Sosyal Anksiyete ile Başa Çıkma Yöntemleri

Sosyal Anksiyete ile Başa Çıkma Yöntemleri 1

İçe dönük insanların kafaya taktıkları en büyük sorunlardan biri toplum içine karışamamak, kendini gösterememektir. Eğer siz de toplum içine çok karışmayan ve bunu bir sorun olarak görüyorsanız, bunun çok doğal olduğunu bilmelisiniz. İçe dönüklük bir kişilik özelliğidir. Bazı insanlar yalnızlıktan hoşlanır, düşünceleriyle uzun süre baş başa kalmayı sever. Ancak burada sorun yaratabilecek başka bir şey vardır: Sosyal anksiyete. Sosyal anksiyete toplum içinde başka insanlarla etkileşime geçme korkusudur. İçe dönük insanlarda bu bir tercih iken ve insanlarla etkileşime geçmek sorun yaratmazken, sosyal anksiyeteli insanlar başkalarıyla yakınlaşmaktan korkarlar.

Sosyal anksiyetenizin olduğunu düşünerek bu yazıyı okumaya başladıysanız size bunun üstesinden gelebileceğinizi söylemek isteriz. Adım adım etrafınıza açılarak yapmaktan korktuğunuz şeylerle yüzleşmelisiniz. Psikolog Ellen Hendriksen içine kapanıp etrafından korkan insanlarda durumun ilerleyeceğini, bunun üstesinden gelmenin tek yolunun öncelikle hayatınızı yaşamanız olduğunu belirtiyor. Şimdi sosyal anksiyetenin ne olduğununda ve neler yapılabileceğinden biraz daha ayrıntılı bir şekilde bahsedelim.

Sosyal Anksiyete Ortaya Çıkma Korkusudur

Sosyal anksiyetenin temelinde hatalarımızın ortaya çıkması ve bizi küçük düşürme korkusu yatar. Başka insanlarla etkileşime geçtiğimizde bir hata yaparsak içten içe statümüzün düşeceğinden korkarız. Toplum önünde konuşma yapmanın heyecan verici olmasının altında da aynı mekanizma yatar. Başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğüne ne kadar kafa yorarsak hissettiğimiz anksiyetenin derecesi de o kadar artacaktır.

İnsanların yaşadığı korku bazen çok daha derinleşebilir. Etraflarındaki kişilerin bir sorun olduğunu anlama düşüncesi bile insanları daha fazla endişeye sevk edebiliyor. Sıkıcı olduklarını, çevresindeki insanların neşesini kaçırdıklarını düşünebiliyorlar. Sosyal anksiyeteli bireyler kimsenin kendileriyle vakit geçirmek istemediği gibi bir zanna da kapılabiliyor. Bu konuda yapılabilecek en iyi şey ise ölümcül hata olarak gördüğümüz şeylerin sandığımız kadar kötü olmadığını anlamakla başlıyor. Sesinizin biraz çatallaşması tüm geceyi mahvetmeyecektir.

Sosyal Anksiyete Hep En Kötü Olanı Akla Getirir

Arkadaşlarınız sizi bir akşam dışarıda buluşmaya davet etti ve siz de gitmek istiyorsunuz. O akşamın nasıl geçeceğini düşünürsünüz? Çok güzel sohbetin olduğu keyifli bir yemek mi yoksa sizin saçma sapan şeyler söyleyip, herkesin size ucube gibi baktığı rezil bir akşam mı? Sosyal anksiyete her zaman olabilecek en kötü senaryoyu akla getirir. Ancak bu bir kuruntudan başka bir şey değildir.

Buluşmanızda en kötüsünün yaşanmayacağını nereden bilebilirsiniz? Tabii ki bilemezsiniz ama şöyle düşünün. En kötü ne olabilir? Yanınızdakinin üzerine kahve dökebilirsiniz, gereksiz bir tartışmaya girebilirsiniz. Gerçek dünyada en kötü senaryolar çoğunlukla gerçekleşmez. Olabilecek en kötü şeyi gözünüzün önüne getirerek onun gerçekleşme olasılığının ne kadar az olduğunu düşünün.

Diyelim ki arkadaşınızın üzerine kahve döktünüz. Bu birçoğumuzun başına gelebilir. Aynı şeyi garson da yapabilirdi. Başınıza kötü bir şey gelirse onunla başa çıkabileceğinizi unutmayın. Nihayetinde ucunda ölüm olmadıkça çoğu şeyin çaresi vardır. Herkes hata yapar ve kazalar olağan şeylerdir. Bu yüzden suçluluk veya utanç hissetmenize gerek yok.

