Stres Altındaki Beyin

Stres Altındaki Beyin

Dijital dünyadan mıdır yoksa günlük koşuşturmalarımızın artmasından mıdır bilinmez, stres günlük hayatımızda gittikçe daha fazla yer kaplamaya başladı. Tabi artan stres yüküne karşı beynimiz de kendince tepkiler veriyor ve bu durumun üstesinden çıkmak için elinden geleni yapıyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar beyin hücreleri arasındaki bağlantılar beynin strese ve depresyona olan hassasiyetini belirleyebilir.

Dünyadaki bütün insanlar strese farklı şekillerde tepki verirler. Bazılarımız kendini işine adar, daha fazla çalışır. Bazılarımız çareyi içmekte veya yemekte bulur. Stres ve stresi oluşturan etkenler ortadan kaybolduğunda bu belirtiler de gider ve çoğumuz tekrar rutin hayatımıza döneriz. Çoğumuzun beyni aslında strese karşı gerekli önlemleri alır ve bu dönemi kalıcı bir zarar almadan atlatır. Ancak bazı insanlar için stres büyük bir depresif dönemin sadece ilk adımıdır.

Güçlü Bağlantılar = Az Depresyon

Stresli bir dönemin sonrasında normale dönen insanlarla, depresyona giren insanlar arasındaki fark çok belirgin değil. New York’ta Mount Sinai Tıp Fakültesi’nde bir sinirbilim uzmanı olan John Morrison’a göre sorulması gereken en önemli soru stresi takip eden süreçte depresyona giren canlılarla normale dönen insanların arasındaki farkın ne olduğudur. New York’ta (meşhur) Cold Spring Harbor Laboratuvarı’nda çalışan Minghui Wang ve ekibi farelerle yaptıkları araştırmalarında medyal prefrontal korteksteki nöral bağlantıları güçlü olan farelerin stres sonrası depresyona girmeye diğer farelerden daha çok eğilimli olduğunu göstermiştir. Strese dirençli farelerde bu bölgedeki nöral bağlantıların dayanıklılığı daha zayıftır. Bu mekanizma beynin strese nasıl yanıt verdiği konusunda bilim insanlarına yardımcı olabilir.

Stres Düşünme Merkezi Prefrontal Korteksi Etkiliyor

Stresle alakalı olduğu düşünülen bölgelerden biri de prefrontal korteks çünkü beynin bu bölgesi idari işlevlerdeki büyük rolüyle biliniyor. Düşünce, hafıza, tahmin ve karar verme gibi pek çok bilişsel olayda görev alan prefrontal korteksin Broadmann area 25 adlı kısmı major depresif bozuklukla yakından ilişkilidir. Bilim insanları bu bölgeyi elektrikle uyardıklarında hastalarda depresyonun ortaya çıktığını gözlemlemişlerdir. Ancak hala bu bölgenin depresyonda tam olarak ne yaptığını ve işlev bozukluğunun nasıl ortaya çıkabileceğini anlayamamışlardır.

Ekip araştırmalarını öğrenilmiş çaresizlik adlı bir teknik uygulayarak yürüttü. Öncelikle fareler tabanı metal bir ızgaradan oluşan küçük bir kafese kondu. Kafesin içinde farelere bir saat süresince metal ızgaradan düzensiz aralıklarda acı verici ama fiziksel olarak zarar vermeyen elektrik akımları verildi. İki günlük eğitimden sonra fareler elektrik şokundan kaçmak için bir saat yakaladılar. Bir ışık yakıldığında fareler başka bir kafese yöneliyorlardı. Eğer yeterince hızlı davranabilirlerse bir daha elektrik şoku hissetmeyeceklerdi.

Stres Öğrenilmiş Çaresizliği Tetikliyor

Eğitimden sonra farelerin 80%’i ışığı gördüklerinde kafesten kaçmayı öğrendiler. Fareler esnek canlılardır ve hala strese karşı davranışlarını değiştirebilirler. Ancak farelerin 20%’i çoğunluğun aksine farklı bir tepki verdi. Öğrenilmiş çaresizlik adını verdiğimiz bu olayda fareler kaçmak yerine oldukları yerde kaldılar ve cezaya razı oldular. Bu fareler strese karşı oldukça hassastır ve bir depresyon modeli olarak kabul edilebilir. Bu farelerin diğer özellikleri ise kilo kaybı ve zevk alamama gibi genel depresyon belirtileri göstermeleridir.

