Sedimantasyon ve Sedimantasyon Oranı Nedir?

Sedimantasyon ve Sedimantasyon Oranı Nedir?

Eklem yerlerinizde veya karnınızda geçmek bilmeyen bir ağrı hissediyorsunuz ve sonunda dayanamayıp doktora gittiniz. Doktor fizik muayenenizi yaptıktan sonra bir kan değerlerinize bakalım diyor ve sizi laboratuvara kan vermeye gönderiyor. Yarım saat sonra kan değerleriniz çıkıp doktora geri dönüyorsunuz. Doktorun laboratuvar sonuçlarında bakacağı değerlerden biri de sedimantasyondur. Sedimantasyon oranı vücudunuzdaki inflamasyonu tespit etmeye yarayan bir kan testidir. İnflamasyon vücudun yabancı, tehlikeli olabilecek durumlara ve maddelere karşı verdiği tepkidir. Örneğin kanser hücrelerinin yayılması veya eklem iltihabı inflamasyon ile ilişkilidir.

Sedimantasyon bir maddenin içinde bulunduğu çözeltide dibe çökme işlemidir. Sedimantasyon oranı kanın içindeki kırmızı kan hücreleri olarak da adlandırılan eritrositlerin ne kadar çabuk dibe çöktüğünü gösterir. Vücutta inflamasyon olduğunu ortaya çıkan proteinler kırmızı kan hücrelerinin daha çabuk dibe çökmesine neden olur. Bu testin diğer bir ismi eritrosit sedimantasyon oranıdır.

Sedimantasyon Oranı Neden Önemlidir?

Yukarıda hangi durumlarda bu testin isteneceğinden kısaca bahsetmiştik ama inflamasyon çok geniş bir konudur. İnflamasyonun yarattığı etkiler de bir o kadar fazladır. Elinize diken batsa inflamasyon oluşur. Depresyonun, Alzheimer hastalığının bile inflamasyon ile ciddi ilişkisi vardır. Baş ağrıları, eklem ağrıları, iştah kaybı, kendiliğinden kilo kaybı gibi belirtiler görüldüğünde doktorunuz sedimantasyon oranına bakmak isteyebilir. Enfeksiyon, kanser, lupus, romatizma gibi rahatsızlıkların belirlenmesinde de bu test kullanılabilir. Doktorlar bazen hastalığın tedavi sürecini takip etmek için de bu testi isteyebilirler. İnflamasyon ile ilişkili bir hastalığın tedavisi inflamasyonu azaltarak olur. Vücutta inflamasyonun azalıp azalmadığını kontrol etmek için sedimantasyon oranı faydalı olabilir.

Sedimantasyon Oranı Nasıl Tespit Edilir?

Bu test çok karmaşık prosedür gerektirmez. Basit bir kan testidir. Kan vermeden önce son bir haftada aldığınız ilaçlar ve takviye besinler konusunda doktorunuzu bilgilendirmelisiniz. Bazı kimyasal maddeler sonucu etkileyebilir. Bu durum sadece kan testi için değil, tedavi süreci için de geçerlidir. Örneğin kemoterapiden önceki son bir haftada aspirin içmek kemoterapiyi ertelemeye neden olabiliyor. Hamilelik ve regl olma durumunuz varsa bu konuda da doktorunuzu bilgilendirmelisiniz.

Hemşire veya ilgili sağlık görevlisi önce hijyenik bir ortamda kan örneğini alır. Bu işlem genelde koldan yapılır ama ben koldan kan gelmeyip göğsünden kan veren hasta bile gördüm. Önce kolun üst kısmı sıkıca sarılır ve damarların kan ile dolması sağlanır. Hemşire iğneyi sokacağı bölgeyi aseptik ile temizler, böylece mikrop kapmasını önler. Sonrasında kanı ufak bir tüpün içine koyar. Kan alma işi sadece birkaç dakika sürer. En son hastanın kan alınan yere sıkıca bastırması tembih edilir.

Sonuçlar Ne Anlama Geliyor?

Laboratuvara gönderdiğiniz kandaki sedimantasyon oranı 1 – 2 saat içinde belli olur. Eğer vücudunuzda yukarıda saydığımız rahatsızlıklara bağlı olarak inflamasyon varsa anormal proteinler kırmızı kan hücrelerinin birbirine yapışmasına neden olur. Tek başına çok küçük ve hafif olan eritrositler bu yanlış katlanmış proteinler yüzünden birleşir ve daha ağır yapılar haline gelirler. Bu mikro pıhtılar tek bir eritrosite kıyasla çok daha ağır oldukları için daha hızlı dibe çökerler. Kırmızı kan hücrelerinin dibe çökme hızı vücudunuzda ne kadar inflamasyon olduğuna işaret eder.

Çöktürme işlemine santrifüj denir. Genelde kan tüpleri dakikada 3000 – 4000 defa döndürülerek ağır maddelerin aşağıya çökmesi, hafif olanların üstte kalması sağlanır. Santrifüj işleminde kan plazması üstte kalır, diğer maddeler dibe çöker. Tüpün dibindeki eritrositler ile kan plazması arasındaki uzaklık 1 saatlik testin sonunda milimetre (mm) cinsinden hesaplanır.

Normal değerler şu şekildedir:

50 yaş altı erkeklerde 0 – 15 mm/saat

50 yaş üstü erkeklerde 0 – 20 mm/saat

50 yaş üstü kadınlarda 0 – 20 mm/saat

50 yaş üstü kadınlarda 0 – 30 mm/saat

Örneğin 45 yaşında bir kadınsınız ve sedimantasyon testi sonucunuz 35 mm/saat çıkıyor. Bu değer vücudunuzda normalden yüksek bir inflamasyon olduğunu gösterir. İlerleyen aşamalarda hastalığınız belirleniyor ve tedavi sürecine başlanıyor. Tedavinin ikinci ayında bir daha test yaptırıyorsunuz ve bu sefer 25 mm/saat çıkıyor. Vücudunuz tedaviye yanıt veriyor ancak sağlık durumunuz hala istenilen seviyede değil.

Bazı tıbbi durumlar kırmızı kan hücrelerinin çökme hızını ve test sonuçlarınızı etkileyebilir. Bunlar anemi (kansızlık), yaşlılık, böbrek sorunları, tiroid hastalıkları, hamilelik veya regl, obezite, kanser, çeşitli ilaçlar (örneğin doğum kontrol hapları) ve enfeksiyonlardır.

Başka Testler Gerekebilir

İnflamasyon ve ilişkili olduğu rahatsızlıkların tespitinde sedimantasyon oranı yeterli olmayabilir. Bu test inflamasyonun nerede olduğunu göstermez, sadece vücutta var olduğunu tespit etmeye yarar. Doktorunuz bu test ile birlikte hemogram değerleri, görüntüleme testleri de isteyebilir. Vücuttaki rahatsızlık hakkında ne kadar fazla bilgi sahibi olunursa tanı ve tedavi de o derece başarılı olur.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

https://www.webmd.com/a-to-z-guides/your-sedimentation-rate


Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.