Aklınıza hep kötü şeylerin gelmesini engellemek ve karşılaştığınız zorluklarla başa çıkmanın en iyi yolu pratik yapmaktır. Hayatınızı yaşadıkça açılacaksınız. Ne kadar içinize kapanırsanız, işler o kadar zorlaşacaktır.

Güvenli Bölgede Yaşamak Sorunları Çözmez

Öğle yemeğinde bir grup insanla berabersiniz ve ortada bir konu konuşuluyor. Sürekli telefonda bir şeyleri kurcalayıp kendi güvenli bölgenizde kalmak iyi bir izlenim bırakmaz. Yolda yürürken sürekli yere bakmak, insanlarla konuşmaktan kaçınıp telefonla oynamak belki geçici bir rahatlama sağlayabilir. Ancak bu tür davranışlar uzun vadede ilişkilerinizi daha fazla zedeleyecek ve sonunda sosyal anksiyetenizi artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Adım adım bu tür davranışlarınızı bir kenara koyarsanız, işler zamanla yoluna girecektir. İnsanlarla beraberken telefonunuzu cebinizden çıkarmayabilirsiniz. Konuşurken ve dinlerken kendinizi başkalarının gözlerinin içine bakmaya zorlayabilirsiniz.

Sosyal anksiyete sorunlarıyla başa çıkmak için her gün şu küçük deneyi yapabilirsiniz. Birileriyle en az iki konuşma gerçekleştirin. Bunların birinde dikkatinizi kendinize yöneltin ve kendi kendinizi izleyin. Havadan sudan konuşurken bile vücudunuza odaklanın. Ses tonunuzu gözlemleyin. Diğer konuşmada ise dikkatinizi çevrenizdekilere odaklayın. Sizinle konuşurken karşınızdakinin tavrı, sesi, davranışları nasıl? Bunun gibi alıştırmalarla çevrenizdeki kişilerle daha kolay iletişime geçebilir ve kendinize olan özgüveni artırabilirsiniz.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

https://www.psychologytoday.com/blog/the-introverts-corner/201802/four-strategies-help-conquer-social-anxiety

Bilgi paylaştıkça çoğalır 🙂 Arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?
0

Çağlayan Taybaş

Özgeçmişimle ilgili çok geri dönüş aldığım için burayı daha samimi havada yazıyorum. (İnsanlar burayı okuyormuş) Türkiye'nin tarım şehirlerinden Karacabey/Bursa'da dünyaya geldim. İlköğretim ve liseyi orada okudum. Bir ara Bursa Erkek Lisesi maceram da var. Üniversitede İzmir Yüksek Teknoloji, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü kazandım. Hayatımdaki en kritik viraj sanırım buydu. Şu an Roche'a bağlı olarak Koç Üniversitesi ve Cerrahpaşa hastanelerinde klinik araştırma koordinatörüyüm. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca İYTE, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü'nün seçkin laboratuvarlarında çok değerli hocalarla çalıştım. Katıldığım kongrelerde 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapıp ve lisansın son yılında "Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar" adlı kitabımı yayınladım. Sadece PCR, SDS-Page bilmenin pek faydası olmayacağını erken farkettiğimden kendimi farklı alanlarda geliştirdim. Programlama konusunda özel ders aldım, staj yaptım. Bilim yazarlığına giriştim. Photoshop, web tasarımı öğrendim. 2.5 sene ney eğitimi aldım. Okulda satranç kulübüne üye oldum. Piyon düz gider/çapraz yer ile başladık, çok yol katettik. Satranç hayata bakışımı değiştirdi. Almanca, Japonca öğrenmeye çalıştım. Almancayı hâlâ öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi çok işime yaradı. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Sosyal Anksiyete ile Başa Çıkma Yöntemleri” için bir yorum

  • 22 Mart 2018 tarihinde, saat 14:19
    Permalink

    Aslında sosyal anksiyetenin belirli, kesin bir çözümü yok. Bu sonradan edinilen bir durum. Yani belirli ilaçlar ile giderilemez. Diğer bir deyişle, kullanılan ilaçlar plasebo etkisi yaratır sadece.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.