Araştırmacılar bu esnek ve hassas farelerin insanlarda Broadmann area 25’e denk gelen medyal prefrontal kortekslerine baktılar. Asıl aradıkları bir beyin hücresi etkinleştikten sonra protein üretmeye başlayan c-Fos geniydi. Gen araştırmasından sonra sinapslar ve etkinleşen bütün nöronlar arasındaki bağlantılar incelendi.

Araştırma ekibi etkinleşen beyin hücrelerinin strese duyarlı ve dirençli farelerde farklı bağlantı modelleri oluşturduğunu buldular. Strese duyarlı fareler öğrenilmiş çaresizliğin akabinde stresle etkinleşen hücrelerinde daha fazla bağlantıya sahipti. Strese dirençli farelerde ise aynı beyin hücrelerinde ters bir durum söz konusuydu, bu hücrelerdeki bağlantı sayısı az ve bağlantılar zayıftı.

Stres Sinapsları Zayıflatıyor

Ancak dirençli farelerdeki zayıf bağlantıların varlığı öğrenilmiş çaresizliğin bu bağlantıların doğrudan değişmesine sebep olduğunu söyleyemeyiz. Bu yüzden araştırmacılar dirençli farelere yapay olarak faaliyeti arttırılmış prefrontal korteks hücreleri naklettiler ve sonuç dirençli fareler strese karşı daha duyarlı oldu.

Araştırma sonuçları sinaps gücündeki değişimlerin farelerin strese karşı verdikleri cevabı etkilediklerini gösteriyor. Ayrıca elde edilen bulgular Broadmann Area 25’teki hücrelerin depresyon hastalarında da çok etkin olduğunu gösteriyor.

Farklı Davranış Modelleri de İncelenecek

Yapılan bu çalışma tek bir stres etkenini ve bir beyin bölgesini kapsıyor. Öğrenilmiş çaresizlik depresyon benzeri bir davranışı ortaya çıkarabilecek tek model değil ve kısa süreli bir etkiye sahip. Bo Li beynin uzun süreli strese nasıl cevap verdiği sorusuna yanıt aramak için diğer davranış modellerini de incelemek istiyor. Söz konusu stres olduğunda Morrison yaş ve cinsiyetinde çok önemli olduğunun altını çiziyor.

Prefrontal korteksin depresif davranışlarda görev alan önemli bir bölge olduğu bilinmesine rağmen ilgili tek bölge değil. Atlanta’da Emory Üniversitesi’nde çalışan nörolog Helen Mayberg şeytan ayrıntıda gizlidir diyor sözlerine şöyle devam ediyor: “Stres beyinde tek bir bölgenin ürünü olamaz. Bir laboratuar şu veya bu yolağı araştırabilir ama kimse depresyonu beynin tek bir yerinde aramamalıdır.” İlerleyen araştırmalarla beynin çeşitli yerlerinde daha depresyon ve stresle ilgili moleküler mekanizmalar keşfedildikçe beynin strese karşı tepkisi daha iyi anlaşılacaktır.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynakhttps://www.sciencenews.org/blog/scicurious/stress-and-susceptible-brain

Yazıyı beğendiyseniz 5 yıldız verebilir misiniz?

Çağlayan Taybaş

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Moleküler Biyoloji ve Genetik mezunuyum. Şu an Johnson & Johnson'a bağlı olarak Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde klinik araştırma koordinatörü olarak çalışıyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ekonomi (açık öğretim) okuyorum. Lisans hayatım boyunca laboratuvarın yanında bilim yazarlığı, programlama, ney ve satranç ile uğraştım. Mezun olduktan sonra askere gitmeden önce sinirbilim.org'u kurdum. Şu an iş hayatım çok yoğun olduğu için eskisi gibi yazamıyorum. Yine iyi idare ettiğimizi düşünüyorum. Bana herhangi bir soru sormak isteyen varsa c.taybas@gmail.com'a mail atabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.