Sporda Hile Yapmanın Yeni Yolu: Genleri Değiştirmek

Sporda Hile Yapmanın Yeni Yolu: Genleri Değiştirmek

Pazar sabahı Sinirbilim okuyucularına güzel bir yazı yazmak için bilgisayarımın başına geçtim ve son zamanlarda yayınlanan yazılara bir baktım. Bilim camiası son hız yeni şeyler keşfetmeye devam ediyor ve sağlığımız için çabalıyor ama birileri de bunu kötüye kullanma peşinde. CRISPR teknolojisini belki duymuşsunuzdur. Hücrenin içindeki DNA’yı değiştirmeyi hedefliyor ve hayvan denemeleri başladı bile. Biz genler değiştirilerek hastalıklar önlenebilecek/tedavi edilebilecek diye sevinirken birileri sporda hile yapmak için genetiği kullanmayı düşünebilir. Turnuvalarda dopinglerin sıkça tespit edilmesiyle yeni bir arayış başlayabilir.

İleri Okuma: CRISPR hastalığı ile ilk defa bir kan hastalığı tedavi edildi

Lance Armstrong dünyanın en prestijli bisiklet turnuvası olan Tour De France’ı tam 7 defa kazandı! Bisikletçiler için efsane bir isimdi. Ancak yetkililer yıllar sonra Armstrong’un yasaklı performans geliştirici ilaçlar aldığını açıkladı ve ödüller geri alındı. Dünyanın en iyi bisikletçilerinden biri olarak gösterilen kişi başarısını dopinge borçluydu. Bu ilaçları tespit edebiliyoruz, peki tespit edemeyeceğimiz bir şey çıkarsa?

Sporda Hile Şekil Değiştiriyor

Vücudunuza aldığınız yiyecek ve içecekler sindirilip hücrelerde işlendikten sonra yan ürünler çıkarırlar. Uzmanlar sporcuların doping kullanıp kullanmadığını bu şekilde tespit ediyorlar. Bilim insanları “gen dopingi” adı verilen yöntemde genetiği değiştirerek sporcuların iz bırakmadan hile yapabileceklerini söylüyor. Dışarıdan bir ilaç almak yerine sporcular genlerinde oynamalar yaparak rakiplerinin önüne geçebilirler. Yiyeceklerin genlerinde oynamalar yaparak GDO üretebiliyoruz. Aynı şeyi gelecekte kendi vücutlarımızda da yapabiliriz. Günümüzde çok etkili bir şekilde yapılamıyor olsa da yakın gelecekte insan DNA’sını çok hızlı bir şekilde değiştirmek mümkün olacaktır.

İleri Okuma: Gen Terapisi Nasıl Çalışır?

10 kilometrelik bir koşu maratonuna çıkacak olsanız hangi genlerinizi değiştirirdiniz? Ben eritroprotein (EPO) veya hemoglobin kodlayan genlerimi 2-3 katına çıkarmak isterdim. Eritroprotein, dokulara oksijen taşınmasına yardım eden bir proteindir. Hemoglobin de oksijen taşımada en önemli görevlerden birine sahip moleküldür. Eritroprotein ve hemoglobinin yüksek miktarlarda üretilmesi atletlere büyük avantaj sağlayabilir. Kimse de hiçbir şeyden şüphelenmez.

Oksijen Taşıyan Moleküllerimizi Artırsak Ne Olur?

Yüksek miktarlarda hemoglobin ve eritroprotein kanda şüphe uyandırmıyorsa koşudan önce kana enjekte edelim diyebilirsiniz. Bu tam olarak doping oluyor. Dışarıdan kana verilen eritroproteinleri tespit etmek çok basit. Bu yüzden sporcular doping testlerinden kaçmak istiyor. Ancak vücudun kendi ürettiği fazla eritroproteini tespit etmek hiç kolay değil. Çok gelişmiş analizlerle mümkün ama kolay değil. Bu tür genetik hilelere karşı önlem almak için Dünya Anti-Doping Ajansı (WADA) tüm olimpiyat sporcularının genetik kodunu tam olarak istiyor. Ancak bu da sporcuların kişisel alanlarına girmek oluyor ve işler daha da karışıyor. Şimdilik sürecin nasıl ilerleyeceğini ve gen dopingini genetik kodu bilmeden nasıl önleyeceğimizi kimse bilmiyor. Ayrıca sporcuların doğuştan genetik modifikasyonla doğmadığını nereden bilebiliriz?

Gen dopingi çok sağlıklı bir yöntem değil aslında. Bu konuda yetkililerin sporcuları etik konularda ve genetik düzenlemenin taşıdığı sağlık riskleri konusunda bilgilendirmesi, eğitmesi gerekiyor. Gerçi performans geliştirici ilaçlar da sağlıklı değil ama çok fazla kullanılıyor. İnsanlar birbirlerinin önüne geçmek için akıl almaz yöntemler kullanıyorlar. Muhtemelen gelecekte de durum farklı olmayacak.

Homo Sapiens’in Üstünlük Arayışı

Neden sporda hile yapmak, birbirimize üstünlük sağlamak için bu kadar büyük çaba harcıyor, risk altına giriyoruz. Ünlü psikolog Alfred Adler insanlarda bitmek tükenmek bilmeyen bir  “üstünlük arayışı” olduğunu belirtiyor. Doğal seçilim ne diyordu? Daha iyi olan hayatta kalır ve kazanır. Eş bulmada, yiyecek bulmada, kısacası hayatta kalıp neslimizi devam ettirmede hep daha iyi olmaya, başkalarını geçmeye çabalıyoruz. Evrimsel süreçte on binlerce yıl boyunca kendi türümüz içinde ve başka türlerle savaştık. Üstünlük sağlama çabası genetik kodlarımıza o kadar derin bir şekilde kazındı ki, ne yaparsak yapalım engelleyemiyoruz.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

https://bit.ly/2HNLneK


Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Johnson & Johnson'a bağlı olarak Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde klinik araştırma koordinatörü olarak çalışıyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.