıların aklında şu soruyu yankılandırdı: Psilosibin veya buna benzer psikoaktif maddeler depresyon tedavisinde kullanılabilir mi? Son 50 yıldır ihmal edilen moleküller şimdi tekrar masaya yatırıldı.

Bir araştırmada depresyonu olan son evre kanser hastalarında psilosibinin etkileri gözlendi. Hastalara sadece tek bir doz psilosibin verildi ve neler olacağı araştırıldı. Hastaların %80’inin ruh hali bir doz psilosibinden sonra bile iyileşme gösterdi. Bu psilosibini hemen mucize tedaviler listesine koymuyor tabii. Henüz kesin bir şey söylemek için çok erken. Umut verici klinik özelliklerine rağmen LSD, psilosibin gibi psikoaktif maddeler 1970’de sıkı denetimlere tabi tutuldu. Bu moleküllerin suistimal edilmesi çok kolaydır ve bu yüzden doktorlar arasında tıbbi olarak pek kullanılmazlar. Hastanelerde ve eczanelerde yer bulabilmeleri için bu moleküllerin işe yaradığına dair çok güçlü bilimsel desteğe ihtiyaçları var.

Psikoaktif Maddeler Beyni Nasıl Etkiliyor?

Virginia Üniversitesi’nde çalışan Javier González-Maeso ve Mario de la Fuente Revenga psikoaktif maddelerin nasıl antidepresan etkiler gösterdiğini araştırmaya başladı. Örneğin sertralin gibi maddelerin serotoninin nöronlara geri taşınmasını engellediğini biliyoruz. Ancak halüsinasyonlara neden olan psilosibinin antidepresan etkilerini açıklayamıyorduk. Bilim insanları hem moleküler hem de beynin yapısal ölçeğinde araştırmalara başladılar.

Öne sürülen ilk mekanizma psilobinin beynin kendini şekillendirme yapısını değiştirmesidir. Her gün yeni bir şeyler öğreniyoruz, yeni tecrübeler ediniyoruz. Bunların bazıları güzel, bazıları ise travmatik oluyor. Dışarıdan aldığımız her uyaran, olumlu veya olumsuz bizde bir iz bırakıyor ve beyin kendini buna göre şekillendiriyor. Psilosibin de bu süreçte yeni sinapsların oluşumunu sağlayarak depresyonun üstesinden gelmeye yardımcı olabilir.

Psikoaktif Maddeler Sinaps Sayısını Artırıyor

Sinapslar nöronların birbirleri ile haberleşmek için kullandıkları en temel yapı birimidir. Örneğin bir apartman katında iki komşunun kapı önünde birbirleri ile iletişimde bulunabilir ve alışveriş yapabilir. Sinaps da işte tam olarak böyle bir yapıdır. Bir alıcı ve verici nöron bulunur. Molekül alışverişinin ve iletişimin gerçekleştiği bir alan vardır. Sağlıklı insanlara kıyasla depresyon hastalarında daha az sinaps bağlantısı bulunur. Özellikle algılama, hafıza gibi bilişsel işlevleri yürüten ve ruh halini düzenleyen alanlarda.

Psilosibin gibi psikoaktif maddeler beyindeki sinaps sayısını artırabilirler. Bu çok daha önceden bilinen bir şeydi aslında. LSD ve psilosibinin yaratıcılığı bu şekilde artırdığı düşünülüyor. Araştırmacılar farelere bir doz psilosibin verdiklerinde hayvanların hem depresif belirtileri azalmış hem de beyinlerinin frontal korteksinde yeni sinapslar oluşmuştu. Frontal korteksin temel görevi bilişsel işlevleri ve ruh halini düzenlemektir.

Psikoaktif moleküller günümüzde hala yasaklı maddeler arasında yer alıyor ve tıbbi alanda pek kullanım şansı bulamıyorlar. Eğer bu maddelerin beyni nasıl etkilediği ve antidepresan özellikler gösterdiği anlaşılırsa ilerleyen yıllarda klinik olarak daha fazla kullanılabilirler. Gonzales-Maeso ve de la Fuente şimdiden iki psikoaktif molekül için patent aldılar ve araştırmalara başladılar.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar

https://medicalxpress.com/news/2019-11-psychedelic-drugs-treatment-option-people.html

http://www.noropsikiyatriarsivi.com/sayilar/420/buyuk/344-351.pdf


Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Johnson & Johnson'a bağlı olarak Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde klinik araştırma koordinatörü olarak çalışıyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.