Sürekli Mısır Yiyen Hamsterlar Yavrularını Yemeye Başladı

Sürekli Mısır Yiyen Hamsterlar Sonunda Yavrularını Yemeye Başladı

Başlık tamamen doğru arkadaşlar. Sürekli mısır ile beslenip, sonunda vücutlarındaki besinlerin dengesi bozulan hamsterlar sonunda arkadaşlarına saldırmaya ve onları yemeye başlıyor. Her hamster türünde bu olay gerçekleşmeyebilir. Araştırmada kullanılan Avrupa hamsterları. Fransa’da nesli tükenme tehlikesi altında ve tüm Avrupa’da sayıları gittikçe azalıyor.

Fransa’da Strasbourg Üniversitesi’nde biyolog olarak görev yapan Mathilde Tissier bir gün yeni doğan hamsterın ilk anlarını izliyordu. Annesi yavrusunu doğurduktan sonra etrafta koştururken birden yavrusunu alıyor ve mısır tanelerinin arasına koyuyor. Tissier annenin bunu neden yaptığını merak ederken, anne hamster birden yavrusunu yemeye başlıyor!

Tissier: “Gerçekten berbat bir andı. Bir şeyleri bir yerde yanlış yaptığımı düşündüm.”

Bu olaydan sonra Tissier ve arkadaşları mısır ve buğday ağırlıklı beslenme düzeninin Avrupa hamsterları üzerinde ne gibi etkilere yol açtığını merak etti. Kemirgenlerin popülasyonu Fransa’da gittikçe düşüyordu ve bu canlılar ekosistem için çok gerekliydi. Sayılarının düşmesinde belki beslenme düzenlerinin büyük etkisi vardı.

İleri Okuma: Beslenmenin Beyin Sağlığımız Üzerindeki Etkileri

Ekip beslenme düzeninin davranış üzerindeki etkilerini araştırmak için hamsterları sürekli içine bit veya solucan eklenmiş buğday veya mısırla besliyordu. Bu yiyecekler hayvanların normal beslenme düzenini yansıttığı için seçildi. Tarlalarda kemirgenler çoğunlukla bunlarla beslenir ama daha pek çok şey yiyebilirler.

Araştırmacılar devamlı bu yiyeceklerle beslendikleri takdirde hamsterlarda bazı beslenme bozukluklarının çıkacağını düşündüler. Ancak ortaya çıkan sonuç basit bir vitamin eksikliğinden çok çok daha farklıydı. Evde beslediğimiz o küçük sevimli kemirgenler beklenmedik şeyler yapmaya başladılar. Dişiler başarılı bir şekilde üremeye devam ettiler ama mısırla beslenenler yuvalarının dışında doğum yapmaya başladılar. Anormal davranışlar bundan sonra da devam etti. Doğurdukları yavruları daha ilk günlerinde yemeye başladılar. Sadece bir dişi yavrusunu yemedi, sadece onunla ilgilenmeyi kesti ama o yavrunun da akıbeti iyi olmadı. En azından bir yavru kurtuldu diyecekken, iki erkek kardeşi yeni doğmuş dişi yavruyu yedi.

Niyasin Eksikliği Anormal Davranışlara Yol Açıyor

Araştırmacılar tam bir yıl boyunca bu hayvanlara ne olduğunu araştırdılar. Hamsterlar ve diğer birçok kemirgen genç üyelerini yerler ama bu durum bir bebek öldüğünde veya anne hamster yuvasını temizlemek istediğinde olur. Araştırmacılar hamsterların yiyeceklerine takviye gıda koyduklarında ise yavrular sağlıklı bir şekilde büyütüldü.

Takviye gıda konduğunda hamsterların davranışları normale döndüğüne göre besinlerde bir eksiklik olmalıydı. Buğdayda bir şey yoktu ama mısır çok sayıda küçük besinden mahrumdu, özellikle de niyasinden. Sürekli mısır ile beslenip niyasin eksikliği yaşayan insanlarda da pellagra adlı bir rahatsızlık baş gösteriyordu. Bu hastalık 1700’lerin Avrupa’sında mısır temel gıda maddesi haline gelince ortaya çıkmıştı. Pellagra yaşayan insanlar korkutucu kızarıklıklar, ishal ve demans geçiriyordu. Hastalığın nedenleri 20. yüzyılın ortalarında bulunana kadar milyonlarca insan acı çekmiş ve binlercesi ölmüştü.

İleri Okuma: Demans Nedir?

Hamsterlar ve İnsanlar Benzer Semptomlar Gösteriyor

Pellagra yaşayan insanlardaki bu durum şimdi hamsterlarda görülüyordu. Sürekli mısır ile beslenen fareler de pellagraya benzer belirtiler gösteriyorlardı. Tissier doğal ortamlarında da hamsterların bu rahatsızlığı yaşayabileceklerini ifade etti ve Fransız yetkilileri bu duruma karşı uyardı. Avrupa hamsterlarının sayısının azalması bu yüzden oluyor olabilirdi. Şimdi ekip tarımsal arazilerde hamsterlar için ne yapabileceklerini araştırıyorlar ve ekosistemi korumak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Hazırlayan: Çağlayan Taybaş

Kaynak

http://www.sciencealert.com/a-diet-of-corn-is-transforming-french-hamsters-into-raging-cannibals

Bilgi paylaştıkça çoğalır 🙂 Arkadaşlarınla paylaşmak ister misin?
0

Çağlayan Taybaş

Bursa’nın bir ilçesi olan Karacabey’de 1992 yılında dünyaya geldi. İlköğretim ve lise öğrenimi Karacabey’de ve bir ara Bursa Erkek Lisesi’nde tamamlamış, üniversite eğitimi için İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde (İYTE) 100% İngilizce Moleküler Biyoloji ve Genetik eğitiminin kurbanı olmuştur. Akademik hayatı boyunca İYTE, Ege Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Dresden Teknoloji Enstitüsü’nde stajlar yapmış olup gelişimsel sinirbilim, nöroloji, biyoinformatik, hesaplamalı kimya, immünoloji, bitki genetiği, mikrobiyoloji alanlarında projeler yürütmüştür. Üniversite hayatı boyunca 6 poster sunumu, 1 sözlü sunum yapmış ve son yılında “Gündelik Hayata Sinirbilimsel Yaklaşımlar” adlı kitabını yayınlamıştır. Biyoinformatik ve hesaplamalı kimya laboratuvarlarında MATLAB, C, JAVA, Python, HTML, CSS öğrenmiş, zaman içinde kendini photoshop ve dreamwaver gibi programlarda da eğitmiştir. İleri düzey İngilizce, orta düzey Almanca ve başlangıç düzeyinde Japonca bilmektedir. Yazar ney üflüyor, beyin sporu olarak satranç oynuyor, beden sporu olarak bisiklet sürüyor. 2 sene boyunca İzmir’de Yavuz Akalın’dan ney dersleri almıştır ve İYTE Satranç ve bisiklet kulübünde aktif olarak hizmet vermiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.