Sahte Anılar Oluşturarak Olmak İstediğimiz Kişiyi Yaratıyoruz

Sahte Anılar ve Bilgiler Oluşturarak Olmak İstediğimiz Kişiyi Yaratıyoruz

Hepimiz insanların bizi anlamasını ister, gerçekte olduğumuz kişiyi görmelerini isteriz. “Gerçek ben” kavramı birçoğumuzun ortaya çıkaramadığı, çevredeki insanların göremediği melek gibi insanı tarif eder. Bilim insanları ise gerçek ben diye bir şey olmadığını ispatlayarak hakikati hepimize haykırıyor. Biz olduğunu düşündüğümüz kişi değiliz. İnsanların bizi gördüğü kişiyiz. Kendi kendimizi kandırmayı bırakıp dışarıdan nasıl göründüğümüze bakmalı ve kendimizi o şekilde değerlendirmeliyiz. Beynimiz düşündüğü kalıba ve kişiliğe girmek için kendi kendine sahte anılar ve bilgiler üretiyor. Çok cimriyken çok cömert olduğunu sanıyor. Çok gevezeyken aslında çok sessiz sakin bir insan olduğu izlenimine kapılıyor. Bunu da 40 yılda bir yaptığı iyiliği veya sadece sessiz kaldığı zamanları ön plana çıkararak ve hatırlayarak yapıyor.

İnsan beyninin sahte hatıralar ürettiği daha önceden de biliniyordu. Özellikle görgü tanıklarının olay sonrası ve olayın üstünden belirli bir süre geçtikten sonraki ifadeleri farklı olabiliyor. Belleğimizdeki bilgiler zaman içinde yeniden şekilleniyor. Ancak yeni bir araştırma bu anıların kişiliğimizi de şekillendirdiğini gösteriyor. Şiddetli amnezi hastaları kaydettiği bilgileri geri çağıramadığı için bir süre sonra kişiliklerini de kaybediyorlar.

Kendimizi Nasıl Tanımlıyorsunuz?

Kendinizi tanımlayan bir kompozisyon yazın. Kişiliğinizi mümkün olduğunca ayrıntılı betimleyin. Kendinizi tasvir ettikten sonra etrafınızdaki insanlardan sizin özelliklerinizi yazmalarını isteyin. Ne dersiniz, sonuçlar tamamen aynı olacak mı? Kendimizi tanımlama biçimimiz sıklıkla gerçekte olduğumuz kişiyi yansıtmaz. Olmak istediğimiz kişiyi kafamızda yaratırız. Beğendiğimiz, sevdiğimiz anılarımızı ön plana çıkarır hep aklımızda tutar, onları hatırlarız. Hoşnut olmadığımız anılarımızı baskılar, bilinç seviyesine çıkarmayız. Bu yüzden herkes kendince haklıdır. Kimse kendi yanlışını görmez.

İnsanların kişiliklerini tanımlarken psikolojik bir izleme sistemini kullanıyoruz. Yalan söylediğini tespit ettiğimiz insanları güvenilmez, boş konuşanları sıkıcı olarak nitelendiriyoruz. Bizi zor durumda bırakanlara karşı öfke duyuyoruz. Söz konusu başkaları olduğunda psikolojik izleme sistemi tarafsız çalışıyor çünkü somut verilere dayanıyor. İbrenin ucu kendimize döndüğünde ise sistem sadece hatıralarımızı kullanıyor. Onların da aralarından beğendiklerini seçiyor.

Canlı ve Ayrıntılı Hatıraların Seçilme İhtimali Daha Yüksek

Canlı ve ayrıntılı anıların seçilme ihtimali duygusal olarak zayıf anılara göre daha yüksektir. İlk filtreden geçen hatıralar ile kişiliğimizin geçmişinin ne kadar uyum sağladığı kontrol ediliyor. Anıların ilk filtreden geçmesi için temel koşul duygusal yoğunluğa sahip, kolay hatırlanabilir ve ayrıntılı olmasıdır. Aşama aşama kafamızda yarattığımız kişiliğe uygun anıları seçiyoruz. Bu kısmı biraz daha açalım.

Seçtiğimiz hatıra ile sahip olduğunu düşündüğümüz kişilik özellikleri birbirleriyle uyuşmalıdır. Örneğin çok kibar bir insansınız ama hayatınızın bir evresinde geçirdiğiniz bir travma yüzünden agresif birine dönüştünüz. Artık daha kolay sinirleniyorsunuz ve eskisi kadar kibar davranmıyorsunuz. Sadece davranışlarınız değil, onları tanımlama şekliniz de değişti. Şimdi kendinizi tanımlamanız istense önceden bahsetmediğiniz agresif davrandığınız zamanlardan örnekler verebilirsiniz.

