Sosyal Medya Siteleri Sizi Kontrol Ediyor Olabilir

Sosyal Medya Siteleri Sizi Kontrol Ediyor Olabilir

Hiçbirimiz başkalarının etkisi altında yaşamak istemeyiz. Yüzlerce yıldır insanlar özgürlük için mücadele ettiler. Ancak 21. Yüzyılda irademizi tehlikeye atan, bizi belki en yakınlarımızdan bile daha iyi tanıyan birileri var. Sosyal medya siteleri hakkında konuşuyoruz. Neleri izlediğimizi, beğendiğimizi takip ediyorlar. Neleri beğenmediğimizi, es geçtiğimizi biliyorlar. Youtube zevkinize göre karşınıza videolar çıkarıyor. Facebook’ta gezinirken Google’da yaptığınız aramalara göre reklamlarla karşılaşıyorsunuz. Kendimizi tanıma ve farkındalık konusunda gelişim sağlayamazsak sosyal medya sitelerinin bizi kontrol etmesi hiç de zor değil.

Kendimizi Ne Kadar Tanıyoruz?

Hepimiz kendimizi çok iyi tanıdığımızı düşünürüz ancak kişinin kendisiyle ilgili düşünceleri çok yanlılık içerir. Örneğin zeka yanlılığı bunlardan bir tanesidir. Psikolojideki zeka yanlılığına göre herkes kendisinin ortalamadan daha zeki olduğunu düşünmeye eğilimlidir. Zeka düzeyimiz, cinsel eğilimimiz gibi konularda bizi belki bizden bile iyi tanıyan birisi var: Facebook! Evet, facebook beğendiğimiz ve baktığımız şeylere bakarak bizimle ilgili çok doğru çıkarımlar yapabiliyor. Makineler, dijital parmak izlerimizi takip edip bizi, ailemiz ve arkadaşlarımızdan bile iyi tanıyabiliyor. Muhtemelen yakın gelecekte çok daha fazla bilgi sahibi olacaklar.

Sanal alemde yaptığımız her şey takip ediliyorsa ne kadar özgür olduğumuzu sorgulamanın vakti gelmedi mi? Geçen gün Google yine kendi ürünü gmail üzerinden bana bir mail attı. Bu ay şu güzergahlar üzerinde şu kadar km yürümüşsünüz diyor. İnternet açık olmasa bile kullandığım gsm operatörü üzerinden beni izleyebiliyor. Aynı şekilde yaptığım aramalara göre dikkatimi çekecek reklamlar gösteriyor. Ücretsiz kullandığımız gmail, sosyal medya gibi platformlarda bıraktığımız ayak izleri bazı riskleri de beraberinde getiriyor. ABD başkanı Donald Trump’ın Facebook verileriyle seçmenler üzerinde politika geliştirmesi bunlardan sadece biri.

Sosyal Medya Siteleri Kararlarımızı Yönlendirebilir

Sosyal medya siteleri beynimizi nasıl kontrol edebilir buna bir bakalım. İnsanlarda karar verme süreçlerinde en etkili moleküllerden biri dopamindir. Dopamin basitçe bizim haz molekülümüzdür. Yemek yediğimizde, cinsel ilişkide, toplum içinde övüldüğümüzde dopamin salgılarız. Bayram ziyaretlerinde birilerinin bizi övmesi çok hoşumuza gider değil mi? Aynı şekilde sosyal mecralarda söylediklerimizin, paylaştıklarımızın beğenilmesi de bizde aynı etkiyi yaratıyor. Ne zaman biri bizi beğense beynimiz dopamin salgılıyor. Eğer bilinçli olmazsak kendimizi sürekli beğeni alacak şekilde programlamaya başlıyoruz. Daha çok beğeni almak için daha çok şey paylaşıyoruz ve bu, bir yerden sonra hayatımıza yön vermeye başlıyor.

Maslow’un ihtiyaçlar piramidinde en altta fizyolojik ihtiyaçlar yer alır. İnsanın en temel gereksinimleri yemek yemek, hayatta kalmaktır. İkinci basamakta güvenlik ihtiyacı yer alır. Üçüncü basamakta ise ait olma ve sevgi ihtiyacı vardır. Hepimiz sosyal statü elde etmek veya başka amaçlar için bir yere ait olma, sevilme ihtiyacı hissederiz. Sosyal medya siteleri de içimizdeki sevilme ihtiyacını tatmin ediyor ve toplum içinde yüksek statü sahibi olduğumuza inanmamızı sağlıyor.

İnsanın Sosyal Statü İhtiyacı

Toplum içindeki sosyal statümüz o kadar önemlidir ki, daha 15 aylıkken ortaya çıkar. Kendimizle ilgili düşüncelerimiz, başkaları tarafından ne kadar önemli olduğumuzu çok önemseriz. Sosyal medya siteleri de işte bizi tam bu noktada yakalar. İnsanın kendisiyle ilgili yaptığı paylaşımlar haz verir çünkü dominant olduğunu hisseder. Sürekli paylaşım yapan insanlar tecrübelerini, hissettiklerini paylaşmayanların bir şey yaşamadıklarını zannedebilirler. Anılarını paylaşma, popüler olma ihtiyacı arttıkça beynin ödül merkezi hep daha fazlasını ister ve davranışları buna göre uyarlar.

Sosyal Medya Siteleri Bağımlılık Yapar mı?

Son yıllarda kimse telefonunu elinden düşürmüyor hatta ondan ayrılamıyor! O her zaman görünür ve ulaşılabilir olmalı. Facebook’unuzu kontrol ettiğinizde bildirim gelip gelmediğini kontrol edersiniz. İşte bu tam da kumar makinelerinin kolunu çekmeye benzer. Nasıl ki kumar makinelerinde kolu çektiğinizde aynı nesnenin üçlü bir şekilde yan yana gelmesi sizi mutlu edecekse Facebook’ta kendinizle ilgili bildirim almak da mutlu edecek. Bu yüzden milyarlarca insan sosyal medyanın müptelası olmuş durumda.

Başka insanların hayatlarını incelemek ve kendimizle ilgili paylaşımlarda bulunmak keyif veriyor ancak bu durumu kısıtlamazsak hayatımıza yön verir hale gelebilir. Uzmanlar sosyal medyada geçirilen zamanın kısıtlanması gerektiğini ve bu ortamları kullanma amacının iyi belirlenmesi gerektiğini düşünüyorlar.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

http://neurosciencenews.com/social-networking-mind-8288/


Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Johnson & Johnson'a bağlı olarak Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde klinik araştırma koordinatörü olarak çalışıyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.