Sahte Anılar

Kendinizi anlatma biçiminiz değişti ama bundan fazlası var. Seçtiğiniz ve kendinizi tanımlarken kullandığınız anıların doğruluğunu da sorgulamanız gerekiyor. Yaşadığımız tecrübeleri ne kadar doğru aktardığımızı düşünürsek düşünelim, birçoğu olduğundan farklı çıkıyor. Sık sık hiç yaşanmamış olayları uyduruyoruz.

Burada hafızanın nasıl çalıştığından da bahsetmek gerekiyor. Her ne kadar bu konuda pek çok teori olsa da hafızanın bir video kamera gibi çalışmadığını biliyoruz. Her yeni bilgi eskileriyle harmanlanıyor. Kendimizi nasıl gördüğümüz, bilgilerimiz, hedeflerimiz ve ihtiyaçlarımız her gün yeniden şekilleniyor. Hafıza beyinde bir yerde depolanmıyor. Tüm beyne dağılmış bir ağdan oluşuyor. Kendimiz ile ilgili bilgiler ise otobiyografik hafızada depolanıyor.

Bellek Nasıl Çalışır?

Hafızanın çalışmasında en önemli alanlardan biri frontal loblardır. Beynin ön bölümünde yer alan frontal loblar bir olayın anlamlı olması için tüm bilgileri birleştirir. Hiçbir destek olmadan havada uçtuğunuzu veya su üstünde yürüdüğünüzü düşünün. Bu hayaliniz akılda kalmaz çünkü anlamlı olmaktan uzaktır. Anlamlı olmayan düşünceler, hedefler bu yüzden silinir gider.

Hatıralar çok kolayca şekillenebilir, değişebilir. Geçmiş yıllarda bir kişi, psikoterapistini “kendisini bir tarikata bağlı oldurduğuna inandırdığı” için mahkemeye vermişti. Çok sayıda araştırma belleğimizin ne kadar kolay değiştiğini göstermiştir. Tamamen sahte olmasına rağmen farkında olmadan çok ayrıntılı ve duygusal olarak yoğun anılar üretebiliriz. Belki siz de etrafınızda böyle insanlara rastlamışsınızdır. Benim böyle arkadaşlarım vardı.

Herkes Sahte Anılar Üretiyor Olabilir

Sahte anılar üretme işi öyle pek nadir değildir. Birçok ülkeden farklı ırkları kapsayan geniş çaplı araştırmalar herkesin gerçekte olmayan şeyleri hatırlayabildiğini gösteriyor. Herkes de onları çok gerçekmiş gibi hatırlıyor. Böyle bir şeyin aslında hiç olmadığını, yaşanmadığını söylediğinizde inanamıyor.

İsveç’te Linkoping Üniversitesi’nde çalışan araştırmacılar gönüllülere içeriği değiştirilmiş videolar izleterek onların yapmadıkları şeyleri yapmış gibi gösterdiler. Daha sonra kendilerine videodaki hatıralarıyla ilgili ne düşündükleri soruldu. Çok sayıda katılımcı videodaki yapmadığı eylemleri gerçek zannetti ve doğruladı. Birkaç defa videoyu izleyen katılımcılara bunların aslında hiç yaşanmadığı ve videonun gerçek olmadığı söylendiğinde duruma inanamadılar.

Sahte anıların en yaygın kaynağı eskiden çekilmiş fotoğraflardır. Bir kişinin bir eylem yapmak üzere olduğu andaki bir fotoğrafını gören kişilerin sahte anılar üretme potansiyeli epey yüksektir. Bu bilimsel deneylerle kanıtlanmış bir olgudur. Örneğin bir futbol topuna vurmak üzereyken çekilmiş bir fotoğraf o kişinin futbol oynadığı anısını doğurabilir. Beynimiz bir kareden hareketle o eylemin zaman içinde gerçekleştiğini varsayar.

İleri Okuma: Hafıza Sapması

Neden Sahte Anılar Üretiyoruz?

Beynimizin hatıraları değiştirme, yamultma işi hep kötü bir olaymış gibi gösteriliyor ama bunun olumlu yönlerini de göstermeliyiz. Yüzlerce yıldır çok sayıda insan tanıkların yanlış ifadeleri yüzünden haksız suçlamalara ve cezalara maruz kalmıştır. Bu gerçeği kimse değiştiremez ama insan beyni depresyon gibi zihinsel rahatsızlıklardan kaçınmak için sahte anıları kullanıyor olabilir. Beynimizi etkileyen çok olumsuz travmaları değiştirerek onların hasar verici etkisinden belki kaçınmaya çalışıyor olabiliriz.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynaklar
  1. https://neurosciencenews.com/real-you-myth-9894/
  2. https://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/741938206
5.0
01

Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Johnson & Johnson'a bağlı olarak Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde klinik araştırma koordinatörü olarak çalışıyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.